Dropbox, Hatalı Hamlelerde Mi Bulunuyor?

Dropbox geçtiğimiz haftalarda, medyada öne çıkan bazı hamlelerde bulundu. Storm Ventures ortağı Anshu Sharma, bu hamlelerden etkilenenlerden değil. Tam tersine bazı endişeler taşıyor.

Müşterinin gerçekten istediğinin ne olduğunu anlamakta çuvallayan bir şirket görüyor. Bu durumu “Stack Fallacy” adında bir terim ile tanımlıyor. Bu tanımı, kendi alanında başarılı şirketlerin, bildiklerine aşırı değer vermeleri ve bir sonraki hareketin ne olması gerektiği konusunda yanlış değerlendirmelerde bulunmaları olarak açıklıyor.

Sharma: “Şirketler, “neyi” sorununun doğru yanıtının ne olduğundan çok emin olduklarında, başarısız olurlar.” diyor. Burada müşterilerin neyi istediğini zaten bildiklerini düşünerek yanılan şirketleri kastediyor.

Dropbox yakın zamanda yaygın bilinen tüketici uygulamalarından ikisini kapattı: Bir fotoğraf uygulaması olan Carousel ve e-posta uygulaması olan Mailbox. Bu hafta ise, verisinin büyük kısmını Amazon Web Services’ten (AWS) almak için kendi veri merkezlerini kurduğunu duyurdu. Bu haber, şirketin harcamaları hakkında soru işaretleri uyandırdı.

Bu hareketler, en son 10 milyar $ olarak değerleme alan Dropbox’ın, işini yeterince hızlı büyütmekte zorlanıyor olabileceğini söyleyen birkaç rapor ile aynı zamana denk geldi.

Ocak ayında, Dropbox’ın yatırımcılarından bir tanesi şirketin tahmini değerini yarı yarıya düşürmüştü.

Sharma, tüm bu olanların Stack Fallacy’nin mükemmel bir örneği olduğuna inanıyor ve ekliyor: “Bundan öncekilerden çıkartılacak ders: çok dikkatli olunması ve müşterinin tam olarak, gerçekten ne istediğini bulmak için çaba harcanması gerekiyor.”

Sharma, Stack Fallacy terimini ilk kez bu yılın başında bir blog yazısında ortaya atmıştı. Teori kısa sürede Wall Street Journal yazarı Christopher Mims ve Andreessen Horowitz yatırımcısı Steven Sinofsky tarafından kullanılmıştı.

Sharma bu teoriyi şöyle açıklıyor: “Kendi bulunduğunuzun bir üstündeki katmanı inşa etmenin, önemsiz ve kolay olduğuna inanış.”

Bu tanımı biraz açmamız gerek: teknolojide, temel seviye olan sunucu ve son kullanıcı arasında pek çok katman bulunur. Bu katmanlardan biri sunucu, diğeri network, bir diğeri veri tabanı, başka bir tanesi uygulama olabilir.

Sharma, pek çok şirketin kendi iş katmanındaki bilgi seviyesini, gereğinden fazla değerli bulduğunu ve bu şirketlerin ayrıca,  bir üstte yer alan katmandaki teknolojiyi oluşturmak için gerekli çabayı küçümsediklerini söylüyor.

Örneğin IBM, kendi PC’leri üzerindeki karlı yazılım dünyasını, Microsoft’un ele geçirmesini izledi. Oracle, Salesforce’un sadece kendi veri tabanı üzerinde oturan bir uygulama olarak görürdü. Ama rekabet ettikleri bulut yazılım alanına hakim olamadı. Google, inanılmaz büyüklükte arama verisine sahip olmasına rağmen, daha üst katman olan sosyal ağ alanında başarılı olamadı.

Öte yandan katmanlarda geriye doğru gidersek tam tersi durum geçerli. Google, arama teknolojisinin altındaki bir katman olan bulut bilişim işinde gayet iyi. Apple ise artık, akıllı telefon katmanının en alt katmanlarından olan çiplerini kendi üretiyor.

Sharma’ya göre şirketler bir üst katmana geçişte başarısız oluyorlar çünkü; üst katmanın yapı taşları ile ilgili sahip oldukları bilgi çok fazla. Bu sayede daha iyi bir ürün yaratmak için gerekli her şeye sahip oldukları kanısına varıyorlar.  Alt katmanlara geçiş ise daha kolay çünkü şirketler zaten alt katman ürünlerinin müşterisi durumundalar. Dolayısıyla o katmandaki müşterinin ne istediğini biliyorlar.

Sharma şöyle diyor: “Stack Fallacy, insan doğasının bir sonucu. Bildiğimiz şeye fazla değer veririz. Başarıya giden yoldaki dar boğaz ise genelde, araçlara ilişkin sahip olunan bilgi değil, müşterinin ihtiyacını anlamaktaki eksiklikten gelir.”

Neden Dropbox?

Peki bunların Dropbox ile ne ilgisi var?

Sharma Dropbox’ın işi ile ilgili sorgulanması gereken bazı kararlar almaya başladığına inanıyor. Ona göre Dropbox, bir üst katmanda uygulama yaratmak için gerekli şeyleri küçümsedi ve müşterinin ihtiyaçlarını anlamakta başarısız oldu. Bu hataları yaparken bir yandan da önemi olamayan alanlara yatırım yaptı: AWS’ten uzaklaşmak gibi…

Sharma konu hakkında şunları söylüyor: “Dropbox, müşteriye dönük özelliklerden ziyade depolama konusuna zaman ve eforunu harcıyor. Müşteriye odaklanmak yerine kendi katmanınızda optimizasyona elbette gidebilirsiniz. Ama bunu pazarı kazandığınızda ve birleşme evresinde gerçekleştirirsiniz. Henüz kazanmadılar. Erken zafer ilan ettiler.”

Sharma, Dropbox’ın  maliyet alanında optimizasyon ve önemsiz teknik avantajlara odaklanmak yerine; müşteri ihtiyaçları ve Google, Box gibi şirketlerle rekabet hakkında daha fazla düşünmesi gereken bir dönemde olduğuna inanıyor.

“Kendi veri merkezini inşa etmenin hızlı kazanımları da var elbette. Altyapı maliyetlerinde tasarruf sağlar ve Dropbox’ı daha esnek ve güvenli kılar.” diyor Sharma.

Öte yandan Stratechery yazarı Ben Thompson, bu hareketin daha fazla tasarruf getirerek karı artırmada olumlu etkisi olacağını; ancak geliri artırmada etkili olmayacağını belirtiyor. Dropbox’ın esas probleminin ise, gelirini büyütmek olduğunu ekliyor.

Sharma’nın verdiği bir diğer örnek ise Apple’ın AWS’ye olan bağımlılığını azaltarak Google’ın bulut platformuna geçişi başlatması. Sharma bu konuda: “Apple büyüklüğündeki bir şirket kendi veri merkezlerini kurabilir. Ama bunun yerine asıl önemli olan konuya odaklanmaya devam ediyor: harika son kullanıcı deneyimi.” diyor.

Etiketler