Daha Adil İşyerleri Mi İstiyorsunuz? Yönetim Kurulunda Çalışanlara Yer Verin

Şu anda, çoğu halka açık şirketin çalışma şekli şu şekilde: Çalışanlar her gün geliyorlar ve üst düzey yöneticiler, CEO ve COO’dan oluşan bir yönetim ekibinin yönergeleri doğrultusunda işlerini yapıyorlar. Bu üst düzey yöneticiler ise hissedarların seçtiği bir grup diğer yöneticinin yanında, yönetim kurulu tarafından belirlenen hedeflere ve finansal ölçütlere ulaşmak için çalışıyorlar.

Bu kurulumda, CEO ve yönetim ekibi esasen yönetim kurulu ve taleplerini yerine getirmekle görevli çalışanlar arasındaki tampon görevi görüyor. Çalışanlar ise bu taleplerin gerçekte ne olduğu, ya da bunların karşılanması için nelerden ödün verileceği konusunda pek bir şey söyleyemiyorlar. (Bu, işçi tükenmişliği ve memnuniyetsizliği konusunda bir itici güç olarak belirtilmektedir.)

Bu şekilde olmak zorunda değil. Wisconsin’den bir Demokrat olan Senatör Tammy Baldwin, halka açık şirketler için çalışanların kurul üyelerinin üçte birini doğrudan seçmelerine olanak verecek yeni bir model önerdi. Çoğu Amerikalı bu fikre katılıyor: Civis Analytics tarafından yapılan 3.300 Amerikalı çalışanın katıldığı yeni bir ankete göre, katılanların %53’ü, onları yönetecek kişiye ilişkin çalışanlara doğrudan söz hakkı vererek işyerlerindeki demokrasiyi ilerletme fikrine olumlu bakıyor.

Civis’in sorduğu soru ise şuydu: “Birçok ülkede, büyük şirketlerde çalışanlar, ilgi alanlarını ve bakış açılarını yönetime iletmek için şirketlerin yönetim kuruluna temsilci seçiyorlar. Demokratlar bunun, düzenli çalışanlara şirketlerinin nasıl işlediğine ilişkin söz söyleme hakkı verdiğini söylerken, Cumhuriyetçiler şirketleri daha az verimli hale getirdiğini ve ekonomi için kötü olduğunu iddia ediyor. Büyük şirketlerde çalışanların şirketlerinin yönetim kuruluna temsilci seçmesine izin verir misiniz?”

Burada bahsedilen “birçok ülke”nin arasında, büyük şirketlerin denetim kurullarının yarım hissedarlardan ve diğer yöneticilerden ve yarım çalışanlardan oluştuğu Almanya var. Araştırma, bu kurulumun çalışanların iş miktarını azalttığını, maaşları ve verimliliği artırdığını ve gelir eşitliğini desteklediğini tespit etti. Hissedarların kazançları biraz sıkıntılı olsa da araştırmacılar gelir akışını çalışanlara yöneltmenin iyi bir şey olduğuna büyük ölçüde katılıyorlar.

Bir anlamda, bu kurumsal model, çalışan kooperatiflerinin şekillendirdiği, gerçekten demokratik bir işyerine doğru atılan bir adım. Bu yapıda, çalışanlar şirketi yönetiyor – bunlar, esasen hissedarlar ve maaş yapısı ve karlılık gibi kararlardan etkilenenler. Çalışan kooperatifi modeli hala nispeten marjinal – destek büyümekte olsa bile – ve bu öneri; çalışanları, hissedarlar ve yöneticiler ile eşit şartlara oturtmanın belki de artık radikal bir kavram olmadığını gösteriyor.

Etiketler