İngiltere’de Teknoloji Girişimi Kurmak İsteyenler İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bu yazı, Londra merkezli yapay zeka destekli legal tech girişimi olan SuLe‘nin Product Lead’i Hüseyin Kaplan tarafından 12 Şubat 2026 tarihinde konuk yazar olarak DigitalTalks için kaleme alınmıştır.

Avrupa’nın teknoloji başkenti neresi diye sorarsanız, alacağınız cevap yıllardır değişmiyor: Londra. Yetenek havuzunun genişliği, yatırım ekosisteminin olgunluğu ve globale açılmak için sunduğu stratejik konum, İngiltere’yi teknoloji girişimcileri için bir cazibe merkezi haline getiriyor.

Ancak dışarıdan bakıldığında oldukça parlak görünen bu ekosisteme adım atarken, arka planda iyi yönetilmesi gereken ciddi bir bürokratik, hukuki ve kültürel zemin bulunuyor. Londra merkezli bir “legal tech” (hukuk teknolojileri) girişimi olan SuLe’de bir ürün lideri olarak, startupların hukuki ve operasyonel süreçlerde nerelerde takıldığını yakından gözlemleme şansım oluyor.

Eğer rotanızı İngiltere’ye çevirmeyi planlayan bir girişimciyseniz, vizyonunuzu hayata geçirmeden önce dikkat etmeniz gereken en kritik başlıkları sizin için derledim.

1. Doğru Vize Stratejisini Belirlemek: “Innovator Founder Visa”

İngiltere’de şirket kurmak ile İngiltere’ye yerleşip o şirketi yönetmek birbirinden farklı iki konudur. Şirketinizi (LTD) İngiltere’de uzaktan birkaç saat içinde kurabilirsiniz ancak işin başında olmak istiyorsanız doğru vizeye ihtiyacınız var.

Son yıllarda İngiltere hükümeti, girişimciler için vize süreçlerini güncelledi. Şu an masadaki en güçlü seçenek Innovator Founder Visa (Yenilikçi Kurucu Vizesi). Bu vizeye başvurabilmek için iş fikrinizin inovatif, ölçeklenebilir (scalable) ve uygulanabilir (viable) olması gerekiyor. Fikrinizin bu kriterleri karşıladığını İngiltere’deki yetkili onay kurumlarından (endorsing bodies) alacağınız bir mektupla kanıtlamalısınız. Sürece aylar öncesinden hazırlanmak ve iş planınızı (business plan) eksiksiz kurgulamak bu işin ilk kuralı.

2. Hukuki Altyapı ve Fikri Mülkiyet (IP) Hakları

Girişimcilerin en çok hata yaptığı yerlerden biri, işin hukuki boyutunu “nasıl olsa sonra hallederiz” diyerek ertelemektir. Bir legal tech girişiminde çalışmanın verdiği içgörüyle söyleyebilirim ki; sonradan çözülmeye çalışılan hukuki pürüzler, başlangıçta kurulan sağlam bir yapıdan çok daha pahalıya patlıyor.

  • Kurucu Ortaklık Sözleşmesi (Founder Agreement): Ortaklar arasındaki hisse dağılımı, şirketten ayrılma durumunda (vesting) ne olacağı gibi konuları mutlaka İngiliz hukukuna uygun bir sözleşmeyle güvence altına alın.
  • Fikri Mülkiyet (Intellectual Property – IP): Yazdığınız kodun, oluşturduğunuz markanın veya algoritmanın haklarının bireylerde değil, kurduğunuz İngiltere şirketinde (LTD) olduğundan emin olun. Yatırımcıların “due diligence” (durum tespit) sürecinde ilk bakacakları yer burasıdır.

3. Yatırımcıların Gözdesi: SEIS ve EIS Teşvikleri

İngiltere’yi startuplar için bir cennet yapan asıl sihirli kelimeler SEIS (Seed Enterprise Investment Scheme) ve EIS (Enterprise Investment Scheme) vergi teşvikleridir.

İngiltere hükümeti, erken aşama ve riskli teknoloji girişimlerine yatırım yapan melek yatırımcılara ciddi vergi indirimleri sunar. Eğer şirketiniz SEIS veya EIS onayına (Advance Assurance) sahipse, İngiliz yatırımcılardan yatırım alma ihtimaliniz katlanarak artar; çünkü yatırımcılar koydukları paranın büyük bir kısmını vergi iadesi olarak geri alacaklarını bilirler. İngiltere’de yatırım turuna çıkmadan önce halletmeniz gereken ilk görev budur.

4. Bankacılık ve Finansal Operasyonlar

İngiltere’de yabancı bir kurucu olarak geleneksel bankalardan (Barclays, HSBC vb.) kurumsal hesap açmak, sıkı “Müşterini Tanı” (KYC) ve “Kara Para Aklamayı Önleme” (AML) prosedürleri nedeniyle aylar sürebilir.

Bu noktada İngiltere’nin güçlü fintek ekosistemi imdadınıza yetişiyor. Revolut Business, Tide veya Monzo gibi dijital bankalar üzerinden şirket hesaplarınızı çok daha hızlı ve pürüzsüz bir şekilde açabilir, küresel ödeme altyapılarınızı (Stripe, PayPal vb.) hemen entegre edebilirsiniz. Ancak yine de muhasebe süreçleri için İngiltere vergi sistemini (HMRC kurallarını) iyi bilen yerel bir muhasebeci (accountant) ile çalışmak hayati önem taşır.

5. Ekosisteme Entegre Olmak ve Ağ Kurmak (Networking)

İngiltere’de iş yapma kültürü tamamen “networking” üzerine kuruludur. Ürününüz ne kadar iyi olursa olsun, kapalı kapılar ardında kalarak başarılı olmanız çok zordur.

  • Londra’daki etkinliklere (Meetup, Eventbrite üzerinden bulunabilecek tech buluşmaları) katılın.
  • Old Street (Silicon Roundabout), Shoreditch veya King’s Cross gibi teknoloji merkezlerindeki (hub) paylaşımlı ofislerde (WeWork, Huckletree vb.) vakit geçirin.
  • LinkedIn’i İngiltere pazarında son derece aktif kullanın. Buradaki yatırımcılar ve mentorlar, sıcak bir e-posta veya iyi yazılmış bir LinkedIn mesajı ile kahve içmeye genellikle açıktır.

İngiltere’de bir teknoloji girişimi kurmak; doğru strateji, güçlü bir pazar araştırması ve sağlam bir yasal altyapı gerektiriyor. Ürün liderliğinin bana öğrettiği en önemli derslerden biri şudur: Mükemmel bir ürün inşa edebilirsiniz, ancak o ürünün üzerinde koşacağı zemini (şirket yapısı, vizeler, vergiler) baştan sağlam inşa etmezseniz, en ufak bir sarsıntıda tökezlersiniz.

Bürokratik süreçlerin sizi korkutmasına izin vermeyin. Londra ekosistemi, kurallarına göre oynadığınızda girişiminizi globale taşımak için ihtiyacınız olan tüm rüzgarı arkanıza verecektir.

Etiketler