İngiltere’nin Türkiye Başkonsolosu Leigh Turner ile Pazar Sohbeti

Hepinize merhaba. Bugün DigitalTalks Pazar Sohbetleri’nde İngiltere’nin Türkiye Başkonsolosu Leigh Turner ile birlikteyiz. Sohbetimizi sizinle hem Türkçe hem de İngilizce paylaşacağız. (English version of this interview is below.)

Türkçe Versiyon 
İyi pazarlar Leigh Bey. Sohbet davetimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. 
Asıl ben davetiniz için teşekkür ederim. Hafta sonunu İstanbul’da geçirmek her zaman bir ayrıcalıktır.

2012 Eylül ayından beri İngiltere’nin Türkiye başkonsolosusunuz. Daha önce yanılmıyorsam Avusturya, Rusya, Almanya ve Ukrayna’da görev aldınız. Tüm bu deneyimler ve gözlemler sonucunda bizimle Türk insanın kendine özgü özellikleri hakkında neler paylaşabilirsiniz?
80’lerde Kuşadası’na yaptığım ilk Türkiye ziyaretimden bugüne Türk insanının sıcaklığından ve misarfirperverliğinden her zaman çok etkilenmişimdir. Türkiye’nin olağanüstü tarihi bende her zaman hayranlık uyandırmıştır – Türk tarihiyle ilgili ilk kitabımı okurken Romalıların Britanya’yı işgal ettiği yıla daha gelmeden kitabı yarıladığımı farkettiğimde çok şaşırmıştım. Ayrıca Türk insanının ve Türk iş dünyasından insanların sahip oldukları güçten ve zorluklara karşı duruşlarından her zaman etkilenmişimdir. Bu zengin tarih ve güçlü ekonomik altyapısıyla, Türk insanının, kendi geleceklerini belirleme konusunda kendilerinden emin olmak yerine Türkiye’de olanların aslında dış güçler tarafından kontrol edildiği gibi komplo teorilerine prim vermelerine çoğu zaman şaşkınlık duymuşumdur. Bu konuyla ilgili blog yazıma ve video bloguma göz gezdirmek isteyebilirsiniz. “Sürüngenler, Periler, Komplolar ve Başarısızlıklar” ve yeni video blogum ‘Komplo teorilerinin tehlikeleri

Çok fazla sayıda dijital kanalda; örneğin blogunuz, Twitter hesabınız, Radikal’daki blogunuz; aktifsiniz ve bu platformlarda kendizi hem profesyonel hem de kişisel yönden ifade ediyorsunuz. Bence Türkiye gibi bir ülkede diplomat olarak çalışmak oldukça zorlayıcı… Birçok faktörü sürekli hesaba katmak zorundasınız. Ama şunu söyleyebilirim; bence bu alanda çok başarılısınız. Bunu nasıl başarıyorsunuz? Bizimle kimi ipuçları paylaşabilir misiniz? 🙂
Diplomat olarak şunu unutmamak gerekir ki siz görevlendirildiğiniz ülkede misafirsinizdir aslında. Bu nedenle bulunduğunuz ülkedeki farklı görüşler dahil tüm farklılıkları saygıyla karşılamalısınız. Ayrıca hepimiz iyi biliriz ki insanın dostları da zaman zaman kendisine rahatsız edici şeyler söyleyebilirler. Yani burada önemli olan dengeyi korumak. Benim bu konudaki önerilerim şu şekilde:

