Y Kuşağını Elde Tutmanın 8 Yolu

Bu yazı, John Pluhowski tarafından kaleme alınmış, Digital Talks ekibi tarafından çevrilmiştir. Pluhowski, eBay’in yönetim kurulu üyesi ve eski kurumsal ilişkiler yöneticisi, şu an ise TD’nin genel müdür yardımcısı ve kurumsal ilişkiler yöneticisidir.

Y kuşağı, genellikle iş ortamlarında kötü nam salmış. Sonsuzluk derecesinde mobil cihazlarına bağlı olan bu jenerasyon, hep daha fazlasını talep ediyor gibi, ancak bir iş bu yüksek beklentilerini karşılamadığı takdirde anında havluyu atma eğilimindeler. Hatta Forbes verilerine göre milenyum kuşağının tam yüzde 91’i, bir işe 3 yıldan fazla harcamayacaklarını belirtmiş. Millennial Branding raporlarına göre ise bir çalışanı kaybetmenin maliyeti, 20.000 dolara kadar çıkabiliyor.

Her ne kadar bu durum ‘ne seninle, ne de sensiz’ kadar dramatik olmasa da, gerçek şu ki, milenyum kuşağı, hem iş yerine, hem de dünyaya eşsiz bir yetenek havuzu sunmakta. Ben de hem iki Y kuşağı kızım, hem de 20 yıllık Y kuşağı yönetimi süresince edindiğim tecrübe sayesinde söyleyebilirim ki; milenyum kuşağına yatırım yapmak, alabileceğiniz en doğru kararlardan biri.

Büyük kızım Katie bir keresinde ilk iş değiştirme kararı için bana tavsiye için gelmişti. Bir startup’a katılacaktı. Her ne kadar ben onu baba içgüdülerimle kararından vazgeçirmeye çalışsam da, onun cevabı çok açık ve net oldu: “Baba, bizi yetiştirirken hep tutkularımızın peşinden gitmemizi söyleyen sen değil miydin?”

Biliyor musunuz, gerçekten de haklıydı. Kurduğu startup, aldı yürüdü. Hatta şu an uluslararası boyutlara bile ulaştı.

Günümüzün yetenek savaşları içerisinde güvenilmez milenyum kuşağının ilgisini çekmeyi öğrenmek, aslında Yeni Zelanda’nın Kakapo papağının davranışlarını incelemek gibi bir şey; anlamsız, zor, karmaşık… Ancak akıllı firmalar, bir jenerasyonun liderlerini işe almak ve eğitmek için tüylerini kabartmak zorunda olduklarını ve dört dörtlük bir yuva sağlamaları gerektiğini öğrenmeliler.

Y kuşağını nasıl kazanabileceğinizin 8 püf noktasını şöyle özetleyebilirim:

