
Yeni imkanlar, yeni stratejiler, yeni iş modelleri… İşverenler, çalışanlarını mutlu ve motive etmek için ellerinden gelen her şeyi deniyorlar. Ancak bu yöntemler, pek çok açıdan istenilen sonuçları vermiyor… Mart ayında yapılan bir araştırmaya göre çalışan etkileşimi (engagement), 2011 yılına kıyasla yüzde 33’ten yalnızca yüzde 34.1’e yükselmiş. Bu, oldukça etkisiz bir yükseliş.
Pekiyi neden etkileşim stratejileri işe yaramıyor? Çünkü çalışanların gerçekten istediği şeyi görmezden geliyorlar. İşverenler, oldukları yerde sayarak, aynı kısır döngü içerisinde dönerek çalışanları mutlu etmeye çalışıyor. Ancak çözüm, düşündüklerinden de kolay. Yeni yapılan bir araştırmaya göre çözüm, ek imkanlara gelmeden, temel insan kaynakları fonksiyonlarını güçlendirmek, bu fonksiyonların temelini ise çalışan faydasına oturtmak.
Albenili ek imkanlar gelip geçici, ancak alınan bu yeni data gösteriyor ki çalışanlar, aslında sadece daha iyi yan haklara sahip olmak istiyor. İşte bunların sonucunda ortaya çıkacak pozitif sonuçlardan yalnızca birkaçı:
Çalışan etkileşimi artıyor.
“Etkileşim”, işverenlerin sürekli olarak üzerinde durdukları ve tartıştıkları, ağır bir kavram. Haksız da sayılmazlar. Etkileşim, özellikle iş yerinde ciddi bir sorun haline gelebilir. Ancak etkileşimi düzeltmek, şirketin kültürel sorunlarını ele almak ya da bedava atıştırmalık dağıtmaktan ibaret değil. Aslında etkileşim, temel çalışan imkanlarıyla alakalı.
İK firması Namely’nin yapmış olduğu ankete göre, 5,000’den daha az çalışanı olan firmalarda çalışanların yüzde 54.3’ü, sağlık sigortası gibi temel yan hakları, onları en çok etkileşime sokan imkanlar olarak görüyor. Yine bir başka araştırmaya göre orta ölçekli firmalarda çalışanların yüzde 60’ı, yan haklar ve mesai ücretlerinin, en verimli yan haklar olduğu kanısında; yani baktığınızda bunlar ödül programlarından, takım etkinliklerinden ve ofis ortamından daha etkili.
Buradan çıkartmamız gereken ders şu: Masa tenisi masaları ve cuma günleri düzenlediğiniz ‘happy hour’ etkinliklerine odaklanmak yerine, çalışanların gerçekten ihtiyaç duydukları ve fayda sağladığı yan haklara önem vermeli ve onları geliştirmeliyiz.
En yüksek tatmin, ödüllerden geliyor.
Bir şirket, insan kaynakları stratejisi çerçevesinde elle tutulur faydalar sunduğu zaman, çalışanlar da gözle görülür bir biçimde daha mutlu hale geliyor. İyileştirilmiş geleneksel yan haklar, çalışan memnuniyetini artırmanın en etkili yollarından bir tanesi. Glassdoor Economic Research tarafından Haziran ayında yapılan bir araştırmaya göre özel sağlık sigortası, bireysel emeklilik planları ve ücretli izin gibi yan haklar, çalışanların en fazla önem verdiği faydalar arasında, ilk sıralarda yer alıyor.
Çalışanların heyecan verici ve yeni imkanlardan keyif alabilmesi için önce güçlü, geleneksel yan haklara ihtiyacı vardır. Eğer bir genel cerraha muayene olmayı karşılayamıyorsa, bir çalışanın hazırlayacağınız spa etkinliği için sabırsızlanmasını beklemeyin.
Çalışanlarınızı memnun etmek için bonuslar türetmek yerine, var olan yan haklarınızı yeniden masaya yatırın. Nasıl geliştirilebilirler? Hangi planlar çalışanların ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılıyor? Çalışanlarınız ile konuşun ve hangi temel yan hakların eksikliğini hissettiklerini öğrenin.
Şirket performansı olumlu yönde etkilenir.
İyileştirilmiş tatmin ve artırılmış etkileşim sayesinde ortaya çıkan daha iyi çalışan haklarının, güçlü bir şirket performansına yol açacağı aşikar. McDonald’s CEO’su Steve Easterbrook, tam da bu trendi birinci elden gözlemleyebilme fırsatı bulmuş. Şirketin satışları bu yılın Nisan ayında, şirketin üçüncü mali çeyreğinde artış gösterdiğinde, bu başarıyı çalışanlarına ve iyileştirilmiş çalışan haklarına ithaf etmişti.
Mutlu ve memnun çalışanlar, iyileştirilmiş verimlilikten de öte, mütşerilerle daha iyi iletişim anlamına gelir. Çalışanlari yan haklarından tatmin olduğunda daha fazla etkileşim kurar, işlerinden memnun kalır ve işverenine sadık olurlar.