Rüzgar Türbinleri Büyüdükçe Rüzgar Enerjisi Ucuzluyor

Enerji sektöründen güzel bir haber var. 163 rüzgar enerjisi uzmanı ile birlikte yapılan bir ankete göre 2030 yılına kadar rüzgardan elde dilen elektriğin maliyeti, yüzde 24 ila yüzde 30 arasında azalacak.

Kilit sebep ise şu: Yeni rüzgar projeleri, hem kıyıda hem de açık denizde olmak üzere giderek büyüyor. Türbinler uzayarak daha güçlü rüzgarlara eriştikçe, tek bir türbin üzerinden üretilen elektrik miktarı fazlalaşıyor.

Araştırmaya katılan Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuvarı uzmanlarından Ryan Wiser, “Uzmanlarımız net bir şekilde ilerideki maliyetlerde önemli ölçüde azalmalar olacağını kaydetti.” diyor.

Geçtiğimiz hafta Nature Energy dergisinde yayımlanan araştırma, yenilenebilir enerji geçişinin bir an önce yapılması gerektiği konusunda endişe duyanların adeta içine su serpti. Rüzgar ve güneş enerjisi gibi teknolojiler, kömür ve doğal gaza göre ucuzladıkça, daha çabuk uyum sağlanabilir ve bu yeni enerji türleri, etkilerini yalnızca ABD çapında değil, dünyanın geri kalan gelişmekte olan ülkelerine de yayabilir. Özellikle bahsi geçen gelişim aşamasındaki ülkeler, yenilenebilir enerjinin yükselişinden büyük fayda sağlayacak gibi görünüyor.

Araştırma, çeşitli raporlara göre “enerji dünyasında uzman katılımı bakımından bu zamana kadar gerçekleştirilmiş en büyük çıkarım” olma özelliğini taşıyor. Uzmanlara; kıyı rüzgarı, açık deniz rüzgarı ve dalgalanan deniz rüzgarı olmak üzere üç farklı rüzgar enerjisi teknolojisi üzerine sorular soruldu.

Çalışmaya göre 2015’i sonlarına doğru rüzgar, dünyaya elektriğin toplamda yüzde 4.3’ünü verdi. Uzmanlara göre rüzgarın “uygun maliyetinin” ise düşmeye devam etmesi bekleniyor – hem de kıyı rüzgarından çok, açık deniz rüzgarları üzerinden. Kıyı rüzgarları daha olgun bir teknolojiden geldikleri için bu, oldukça kulağa oldukça mantıklı geliyor. Yine de 2030 yılının sonuna kadar kıyı rüzgarlarının açık denizdeki rüzgarlardan daha ucuz olacağı tahmin ediliyor.

Kıyı rüzgarlarının maliyetinin düşecek olması, Wiser’a göre sürpriz olmuş. “Kıyı rüzgarları sektörü, ek teknolojik geliştirme olasılıklarının hala var olabileceğine dair sektör içerisinde sorgulara yol açmıştı.”

Bu maliyet düşüşleri, 2050 yılına kadar dünyada rüzgar enerjisi kullanımını önemli ölçüde artıracak gibi görünüyor. Önemli bir nokta daha var ki, o da uzmanlardan gelen sonuçlara göre fiyatların şimdi olduğundan çok daha hızlı düşeceği.

Uzmanların bu maliyet düşüşlerine sundukları gerekçeler ise farklı rüzgar uygulamaları çeşitlerine dayalı olarak değişiklik gösteriyor. Kesin olan bir konu var ki, o da daha büyük rüzgar türbinlerinin ve daha geniş pervanelerin yolda olduğu.

Araştırma sonuçlarına göre uzmanlar, 2030 yılına kadar, ortalama bir kara türbinin 115 metre uzunluğunda ve 135 metrelik bir çapı olan pervaneye sahip olacağını tahmin ediyor. Denizdeki rüzgar türbinlerinin ise daha da büyük olması bekleniyor: 125 metre uzunluğunda ve 190 metre çapında bir pervane ile.

2030’da hayata geçmesi beklenen ortalama bir karasal rüzgar türbininin bu araştırmaya göre düzenli olarak 3.25 megawatt’lık elektrik üretmesi bekleniyor. Açık deniz türbinlerinin ise yine aynı zaman dilimi içerisinde bunun üç katı kadarını üreteceği tahmin ediliyor; yani 11 megawatt.

Ancak buradaki kilit nokta, azalan maliyet. Wiser’a göre daha uzun türbinler ve daha büyük pervaneler, “kapasite” faktörünü artırarak projenin gerçekte üretebileceği enerjiden daha fazlasını üretmesini sağlıyor: “Sistemden çok daha fazlasını elde etmiş oluyorsunuz.”

Ve her ne kadar sistemler giderek büyüse de, Wiser’a göre bu, sistemin daha pahalı bir hale geleceği anlamına gelmiyor, zira teknolojik ve tasarımsal geliştirmeler bunu sağlıyor.

Rüzgar enerjisi sektörünün büyümesinin son zamanlarda gündeme oturmasının üzerine yapılan bu araştırma, özellikle açık denizlerde bulunan rüzgar türbinlerinin önemini bir kez daha vurgulamış oldu.

Etiketler