Teknoloji Bağımlılığıyla İlgili 6 Mit (Bölüm 2)

Teknoloji Bağımlılığı Zihinsel Hastalık Değildir

Şu anda, teknoloji bağımlılığına ilişkin resmi bir zihinsel hastalık teşhisi bulunmuyor. Fakat bu değişebilir: Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), International Compendium of Diseases’in bir sonraki versiyonuna “oyun oynama hastalığını” dahil etmeyi planladığını açıkladı.

Fakat bu oldukça tartışmaya açık bir öneri. Ben, kararın bilimsel bir şekilde desteklenmediğine dair DSÖ’ye yazı yazan 28 bilim insanından biriyim. DSÖ, oyun oynama hastalığının aslında bir hastalık olmayıp depresyon gibi diğer zihinsel sağlık sorunlarının bir semptomu olduğunu gösteren araştırmaları görmezden geliyor gibi görünüyor.

Bu yıl Amerikan Psikoloji Topluluğu’nun Medya Psikolojisi ve Teknolojisi Bölümü, DSÖ’nün kararını eleştiren bir açıklama yaptı. DSÖ’nün kardeş kuruluşu UNICEF de çocukların ekran kullanımını tanımlamak için “bağımlılık” kelimesinin kullanımına karşı bir tutum benimsedi.

Bence, mevcut veriler teknoloji bağımlılıklarının tek başına hastalık olarak tanımlanmasını desteklemiyor. Örneğin, Oxford’un gerçekleştirdiği bir çalışmaya göre, oyun oynama bağımlılığı olarak adlandırılan şeye sahip olduğu düşünülen insanlar, başkalarına kıyasla daha fazla psikolojik veya sağlık sorununa sahip değil. Ek araştırmalar ise teknolojiyi aşırı kullanan insanların yaşadığı problemlerin zihinsel hastalıklardan genellikle çok daha hafif olduğunu ve tedavisiz bir şekilde kendi kendine geçtiğini gösterdi.

Teknoloji Bağımlılığı Teknolojiden Kaynaklanmıyor

Teknoloji bağımlılıklarına dair yapılan tartışmaların çoğu, teknolojinin normal beyinlere zarar verdiğine yönelik oluyor. Fakat benim araştırmama göre, teknoloji bağımlılıkları genellikle depresyon, kaygı ve odaklanma sorunları gibi diğer altta yatan hastalıkların semptomları oluyor. İnsanlar, tüm gün uyuyan depresif insanların “yatak bağımlılığına” sahip olduğunu düşünmüyorlar. Teknoloji bağımlılığını tedavi etme çabaları, gerçek problemi görmezden gelmeye sebep olabilir.

Sadece Teknoloji Bağımlılık Yaratmaz

Bazı insanlar çeşitli aktiviteleri çok fazla gerçekleştiriyor. Bu aktivitelerin arasında teknoloji kullanımı bulunuyor fakat ayrıca egzersiz, yemek yemek, seks, din ve alışveriş de bulunuyor. Dans bağımlılığına ilişkin araştırmalar bile var. Fakat bunların çok azı resmi teşhisler içeriyor. Teknolojinin çeşitli diğer eğlence aktivitelerinden daha fazla kullanıldığına dair çok az veri bulunuyor.

Teknoloji Kullanımı İntihara Yöneltmez

Bazı uzmanlar, genç kızlardaki artan intihar vakalarını teknoloji sorunlarına kanıt olarak gösteriyor. Fakat intihar oranları aslında tüm yaş gruplarında, özellikle orta yaşlı yetişkenlerde (1999’dan 2016’ya 17 yıllık bir dönem için) arttı. Bu artış, 2018’deki finansal kriz döneminde başladı ve o zamandan beri giderek belirginleşti. Bu durum, intihar oranlarının orta yaşlı yetişkinler arasında gençlerde olduğundan daha yüksek olduğunu göstererek ekranların gençleri intihara sürüklediği iddiasını çürütüyor. 

Yakın zamanda yazılan bir makale, ekran kullanımını gençlerde depresyon ve intihar ile ilişkilendirdi. Fakat aynı verilere erişimi olan başka bir bilim insanı, bu etkinin patates yemek ve intihar arasındaki ilişkiden daha fazla olmadığını ortaya koydu. Bu bir sorun: Bilim insanları zaman zaman gerçek etkilere değil, istatistiksel olarak anlamlı gibi görünen küçük verilere dayanan  korkutucu iddialarda bulunuyorlar.

Tabii ki, gizlilik sorunları gibi teknolojiyle ilişkili gerçek problemler var ve insanlar teknoloji kullanımını hayatlarının diğer parçalarıyla dengelemeli. Ayrıca, teknoloji kullanımında aşırıya kaçan küçük yüzdeye dikkat etmek gerekiyor. Teknoloji bağımlılıklarıyla ilgili kaygılarımızda küçük bir doğruluk payı var fakat mevcut kanıtlar, kriz durumu iddialarının veya uyuşturucu bağımlılığıyla yapılan kıyaslamaların tamamen yersiz olduğunu gösteriyor.

Bu yazı, Stetson Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Christopher J. Ferguson tarafından yazılmıştır ve DigitalTalks ekibi tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir.

Etiketler