  1. Doğru olanı yapın: Pek çok araştırmaya göre Y kuşağı, kendi değerlerini barındıran şirketlerde çalışmak istiyor. Aslına bakarsanız doğru olanı yapmak, onların hayatlarının vazgeçilmez ana teması. Bu nedenle bağış toplama etkinliklerinde aktif rol alan şirketlerin Y kuşağının ilgisini çekme olasılığı çok daha yüksek. ‘Geri veren’ bir şirket, yalnızca dünyanın daha iyi bir yer olmasına katkıda bulunmuş olmakla kalmaz, aynı zamanda işten işte hoplayıp zıplayan bu kuşağı da mutlu etmiş olur.
  2. Eğitim ve gelişim fırsatları sunun: Tembel olmaktan oldukça uzak bu ultra-hırslı kuşak, anlamlı katkılarda bulunarak kariyerlerini ilerletmek peşinde. Daha da önemlisi, Forbes’a göre imkan eksikliği, milenyum kuşağının işlerinden istifa etmelerinin en büyük sebebi. Devamlı eğitim, akıl hocalığı ve gelişime yatırım yaparak milenyum kuşağını şirketinizde tutma olasılığınız çok daha yüksek. Size bir eBay örneği vereyim. Biz düzenli olarak konuk konuşmacı çağırarak yeni mezun çalışanlarımızla bir araya getiriyoruz. Daha eğlenceli bir yöntem olarak ise stajyerlerimizi birbiri ile kaynaştırmak ve şirket kültürünü aşılamak için yaz boyu bir dolu yavru köpek getirtiyoruz. Şaka değil!
  3. Online ve offline sosyal deneyimleri entegre edin: Hepimiz, Y kuşağının hayatlarının büyük bir kısmını sosyal medyada geçirdiğini çok iyi biliyoruz. Ancak bu, yaşıtları ile iletişim kurdukları yollardan yalnızca bir tanesi. Aslına bakarsanız onlar, çok sosyaller – ve bu sosyalleşme, hem online, hem de offline olarak yürütülüyor. Kendilerini evindeymiş gibi hissetmeleri için, şirketlerin Y kuşağına içsel bir sosyal kanal kurup birbirleri ile özgürce iletişim kurabilecekleri bir ortam sağlaması gerekir. Bununla birlikte genç çalışanların birebir iletişim kurabilecekleri sosyal etkinlikler düzenlemek de en az bu kadar önemlidir. Adeta sosyal yapıştırıcı görevi görecek olan bu iki taktik, çalışanlarınızı size bağlı tutacaktır.
  4. İş-hayat dengesine önem verin: Y kuşağı, aileleri ve arkadaşları ile geçirdikleri zamana fazlasıyla değer verir. Her ne kadar yoğun çalışmaya meyilli olsalar da, iş dışındaki ilgi alanlarını geliştirmek ve hayatın keyfini çıkarma konusunda da o kadar ısrarcıdırlar. Millennial Branding raporlarına göre Y kuşağının %45’i, yüksek maaş yerine iş ortamında esnekliği tercih ediyormuş. İşin özü oldukça basit aslında: Mutlu ve etkileşim içerisindeki çalışanlar, mutlu ve etkileşim içerisindeki müşteriler doğurur, bu da mutlu ve etkileşim içerisindeki ortaklıklar getirir.
  5. İşlerin halledilmesini kolaylaştırın: Y kuşağının çoğu zaman startupları büyük şirketlere tercih etmelerinin sebeplerinden biri de startuplarda daha az bürokrasi ile karşılaşmaları. BCG’ye göre Y kuşağı, “Hız, kolaylık, uygunluk ve verimliliği avantaj olarak görüyor”. Dürüst olmak gerekirse, bu her çalışan için geçerli. Her ne kadar bu tür değişiklikleri yapmak bazı durumlarda zor olsa da, nihayetinde çalışanlarınız size teşekkür ettiklerinde emin olun, emeklerinizin karşılığını almış olacaksınız.
  6. Girişimci bir inovasyon kültürü yaratın: Gençlerin startupları tercih etmelerinin bir diğer sebebi ise anlamlı bir iz bırakmak istemeleri. Araştırmalara göre bu kuşağın %78’i iş seçimi sırasında şirketin ne kadar inovatif olduğunu önemli bir kriter olarak almakta. Genç ve yetenekli birini işe almak için hıza, yeteneğe ve fikir üretme sürecine önem veren, dinamik bir çalışma ortamı yaratmak şart.
  7. Kurumsallığa tutunmayın: Genç çalışanlarınızı kurumsallık ve resmiyetle kazanmaya çalışmayın. Onlar bunu hemen farkeder. Açık ve düzenli iletişim Y kuşağını elde tutmanın kritik bir yöntemi. Bir diğer yandan da onların kurumsallıktan çok yaşıtlarından aldıkları bilgilere daha çok önem verdiği ortada. Onları havalı Powerpoint sunumlarınızla etkilemeye çalışmak ya da daha da kötüsü, ‘havalı’ görünmeye çalışmak (ama çoğu zaman bunu elinize yüzünüze bulaştırmak) yerine, genç çalışanlarla iletişim kuracak ve onlara rehberlik edecek, yine genç bir departman yaratmayı deneyebilirsiniz.
  8. Başarıları tanıyın: Son olarak da Y kuşağı, seslerinin duyulmasını ve katkılarına değer verilmesini önemser. Aslına baktığınızda, kim etmez ki? Bu nedenle eğer yürürlükte bir çalışan başarı programınız yoksa, bir an önce bir tane oluşturmanızı şiddetle tavsiye ederim. Maliyet konusunda ise telaşlanmayın; birazcık tanınmanın bile dönüşü size çok iyi gelecektir. İşin özü şu: Ödül, küçük veya büyük, çalışan genç, orta yaşlı veya yaşlı olsun, farketmez; ödüllendirme önemli, nokta.

İşte bu kadar. Tabii ki bunların hiçbiri, Y kuşağı çalışanlarınızın sizinle sonsuza kadar çalışacağını garanti etmiyor. Ancak kartlarınızı doğru oynarsanız, işletmenize devrim getirecek ve harika fikirler yaratmaya yetecek kadar uzun süre onları elinizde tutmuş olursunuz.

Etiketler