Araştırma: Finflüenserlerin Sosyal Medya Paylaşımlarının 10’da 9’u Düşük Kaliteli

Londra Queen Mary Üniversitesi’nin araştırmasına göre, finansal influencer’ların sosyal medya paylaşımlarının yaklaşık %90’ı düşük kaliteli.

Son yıllarda dünya genelinde büyük ilgi gören finflüenserler, platformlarını takipçileriyle finansal içgörüler paylaşmak ve çoğunlukla kripto gibi yüksek riskli alanlardaki belirli ürün ve hizmetleri tanıtmak için kullanıyor. Bu olgu düzenleyici kurumların radarına girmiş durumda; İngiltere’nin düzenleyici kurumu Financial Conduct Authority (FCA) de bu alanda çeşitli adımlar atan kurumlar arasında yer alıyor ve usulsüz oyunculara karşı cezai suçlamalar dahil bir dizi önlem uyguluyor.

Finflüenserlerin büyük çoğunluğu yasadışı bir eylemde bulunmasa da Aberdeen Group Charitable Trust tarafından desteklenen Queen Mary araştırması, büyük bölümünün genel olarak düşük kaliteli rehberlik sunduğunu ortaya koyuyor.

Araştırmacılar; Instagram, TikTok ve YouTube’daki yaklaşık 2.500 finflüenserin paylaşımlarını altı kriter temelinde inceledi: içerik üreticisinin uzmanlığı, ilgili açıklama ve uyarıların varlığı, fikirlerin finansal ve ekonomik güvenilirliği, açıklama kalitesi, olumsuz yönlerin ve/veya alternatiflerin ele alınması ile kaynak ve hesaplamaların şeffaflığı.

İncelenen paylaşımların yaklaşık onda dokuzu, olumlu özelliklerden çok olumsuz kalite özellikleri taşıyan finansal yönlendirmeler içeriyor. Paylaşımların yalnızca %8-9’u içerik üreticisinin ilgili uzmanlığına yer verirken, sadece %12-13’ü açıklama veya uyarı içeriyor.

Araştırmacılar, finansal rehberliğin kalitesinin platforma göre belirgin biçimde farklılaştığını saptadı. YouTube paylaşımları, Instagram veya TikTok içeriklerine kıyasla tutarlı biçimde daha fazla olumlu kalite özelliği barındırıyor. YouTube paylaşımlarının yaklaşık beşte birinde içerik üreticisi kendi uzmanlığını belirtiyor. Bu oran Instagram’da yalnızca %2,2 ve TikTok’ta %3,9 düzeyinde kalıyor.

Buna karşın, 4.200 İngiliz’i kapsayan eşlik eden bir anket, finflüenserlerin gerçekten etkili olduğunu gösteriyor. Katılımcıların yaklaşık üçte biri geçen yıl içinde sosyal medyada karşılaştıkları bir finansal ipucunu uygulamak veya buna bağlı bir karar almak gibi eylemlerde bulunduğunu söylüyor.

Sosyal medya yönlendirmelerine göre hareket edenlerin %70’i büyük ölçüde olumlu sonuçlar aldığını bildirirken, %27’si karışık sonuçlar yaşadığını ve yalnızca %3’ü büyük ölçüde olumsuz sonuçlarla karşılaştığını belirtiyor.

Neredeyse tüm katılımcılar gördükleri bilgileri doğruladıklarını söylese de pek çoğu yorumları okumak gibi zayıf yöntemlere başvuruyor. Bunun yanı sıra katılımcıların yarısından fazlası “finansal rehberlik” ile düzenlenmiş “finansal tavsiye” arasındaki yasal farktan habersiz; beşte ikisi ise sosyal medyadaki finansal rehberliğin büyük bölümünün mevcut düzenlemelerin dışında kaldığını öğrenince şaşkınlığa uğruyor.

Aberdeen Group Charitable Trust Başkanı Kristina Church, FCA ve Reklam Standartları Ajansı gibi düzenleyici kurumların bu süreçte rol üstlenmesi gerektiğini kabul etmekle birlikte şunu vurguluyor: “Sorumluluk yalnızca düzenleyicilere bırakılamaz. Bu araştırma, çevrimiçi paylaşılan finansal içeriklerin temel standartları karşılamasını sağlamada ve yanıltıcı içeriklerin yayılmasını sınırlamada platformların kritik bir rol oynadığını gösteriyor.”

Etiketler