Teknolojiyi Ele Geçirmeye Hazırlar: İran’ın Fen Bilimleri ve Mühendislik Öğrencilerinin %70’i Kadın

İran’ın fen bilimleri ve mühendislik öğrencilerinin %70’ini kadınlar oluşturuyor – üstelik küçük, ama umut verici startup topluluğu içerisinde daha büyük bir role sahip olmak için teşvik ediliyorlar.

İran’daki kadınlar ile ilgili genel kanı; görüldükleri ancak duyulmadıkları, araba sürmelerinin yasak olduğu ve ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördükleridir. Girişimcilik ve yüksek mertebeli pozisyonlar ise söz konusu bile değildir. Bu varsayımlar çok yanlış. Yıllar boyunca İran’daki kadınlar; çoğu petrol, gaz, inşaat, madencilik ve teknoloji gibi erkek egemenliğinin hüküm sürdüğü sektörlerde olmak üzere işletme sahibi oldular ve yöneticilik yaptılar. An itibariyle ise fen bilimleri ve mühendislik dallarından mezun olan çok sayıda aday ile birlikte İran’ın çiçek açan startup sahnesinde kadınların daha aktif rol alması isteniyor.

20 yaşındaki Ghonche Tavoosi, kendi startupı Lendem‘i, içlerinde 500 Startup’tan Dave McClure’un da dahil olduğu bir grup yatırımcıya sunma şansı yakaladı. Lendem’in platformu üzerinden arkadaşlar, iş arkadaşları ve komşular, birbirlerine şarj kabloları gibi çeşitli eşyalar ödünç verebiliyor. Websitesi kimin neye sahip olduğunun takibini tutuyor, onlara ödünç aldıkları eşyayı geri vermeleri için hatırlatmalar yapıyor ve iadesini garantiliyor. Tavoosi güzel bir sunum yaptı. McClure oldukça etkilenmişti, ancak İran’a yönelik yaptırımlar kaldırılana kadar herhangi bir yatırım yapmayacak.

Henüz gelişmeye başlayan bu sektörde, sayıları az da olsa, kadınlar başı çekiyor. Reyaneh ve Bahreh Vahidian isimli iki kız kardeş, ilk defa Tahran’da gerçekleşen Kadınlara Özel Startup Hafta Sonu‘nun düzenlenmesine yardımcı olarak, kadın girişimcileri fikirlerini paylaşmaya ve bağlantılarını güçlendirmeye teşvik etti. İran’daki genç kadınlar, teknoloji sektöründe öncü olarak sayılıyor, bundan önceki nesilde ise bu sektörde adeta bir çığır açan kadın, Behnaz Aria oldu.

Bundan 15 yıl öncesine kadar İran’da hiç kimse startupın ne olduğunu bilmezken Aria ve anne-babası, ülkenin ilk IT okulu olan Kahkeshan Teknoloji Enstütisi’ni açtı. Kahkeshan’ın büyümesine katkıda bulunurken katlandıkları zorluklar, kadınlara özel zorluklar değildi.

“İran’da IT hizmetlerinin yeni yeni başladığı dönemdi. O zaman sınıflarımızın çoğu akademikti. Kalabalıkmışız gibi davranıyorduk ama aslında 4-5 kişiydik. Telefona farklı farklı ses tonlarıyla cevap verirdim; kimi zaman yönetici olarak, kimi zaman teknik destek, kimi zaman da sıradan bir personel gibi. Bunu yapmamızın tek sebebi, kendimizi olduğumuzdan daha büyük göstermekti.”

Aria ve diğer kurucular, hızlı bir şekilde personeli ikiye çıkartarak komple bir binayı yenilediler ve içerisine teknoloji laboratuvarları ile ofis alanları inşa ettiler. Personelin %40’ını kadınlar oluşturuyor, %37’sini ise öğrenciler. İran’ın kadın girişimciliğinde en güzel örneklerinden biri olan Aria, şu anda iyi bir şirkette çalışıyor diyebiliriz.

Bir petro-kimya firmasının kadın kurucusu ise işletmesini 20 yıl önce ilk başlattığında her şeyin ne kadar farklı olduğunu hatırlıyor.

“Benim zamanımda devlet tarafından işe alınmak bile bir hayalin gerçek olması gibiydi. Hem eğitimli olup, hem de fırsatı olan kadınların çoğu, neden başkaları için çalışmaları gerektiğini sorguluyordu. ‘Deneyip başarısız olursam bile gider bir şirkette çalışabilirim.’ diye düşünüyorlardı.”

İran’da kadınlar, profesyonel güce, aslında kasıtsız olaylar zinciri ile ulaştı. 1979 devrimi; katı kurallara bağlı, dindar bir toplum gerektiriyordu, bu da kadın haklarında olumsuz bir etki yaratmıştı. Ancak değişen ekonomi şartları nedeni ile erkekler, eşlerinin işe girmelerine izin vemekten başka şansları olmadığının farkına vardı. Aynı zamanda devlet, Batı ile yarışmaya oldukça hevesliydi. Ücretsiz eğitim sistemi ile öyle de yaptı, ve bu da farklı şehirlerde birden fazla devlet üniversitesini ve çeşitli branşları ortaya çıkartarak eğitimi, kadınlar için daha erişilebilir kıldı.

