
Misafirperverliğiniz, lügatınızda başlar.
Çalışanlarınıza hitap ederken kullandığınız kelimeler, kendilerini nasıl hissetikleri üzerinde inanılmaz bir etki yaratır. Ve evet, işinizi insanlaştırmak, konuşma tarzınızı değiştirmek kadar kolay.
Ben de restoranımda tam olarak bunu yaptım: Davios’ta biz, çalışanlarımıza “iç konuk” diyoruz. Neden mi?
Çünkü restoranlar, misafirperverlik yerleridir. Normalde oraya ait olmayan birini, adeta evinize birini alır gibi, içeri alıyorsunuz. “İç konuk” terimi, restoranda çalışan insanlar için de aynı şeyi yapmamız gerektiği anlamını taşıyor. Aslında bu konsept, her işletme için geçerli, ya da en azından geçerli olmalı. Bir iş adamı olarak ne kadar başarılı olduğunuzun benim için pek bir önemi yok – başarınız ile birlikte misafirperverliğinizi de korumanız gerekir. İşte karşınızda hem misafirlerinizi memnun kılan, hem çalışanlarınızı ayakta ve dinç tutan, üstüne bir de her daim açık olan bir işletmeye sahip olmak için uygulayabileceğiniz altın kurallar.
Ofisten çıkın.
Şirketiniz büyüdükçe çevrenizdeki insanlar ve markanız ile giderek daha fazla iletişim kurmanız gerekir. Bu da ofisten çıkmak anlamına gelir. Benim masam yok – sadece yanımda taşıdığım, evrak dolusu deri bir çantam var. İnsanlarla tanıştığım zaman bu bir masa haline geliyor ve burada konuklarım ya da “iç konuklarım” ile vakit geçirebiliyorum.
Herhangi büyük bir işletmede – ister üretim, ister satış, ister sağlık sektörü olsun – liderler, kendilerini yönetim odalarında kapalı tutup diğerlerinden üstün konumlandırdıklarında, başarıya ulaşamazlar. Burada büyük egolara yer yok. O yüzden eğer bir işe başlıyor ya da bir işi büyütüyorsanız, bu tavırdan vazgeçmenizi tavsiye eder ve kollarınızı vakit kaybetmeden sıvamanızı, elinizi taşın altına koymanızı tavsiye ederim.
Çalışanlarınızın gönderdiği her maile cevap verin.
Davios’ta herkesin bir e-posta adresi var. Çalışanlar, gönderdikleri mailleri okuduğumu ve onlara cevap vereceğimi bilirler. Restoranlar arasında her hafta dönüşümlü olarak gezerek her seviyeden çalışanla oturur ve işlerin nasıl gittiğini konuşurum. Evet, adamlarınızın ne gibi sorunlarla uğraştıklarını bilmekte büyük fayda var. Daha büyük fayda ise, bu sorunları çözüme ulaştırmak için kişisel sorumluluk edinmekten geliyor.
Takımınıza yatırım yapın.
“İç konuk” fikri, bizi temel medeniyetin ötesine götürür. Beraber yiyen bir ailenin bir arada kaldığı ile ilgili eski bir deyiş vardır. Restoranlar da tabii ki ödeme yapan konuklarını besliyor, ancak bana kalırsa iç konuklarını da beslemeleri gerekiyor. Biz, sabah saat 11 ile öğleden sonra 4’e kadar, her gün çalışan yemekleri düzenliyor, ve bunu ücretsiz olarak yapıyoruz. Konuşuyor, şakalaşıyor ve harika vakit geçiriyoruz. Bunun bize maliyeti var mı? Tabii ki var, ancak bundan oldukça fazla fayda görüyoruz. Adamlarımızın, kendilerini de konuk olarak gördükleri için, başkalarına hizmet ederken hiç zorlanmıyorlar.
Bu yazı, Davio’s restoran zincirlerinin CEO’su ve baş şefi olan Steve DiFillippo tarafından kaleme alınmış, Digital Talks ekibi tarafından çevrilmiştir.