
Facebook yakın zamanda etkileyici bir ilk çeyrek finansal performans raporu açıkladı: kar neredeyse üç kat artarak 1,5 milyar $’a fırladı. Aylık aktif kullanıcı sayısı da yeni bir rekorla 1,65 milyar oldu. Ama raporda yer alan bilgiler arasında, bizim için en çok önem taşıyanı, en küçük sayılardan birisi: 50 dakika.
Bu, bir kullanıcının Facebook, Instargram ve Messenger platformları üzerinde günlük geçirdiği ortalama süre. Üstelik WhatsApp hariç.
Bir kullanıcının Facebook platformları üzerinde geçirdiği günlük ortalama süre, 1 saate yakın. Bu, ABD’deki Çalışma İstatistikleri Bürosu’nun (Bureau of Labor Statistics) ölçtüğü diğer boş zaman aktivitelerinin tamamından daha fazla bir süre. Bir istina hariç: günde ortalama 2,8 saatle TV programı ve film izlemek. 19 dakikaya sahip kitap okuma aktivitesinden, 17 dakikaya sahip spor veya egzersiz aktivitelerinden, 4 dakikaya sahip sosyal etkinliklere katılma aktivitesinden ise çok daha fazla. Neredeyse insanın yeme-içme için ayırdığı süreye eşit (1,07 saat).
Tüketici internet şirketleri için araştırmalar yapan Evercore şirketinden analist ve yönetici ortak Ken Sena şöyle diyor: “Üzerinde kafa yorduğunuzda, 50 dakikanın uzun bir zaman dilimi olduğunu görürsünüz. Genelde bir platform kullanıcı tabanını artırdığında, ortalama süre düşer. Çünkü yeni kişilerin pek çoğu aktif olmazlar.”
Ama Facebook’ta bu süre arttı. 2014’teki 40 dakikadan bugün 50 dakikaya…Hem de geçen sürede aylık aktif kullanıcı sayısı artmış olmasına rağmen.
Üstelik bu büyüklük, ortalama değer. Bazı kişiler, birkaç saatini platformda geçiriyor olmalı.
Sena, insanları platformda tutmanın yollarını bulma konusunda muazzam iş çıkarttıklarını söylüyor.
Dijital medya endüstrisinde “süre” çok önemli. Süre, etkileşimi ölçmenin en iyi yolu. Reklam etkinliği ise etkileşim ile doğru orantılı. Süre ayrıca Facebook’un satabileceği deneyimlerin arzını da artırıyor. Bu da geliri artırıyor (Gelir geçen çeyreğe göre %52 artarak 5,4 milyar $ oldu).
Süre ayrıca Facebook’un kullanıcılarının ilgi alanlarını ve alışkanlıklarını daha çok tanımasına imkan veriyor. Bu da reklamlarda daha doğru hedefleme demek oluyor. Sonuç olarak, rakiplerin boy ölçüşemeyeceği bir network etkisi ortaya çıkıyor.
Platformda geçirilen ortalama süre baz alınırsa, Facebook’un pek az rakibi var. comScore’un son verisine göre en yakında, günlük ortalama 17 dakika ile Alphabet’in YouTube’u var. comScore’un ölçümleri sadece ABD’deki kullanıcıları kapsıyor. Şirketin Facebook günlük ortalaması için verisi, 35 dakika. Facebook 50 dakikayı hesaplarken, tüm dünyadaki kullanımı baz alıyor. comScore’a göre diğer sosyal mesya platformları ise şöyle sıralanıyor: Yahoo 9 dk., LinkedIn 2 dk., Twitter 1 dk.
Facebook’ta en çok zaman geçiren kişiler, 18-34 yaş aralığında, reklamcılar tarafından önemsenen gruba düşüyorlar. comScore’da pazarlama birimi üst düzey yöneticisi olan Andre Lipsman şöyle diyor: “Genel olarak bakarsak, Facebook kullanım süresi, genç insanlarda daha fazla özellikle milenyum sonrası doğanlarda…Genç insanların Facebook’tan kaçtığı söylemi var. Ama veri bunun yanlış olduğunu gösteriyor. Gençlerin sosyal medya iştahı daha yüksek. Birden fazla network’te zaman geçiriyorlar. Ama bunların içinde Facebook’a daha fazla zaman ayırıyorlar.