  • Sosyal medyada, her zaman insanlara sizin de bir insan olduğunuzu hatırlatın. Twitter’da var olmanın ve blog yazmanın faydası her ikisinin de – örneğin bir resmi basın bülteni ile karşılaştırdığınızda – daha informal olmalarıdır. Ben yazılarımda ve tweet’lerimde kişisel gözlemlerim ve yaşantım ile daha resmi olan içeriği örneğin; seyahat tavsiyesi, resmi duyurular veya iş fırsatlarını vb. harmanlıyorum. Bu şekilde daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyorum.
  • Nazik ve saygılı olun, size hoş olmayan şekilde bir cevap yazılsa bile bunlara kırılmamaya gayret gösterin. Ayrıca bazen ne kadar dikkat ederseniz edin sizin yazdığınız şeylerden rahatsızlık duyacak insanlar çıkabilir. Bunu engelleyemezsiniz. Üzülme eylemi kişiye yapılanın ne kadar üzücü bir şey olduğuyla bağlantılı değil daha çok kişinin kendi kişiliğiyle bağlantılıdır.
  • Her zaman yazmış olduğunuz yazıyı ikinci bir kişiye gösterin ki yanlışlıkla saçma veya aptalca birşey yazmış olmayın. Bu Twitter’da mümkün olmadığından, tweet atmadan önce yanlış yazmış olabileceğiniz ihtimaline karşı yazdığınız tweet’i birkaç kere okuyun.
  • Eğer birisi sizin yazmış olduğunuz birşeyden dolayı kırılırsa siz herhangi bir taşkınlığa mahal vermemek için kendi duygularınızı kontrol edin. Şunu aklınızdan hiç çıkartmayın, ‘flaming’ diye adlandırılan kötü niyetle yazılan e-postaları hepimiz hatırlarız, bazen biriyle açık açık tartışmak veya kendi pozisyonumuzu haklı çıkarmak yerine karşıdaki insana ‘seni duyuyorum’ demeye çalışmak daha akıllıcadır.

Twitter’ı aktif olarak kullanıyorsunuz ve şu an 10 bine yakın takipçiniz var. Gözlemlediğim kadarıyla size gelen birçok soru veya yoruma cevap veriyorsunuz. Bu açıdan birçok politikacı ve diplomata kıyasla Twitter’ı tek yönlü bir iletim kanalı olarak olarak değil gerçek bir iletişim platformu olarak kullanıyorsunuz. Twitter’ı sizin için özel kılan nedir? Twitter dışında başka hangi dijital kanalları kullanıyorsunuz?
Çoğu zaman yapılan yorumlara cevap vermeye çalışıyorum, ancak tabi bazı sorular var ki, vizeler ile ilgili mesela, bu sorulara Twitter üzerinden cevap vermem mümkün değil. Çoğu insan cevap almaktan memnun, bu çoğu zaman kısa bir ‘teşekkür ederim’ tweeti olsa da insanlar bunu memnuniyetle karşılıyor çünkü bu cevap onlara tweetlerinin okunduğunu gösteriyor. Twitter’ın doğallığını seviyorum, ayrıca ilginç şeylerin resimlerini veya ilginç haberlerin bağlantılarını paylaşabilmeniz güzel bir şey. Ayrıca, şunu belirtmeliyim ki benim asıl dijital platformum @leighturnerFCO twitter adresim yanında blogum, çünkü blog sayfam konuları daha derinlemesine tartışabilmemize imkan sağlıyor. Ayrıca blog’um Radikal blog sayfasında da yer alıyor.

Leigh_Turner_

Twitter’da “#reasonstolikeistanbul” hashtag’ini yarattınız ve bu hashtag ile birlikte 400’den fazla paylaşımda bulundunuz. Birçok insan İstanbul ile ilgili paylaşımda bulunurken bu hashtag’i kullanmaya başladı. Bence bir diplomatın görev yaptığı şehirde hayata geçirdiği müthiş, samimi bir iletişim yolu. Şurası net ki, Türk insanı ile gerçekten iletişim halindesiniz. Bu kimin fikriydi? Yanılmıyorsam bu yaratıcı iletişim yolu başka şehirlere de yayılmış durumda. Bizimle bu konuda bilgi paylaşabilir misiniz?
“#reasonstolikeistanbul” (İstanbulusevmenedenleri) etiketinin bu kadar etkili ve başarılı olmasından çok mutluyum. Yeni tanıştığım birçok insan bana tweet’lerimi gördüklerini ve çok beğendiklerini söylemiştir. Buna benzer etiketler var, örneğin #reasonstolikecairo (#kahireyisevmenedenleri) #reasonstolikeastana (#astanayısevmenedenleri) ve #volimbeograd (“Belgrad’ı seviyorum”) gibi… Benim bu etiketi yaratmamdaki amaç bu harika şehirde yani İstanbul’da çektiğim resimleri bir etiket altında toplamaktı. Eğer tweet’lerime bakılarak benim İstanbul’dan keyif alan ve İstanbul’a hayran biri olduğum anlaşılıyorsa bu benim için bir bonus olur.

