Sosyal Medya Verileriniz Bir Gün Yok Olacak… Facebook’takiler Bile!

Facebook, Twitter, WhatsApp, Instagram, Pinterest… Dijital dünyamız bu platformlar üzerinde…

Bu platformlardaki veriler, gündelik hayatımızda bizim için önemli. Her gün paylaşmak ve okumak için saatlerimizi harcıyoruz. Ancak bu verilerin kalıcılığı hakkında pek düşünmüyoruz.

Günlük hayatımıza ilişkin her şey, bu dünyadaki varlığımıza ilişkin her şey, dijital formatta depolanıyor.

Ses, video ve yazı olarak tükettiğimiz içerik ve hatta başkaları ile kurduğumuz iletişime ait kayıtlar, bulut hizmet veren şirketlerin devasa disklerinde bulunuyor.

Elbette elimizin altında, PC’nin, telefonların ve tabletlerin sabit disk ve hafızalarında tuttuğumuz veriler de var. Bazı kişiler, yedekleme için ayrı cihazlar kullanıyorlar. Kurumsal şirketler, regülasyon gereği belli bir süre için ellerindeki bazı tip verileri saklamak durumunda kalıyorlar. Ayrıca bir felaket veya sorun anında, verilerin yedeklerden dönülmesi ve böylelikle işin devamını sağlamak durumundalar. Bu sebeplerden, ciddi depolama varlıkları bulunduruyorlar.

Yukarıda belirtilen özel depolanmış verilerin büyüklüğü, bulutta üretilen ve depolanan verinin büyüklüğünün yanında ufacık kalıyor.

Bundan 50 ya da 100 yıl sonra, bugün depolanan veri yapılarını çağırıp birleştirmek konusunda zorluk yaşama ihtimalimiz yüksek. Bu nedenden ötürü dijital formatta yaratılmış kültürel çalışmaları dahi geri dönülemez şekilde kaybedebiliriz.

Peki ya kişisel varlığımıza ilişkin kayıtlar?

Birilerinin yaşam şeridine erişim hepimize çekici geliyor. Bu ve bunun gibi nedenlerden ötürü sosyal medya ve bulut depolama hizmeti sunan şirketleri kullanımımız artıyor. Böylelikle varlığımıza ilişkin kayıtları üçüncü şahısların ellerine emanet ediyoruz. Üstelik emanet ettiğimiz şirketlerin, verilerin uzun süre korunmasına birinci derecede öncelik vermek gibi bir zorunluluğu yok.

Facebook ve Google gibi şirketlerde bulunan verilerimizin tek amacı, başkaları ile paylaşılarak paraya çevrilmeleri. Veri, hizmet sağlayan şirket için ancak ve ancak paraya çevrilebilirse önem taşıyor. Bu nedenle durum güncellemeleri, etiketlemeler, fotoğraflar, video’lar ve benzeri veriler, şirket için değer taşıdığı sürece depolanacak.

Facebook’un bir yıllık bir veriye, hatta biraz daha iyimser düşünelim 5 yıllık bir veriye ilgi duymasını anlamak kolay. Ama on yıl? Ya yirmi? Söylemesi zor.

Şirketler, hizmetin ücretine paralel olarak belirlenen ve koşulların açık seçik yazdığı bir hizmet seviyesi sözleşmesine sahip olmadığı sürece; verilerin erişilebilir olacağına garanti verilemez. Hatta on yıllık bir süre için bile… Hepimiz biliyoruz ki Facebook ve diğer pek çok benzer sosyal medya hizmetinde, ücret ve hizmet seviyesi sözleşmesi mevcut değil.

Cihazların gelişmesi ile birlikte daha büyük ve kompleks veri formatları yaratıyoruz (HD veya 4K gibi). Şirketler ise bu gelişmeye ayak uydurma ve paylaşılabilir kılma konusunda bir yarış halinde. Bu ikisi bir araya gelince şirketlerin veri depolama altyapısında yapması gereken yatırımların daha da büyümesi gerekiyor.

Bu durum bulut şirketlerinin veriyi sınıflandırmalarında değişikliğe neden olacak. Ayrıca veri depolama endüstrisinin daha ucuza ve herkesçe üretilebilen duruma gelmesini sağlayacak. Hiper ölçekte çalışan şirketler, özel teknolojiler kullanmak yerine veriyi daha ucuza istiflemek için yollar arayacaklar (SAN yerine JBOD kullanımı gibi). Ama bunlar bile verinin üstel (exponential) büyümesine yeterli gelmeyecek. Basitçe anlatmak gerekirse: her şeyi sonsuza dek depolamamızın bir yolu yok!

En azından Snapchat bu mantığa dayalı çalışıyor. Herhangi bir şeyi “saklama” sözü vermiyor. Platformdaki her şey, harcanabilir ve silinebilir olarak düşünülüyor.

Gerçekle yüzleşin: sosyal medya üzerindeki verileriniz bir gün kaybolacak. Durum güncellemeleriniz, yüklediğiniz fotoğraflar ve videolar, hepsi bir gün erişilemez olacak. Sadece siz değil, torunlarınız da erişemeyecek.

Eğer erişilebilir olarak kalmasını istiyorsanız, bunu kendiniz yapmalısınız.

Bunun da iki zorluğu var: hangi veri formatlarının kullanılanılacağı ve veri parçalarının ne kadarının doğru şekilde yeniden bütünleştirileceği.

JPEG fotoğraflar ve MPEG4 videolar içeren bir klasörün, depolama hizmeti sunan şirketler arasında taşınması pek zor değil. Yeter ki verinin takibini yapıp nereye koyduğunuzu unutmayın.

Ama ya Facebook veya Twitter hesabınızın zaman içindeki akışı? Uzun vadede bu bilgiyi platform dışına çıkartabileceğinizi varsaysak bile, bütünlüğünü nasıl sağlayacaksınız?

10 yıllık Facebook geçmişinizin bulunduğu bir XML dosyaya sahip olduğunuzu düşünelim. Bugün bu veriyi offline izleyebilmenizi sağlayacak bir yol yok. Facebook’taki şekliyle gösterebilecek başka bir şirket de yok.

Ayrıca diğer sosyal medya şirketleri gibi Facebook da, yeni özellikler kattıkça veri yapılarının depolanma şeklini sürekli değiştiriyor. Microsoft Office dökümanları, PDF veya Open Document Format gibi formatlar, uzun vadede depolanabilir ve görüntülünebilir özellik taşırlar. Ancak Facebook verisi bunlara benzemez.

Üstelik Facebook, barındırdığı verinin depolanma şeklini açıkça duyurmak zorunda değil. Zira veriyi paylaşma zorunluluğu yok. Barındırdığı veriyi sadece çıkar sağlayacağı bir durumda paylaşır. Facebook hesabınızın akışını her yıl dışarı alacak olsanız, XML tanımlamaları büyük ihtimalle her seferinde farklı olacaktır. Bunları bütünleştirme yetisine sahip bir araca ihtiyaç duyacaksınız.

İleride ihtiyaç duyulduğunda, dijital dünyanın teknik uzmanları, önemli kayıtları üzerinde çalışıp bir araya getirebilirler. Peki ya çocuğunuz veya torununuz sizin kayıtlarınız için bunu yapabilecek mi?

MobildenAldim

Etiketler