Yazar Dr. Nina Ansary, “Jewels of Allah: The Untold Story of Women In Iran” (Allah’ın Cevherleri: İran’daki Kadınların Anlatılmayan Hikayesi) isimli kitabında bu konuyu daha derinden ele alıyor ve farklı geçmişlerden gelen kadınların muazzam bir değişime katkıda bulunduklarını belirtiyor.

Ansary, günümüz ailelerinde var olan cinsiyet eşitliği kültürünün 1980’lerde meydana gelen Irak-İran savaşı sırasında kadınların da işgücüne dahil olmasından kaynaklandığını ileri sürüyor. Kadınlar yönetsel pozisyonlardayken veya doktor, avukat ya da hakim gibi geç saatlere kadar çalışmayı gerektiren mesleklerde boy gösterirken, erkeklerin evde oturup çocuklara bakması aslında oldukça yaygınlaşmaya başlamıştı. Ansary, bu durumu daha iyi açıklayabilmek için Farsça kitaplardan alıntı yaparak kadınların ev dışındaki rollerini portreleyen, ailelerin hep beraber alışverişe gittiği ya da annenin bulaşık yıkarken babanın çay servis ettiği senaryoları anlatıyor.

Kadınlar halen daha az hakka sahip ve sayısız kadın, farklı farklı suçlardan tutuklanmış durumda. 2013’ten beri iktidarda olan Devlet Başkanı Hassan Rouhani, bunu değiştirmeye söz verdi. Verdiği sözler arasında kadınlar için eşit hak ve fırsatlar da var, ancak Rouhani İran’ı modernleştirmek adına attığı pek çok adımın şimdiye kadar sadece bir kısmında başarılı olabildi zira İran’ın dini lideri Ayatollah Khamenei’nin statükoyu korumak konusundaki muhafazakar tutumu ile karşı karşıya.

Ancak Ghonche Tavoosi gibi genç girişimciler, İran’daki statükonun farklı yönlerine meydan okuyor ve burada değişim amaçlıyor. Eski bir İran atasözüne göre, “İş yapmak, eşekler içindir.”; günümüzde her ne kadar bu atasözü ile dalga geçilse de, İran’daki işçilerin bu teoriye inanmasında devlet işlerinin ve zengin ailelerin rolünün büyük olduğu aşikar. Tavoosi, 1980’lerde yaşanan kadın devriminin bir ürünü ve yalnızca 20 yaşında olmasına rağmen neslinin sıkı çalışma isteğinin ve bağımsızlık açlığının belirgin bir temsilcisi.

“İran’da üniversiteye gidip çalışıyor olmak aslında biraz garip bir durum. Arkadaşlarımla dışarı çıkamıyorum ancak yine de çalışmayı ve harika bir takıma sahip olmayı seviyorum. Gençken anne-babam beni ofislerine götürüp bana tamamlamam için küçük işler verir, karşılığında da öğle yemeği parası öderlerdi. Yeni nesil, aslında çalışmaktan hoşlanıyor. İnsanlar, ailesinin parasına bağlı yaşamaktansa kendi paralarına sahip olmak ve onu istedikleri gibi harcayabilmek istiyorlar. Bu, hızla büyüyen bir kültür.”

Bu kültür, bir yandan da kadınların iş yerindeki değerlerini giderek artırmakta. Farsça’daki ilk teknloji portalını (ITiran.com) kuran Gazeteci Shahram Sharif şunları söylüyor: “Önceden çok az olan teknoloji gazetecisi sayısı şimdilerde giderek artıyor. İş arkadaşlarımdan 4’ü kadın ve onlarla çalışmaktan gurur duyuyorum.”

Girişimci Hamidreza Ahmadi ise teknoloji ve girişimcilik sektöründe kadınların yeteri kadar temsil edilmediğine ve bunun salt İran’a özel bir sorun olmadığına değiniyor.

“Kadınlara karşı herhangi bir ayrım yapılmıyor, ancak gelişimlerine karşı da bir kayıtsızlık mevcut. İş yerinde kadın katılımını aktif olarak teşvik etmeli ve yönetim kurulunda da yeterli sayıda kadın olduğundan emin olmalıyız. Bence bu değişimleri çok yakına göreceğiz.”

Aslında Ahmadi, ikincilik ve üçüncülük dereceleriyle mezun olan pek çok sayıda kadının büyük bir soruna cevap verebileceğinin de altını çiziyor: İnsan sermayesi (human capital)

“İran’daki kadınlar akıllı ve eğitimli, ancak biz onlardan yeterince faydalanmıyoruz. Yeteneklerini israf ediyoruz. Onları IT ve diğer sektörlerde işe alma isteği, yalnızca kadın taraftarlılığından değil, bundan böyle gereklilikten de oluşacak.”

İran’ın teknoloji sektöründeki kadın sayısı günbegün yükseliyor. Ghonche Tavoosi’ye göre erkek çalışanların destekleriyle artış devam edebilir.

“Bence kadınlar her sürece daha çok dahil olmalı ve bunu başarıyorlar da. Son hızlandırma programında hiç kadın kurucu yoktu ancak bu sefer tam 15 kadın vardı, yani grubun yüzde 10’unu oluşturuyorlardı. Sıfırdan yüzde ona, güzel bir artış diyebiliriz.”

Etiketler