Türkiye ve İngiltere’deki teknoloji şirketleri, girişimciler arasındaki bağları kuvvetlendirmek için neler yapıyorsunuz?
2014 yılında GREAT İngiliz Teknoloji Zirvesi’ni düzenledik. Amaç Birleşik Krallık’ın küresel teknolojilerdeki uzmanlığını göstermekti. Ayrıca bu zirve ile eşzamanlı olarak GREAT kampanyası kapsamında Türkiye’nin genç teknoloji girişimcilerini hedefleyen ‘GREAT Startup‘ yarışmasını düzenledik. Kazananlardan iki girişimci, şirketlerini Birleşik Krallık’ta genişletmeyi düşünüyor. Yakaladığımız bu ivmeyi sürdürmek için Türk üniversitelerindeki tekno parklar, girişimciler, melek yatırımcılar, girişim sermayesi şirketleri ile güçlü iş birlikleri kurduk.

Ayrıca TÜBİTAK ile ortaklaşa Newton-Katip Çelebi Fonu‘nu oluşturduk. Bu fon her sene Birleşik Krallık ve Türkiye arasında yapılacak olan ortak araştırma ve inovasyon aktiviteleri için  8 milyon sterlin sağlayacak.

Bu fon Birleşik Krallık ve Türkiye arasında araştırma ve geliştirme konularında var olan güçlü işbirliğini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Sonuç olarak, 2015 yılı ‘Birleşik Krallık – Türkiye Bilim ve İnovasyon Yılı’ olarak adlandırılmaktadır, etkinliklerimiz arasında Birleşik Krallık’a gidecek olan Yüksek Öğrenim heyeti, Milan Expo’ya gidecek Tarım Teknolojileri Heyeti ve  Birleşik Krallık’ta gerçekleştirilecek Türkiye hakkında bilgi edinme günleri yer almaktadır.

Çok teşekkürler Leigh Bey. Sizinle sohbet etmek gerçekten de çok keyifliydi. Eklemek istediğini başka bir konu var mı?
Ben teşekkür ederim. Biraz da Birleşik Krallık hükümetinin bugüne kadar yaptığı en büyük uluslararası pazarlama kampanyası olan GREAT Kampanyası‘ndan bahsedelim. Kampanyanın amacı anahtar pazarlarda Britanya’nın en iyisini insanlara göstermek ve insanları GREAT Kampanyası çerçevesinde Birleşik Krallık’a seyahat, iş veya okuma amaçlı gitmeye teşvik etmektir. Türkiye bizim önemli bir ortağımız ve GREAT Kampanyası için öncelikli pazarlarımızdan biri. 2015/16 yıllarında Türkiye’de GREAT Kampanyamız ile Birleşik Krallık’ın sağlık (yeni hastanelerin kurulumu-işletimi ve sağlık hizmeti sistemleri) ve enerji sektörlerindeki uzmanlığını ve önderliğini tanıtmayı amaçlıyoruz. Bu bağlamda Birleşik Krallık’ta, Türkiye’de ve Dubai gibi bazı üçüncü pazarlarda etkinliklerimiz olacak. GREAT tanıtımı için gözünüzü dört açın!

Çok teşekkürler paylaşımlarınız için. Umarım ilerleyen aylarda tekrar sohbet ederiz. İyi pazarlar diliyorum.

English Version
Have a nice Sunday Mr. Leigh Turner. First of all thank you very much for accepting our interview request.
Thanks you for inviting me.  It is always a privilege to spend a Sunday in Istanbul.

You have been the British Consul General Istanbul and the Director General of Trade for Turkey, Central Asia and the South Caucasus since September, 2012. If I am not wrong, you had postings in Austria, Russia, Germany and Ukraine before Turkey. After all these experiences and observations, what would you like to share with us about the unique characteristics of Turkish people?
Ever since my first visit to Turkey, visiting Kusadasi in the early 80’s, I have been impressed by the warmth and hospitality of Turkish people.  The extraordinary history of Turkey astonishes me – I was intrigued, reading my first history book about the country, to find that I was half way through the book before we reached the year the Romans invaded Britain.  I have also been impressed by the strength and resilience of Turkish people and Turkish businesses.  Against this background of a rich history and a powerful economy, I am often surprised that Turkish people are not more confident about their ability to determine their own destiny, rather than favouring conspiracy theories arguing that what happens in Turkey is in some way determined by external actors in ways for which evidence cannot be found.  I wrote about this in my blog “Reptiles, Fairies, Conspiracies and Cock-ups”  last year and again in my recent video blog; “The perils of conspiracy theories”