Facebook ve diğer sosyal medya platformlarının artması bazı soruları beraberinde getiriyor: Facebook’ta geçirdikleri 50 dakika boyunca insanlar hangi aktiviteden geri kalıyorlar? Bu süre, iş gücünden ve verimlilikten kayıp yaşatıyor mu? Ya da genç insanları düşündüğümüzde eğitim ve okumaktan geri kalınıyor mu?
Bu sorulara yanıt verecek verinin bulunması çok zor. İnsanlar, başka bir aktivitede bulunmaları gerekirken sosyal medyada zaman geçirdiklerini itiraf etmek istemiyorlar.
Bureau of Labor Statistics de bunu ölçme konusunda zorlanıyor. Çünkü sosyal medya kullanımı iş amaçlı da olabiliyor. Ayrıca insanlar bunları, işin başından kalkmadan yapabiliyorlar.
Sosyal medyaya en yakın kategori, “boş vakitte bilgisayar kullanmak” olabilir. Bu değer 2006’daki 8 dakikadan, 2014’teki 14 dakikaya artmış durumda. Ya da bir diğer kategori olan “başkaları ile iletişim kurma ve sosyalleşme” de olabilir. Bu kategori, 40 dikakadan 38 dakikaya gerilemiş durumda.
Geçen 8 yıl içinde pek çok aktivitenin süresinde önemli değişim olmadı. Ortalama kitap okuma süresi, 22 dakikadan 19 dakikaya geriledi. TV programı ve film izlemek 2,57’den 2,8 saate yükseldi. Ortalama çalışma süresi ise 3,4 saatten 3,25 saate geriledi (büro, tüm nüfusu dikkate alıyor. Çalışmayan gençler ve yaşlılar nedeni ile çalışma süresi bu değerleri alıyor).
Büro’nun verileri tüm nüfusu baz aldığından, bazı demografik gruplardaki önemli değişimleri yakalayabilmek için yetersiz kalabilir. comScore, TV izlemenin geçen yıl %2 düştüğünü, gençlerin geleneksel televizyondan uzaklaştığını raporlamıştı. 18-34 yaş aralığındakiler, toplam izleme sürelerinin %47’sini TV başında, %40’ını ise mobil cihazlarda geçiriyorlar. 55 yaş ve üstü olanlarda ise toplam izleme süresinin %70’i TV karşısında geçiyor.
comScore’dan Lipsman, sosyal medya kullanımının iş verimliliğini veya eğitim standartlarını düşürmekle suçlanmasına şüpheci yaklaşılması gerektiğini söylüyor ve ekliyor: “comScore verisi, insanların iş bilgisayarları üzerinden günde yalnızca 6-7 dakika sosyal medyaya bağlandıklarını gösteriyor. Facebook’un başka bir aktivitenin yerini aldığını düşünmüyorum. İnsanlar bu kullanımı günün akışı içinde gerçekleştiriyor: Asansörde, yolda, veya bir şey için beklerken…”
Bu arada Facebook, platform üzerinde geçirile süreyi artırmaya çalışıyor. Bu hedefe ilişkin önemli bir girişim, News Feed özelliğini kullanıcıların ilgi alanı ve ihtiyaçlarına göre özelleştirmek. Bu özelleştirmeyi, kullanıcıların nerede daha fazla zaman geçirdiğine bakarak yapabilirler. Çokça video izleyen biri için, News Feed’de daha fazla video yer alabilir. İnsanların platformda geçirdiği süre ve kendileri hakkında yarattıkları veri arttıkça, Facebook onları daha da iyi tanıyacak ve daha fazla zaman geçirecekleri yöntemleri bulması kolaylaşacaktır.
Elbette Facebook’ta geçirilecek sürenin bir sınırı olacaktır. Ancak analist Sena, bir üst sınır olmadığını düşünüyor ve ekliyor: “Herkes tüm gün kullanılan bir platform olmak istiyor. Tıpkı televizyonunu hiç kapatmayan insanların yaptığı gibi, sürekli açık bir platform olmayı….Bu konuda Facebook muhtemelen en iyi konumda bulunuyor.”