Teknoloji Bağımlılığıyla İlgili 6 Mit (Bölüm 1)

Ekran başında geçirilen zamanın psikolojik etkileri hakkında nasıl bir tutum benimsemeli? Teknoloji kullanımı ile günlük yaşamın diğer yönlerinin dengelenmesi mantıklı görünüyor fakat bu dengenin nasıl kurulması gerektiğine dair birçok çelişkili tavsiye mevcut. Bu tartışmanın önemli bir kısmı ise teknolojiye olan “bağımlılık” ile mücadeleyi içeriyor. Fakat aslında bu, zayıf verilere dayanan korkutucu iddialardan kaynaklanan ahlak içerikli bir panik. 

Örneğin, Nisan 2018’te gazeteci Katie Couric’in America Inside Out programı, teknolojinin insan beynine olan etkisine odaklandı. Bölüm, teknoloji bağımlılığını tedavi eden bir işletmenin kurucu ortağını konu aldı. Bu kişi, kokain ve diğer uyuşturuculara olan bağımlılık ile teknoloji bağımlılığını karşılaştırdı. Program ayrıca, teknoloji kullanımının Alzheimer hastalığına benzer şekilde hafıza kayıplarına yol açabileceğini ima etti. Psikolog Jean Twenge gibi diğerleri ise akıllı telefonlar ile gençlerdeki intihar vakalarını ilişkilendirdi.

Ben, gençler ve ailelerle çalışan ve teknoloji kullanımı, video oyunları ve bağımlılık üzerine araştırma yürüten bir psikoloğum. Teknolojiyle ilgili korkutucu iddiaların çocuğunun saçma olduğuna inanıyorum. Teknoloji bağımlığıyla ilgili, gerçek araştırmalar tarafından çürütülmesi gereken birçok mit var.

Teknoloji Uyuşturucu Değildir

Bazıları, teknoloji kullanımının ve kokain, eroin veya metamfetamin kullanımının beynin aynı zevk noktalarını harekete geçirdiğini iddia ediyorlardı. Bu bir anlamda doğru fakat beyin uyuşturucuyla ilgili deneyimlere verdiği tepkileri sadece sağlıksız şeylere karşı vermez.

Herhangi eğlenceli bir şey, beyindeki zevk kanallarında dopamin artışıyla sonuçlanır – yüzmeye gitmek, bir kitap okumak, sohbet etmek, yemek yemek veya seks yapmak gibi. Teknoloji kullanımı, dopamin salınımına diğer normal eğlenceli aktivitelere benzer şekilde neden olur: normal seviyelerin yaklaşık %50 ile %100’ü kadar.

Buna karşılık, kokain dopamini %350’ye kadar, metamfetamin ise %1200’ kadar artırır. Ayrıca yeni araştırmalara göre, uyuşturucu madde kullananlardakine kıyasla bilgisayar kullanımı günlük yaşamında sorun yaratan kişilerdeki dopamin reseptörlerinin çalışma şekli önemli oranda değişiklik gösteriyor. Fakat bence, beynin video oyunlarına ve uyuşturucuya aynı şekilde tepki verdiğini söyleyenler bir damla suyu şelaleye benzetmeye çalışıyorlar.

Teknoloji bağımlılığı ve uyuşturucu bağımlılığı arasındaki karşılaştırmalar, iddiaları belgeleme konusunda güvenilir olmadığı kanıtlanmış beyin görüntüleme çalışmalarına dayanıyor. Diğer yakın tarihli görüntüleme çalışmaları ise şiddet içerikli oyunların genç beyinleri duyarsızlaştırdığı iddialarını çürüttü.

Teknoloji Bağımlılığı Sık Görülen Bir Şey Değildir

Teknoloji bağımlılıkları hakkında konuşan insanlar, akıllı telefon kullanımlarıyla sorun yaşıyorlar veya çocukların neden bu kadar oyun oynadığını anlayamıyorlar. Fakat bunlar okul, iş ya da sosyal ilişkiler gibi diğer yaşam aktivitelerinde önemli derecede sorun yaratan gerçek bağımlılıklar değiller.

Benim yürütmüş olduğum araştırmaya göre, oyun oynayanların %3’ü veya daha azı, okulda gerileme gibi problemli davranışlar geliştiriyor. Bu sorunların birçoğu ise hafif ve kendi kendine geçen sorunlar.

Bu yazı, Stetson Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Christopher J. Ferguson tarafından yazılmıştır ve DigitalTalks ekibi tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir.

Etiketler