You are active on many digital channels; like Foreign and Commonwealth Office’s blog, Radikal’s Blog, your Twitter account; to express yourself from a professional and a personal perspective. I think it is challenging to work as a diplomat in a country like Turkey… You have to take many factors into account at the same time. But I need to mention that you are very successful at managing this. How do you achieve this? Would like to share some tips with us? 🙂
As a diplomat it is important to remember that you are a guest in the country to which you have been posted.  You should treat different viewpoints in that country, as well as the authorities, with respect.  Set against that, we all know that good friends will sometimes tell you things that may be a bit uncomfortable.  So it is a question, as always, of balance.  My top tips would be:

  • When doing social media, always remind people that you are a human being. The benefit of Twitter or blogging compared e.g with an official press release is that they are relatively informal.  I try to give a good mix of personal impressions and activities to interleaf between the more official content, e.g. travel advice, official announcements or business opportunities.  That way I hope to reach as wider audience as possible with the key information.
  • Be polite and respectful and do not get upset when people respond in ways which are not polite or respectful. No matter how careful you are, you can never rule out the possibility that someone may feel upset by something you have written.  Of course, the act of being upset is a function of the personality of the upset person rather than a function of how upsetting an act has occurred.
  • Always show any blog to a “second pair of eyes” in case you have inadvertently said something silly. This is not possible on Twitter, so always read through each tweet a couple of times before hitting “send” – and be prepared to admit if you have made a mistake or got something wrong.
  • If someone does get upset with something you have written, try to avoid any temptation to become upset yourself, or to escalate. Bear in mind the old e-mail phenomenon of “flaming”, where exchanges of comments can become incendiary.  Saying “I hear you” may sometimes be better than trying to justify your position or openly disagreeing with someone.

You are actively using Twitter and have nearly 10K followers. I noticed that you also reply many questions and comments from your followers. In this sense, you do not consider Twitter as a one-way communication platform compared to many politicians, diplomats etc. What makes Twitter interesting and applicable for you? Other than Twitter, what other digital platforms do you use?
I always try to reply to comments, although there are some types of practical question e.g. about visas which I cannot answer on Twitter.  Many people are pleased to receive a reply, even if it is only a quick “thanks”, because it shows that their message has been read.  I like the spontaneity of Twitter and the way you can include a photograph or a web-link to something interesting. In addition to my @leighturnerFCO twitter address, my main digital platform is my blog.  This provides a good platform for discussing issues in more depth, and is also carried on the Radikal website.

You have created the hashtag “#reasonstolikeistanbul” on Twitter and sent more than 400 tweets under this hashtag up to now. Many people started to use this hashtag when they plan to share their photos related to Istanbul and mention your Twitter account at the same time. In my opinion, this is an awesome way of communication for a diplomat where he is located. It is so clear that you are really communicating with Turkish people. Whose idea is this? I think this idea has spread to many other countries. Would you please give us some more details about this subject?
I am delighted that “#reasonstolikeistanbul” has taken off in such a big way.  Many people who I meet for the first time tell me they have seen the tweets and enjoy them.  I know that there are similar hashtags in other places, e.g. #reasonstolikecairo, #reasonstolikeastana and #volimbeograd (“I love Belgrade”).  My aim was to provide a way of collecting together images and sensations of the wonderful city of Istanbul with a hashtag of my own.  If it helps to show that I am a person who enjoys Istanbul and admires the city, that is a bonus.

What kind of projects do you carry out to strengthen the ties between Turkish and British technology companies and entrepreneurs?
In 2014 we organized a GREAT British Technology Summit highlighting UK’s expertise in global technologies and a GREAT Start-Up Competition. Two of the winners of the competition are planning to expand their businesses in the UK.  In order to keep up this momentum, we have initiated strong collaboration with techno parks at Turkish universities and Turkish start-up incubators, accelerators, angel investors and venture capital companies.

We have also launched, in partnership with TÜBİTAK, the Newton-Katip Celebi Fund which will provide £8 million per year for joint research and innovation activities between UK and Turkey. This fund will help develop the existing strong cooperation in research and development between the UK and Turkey.  As a result of the Fund, 2015 has been named the UK-Turkey Year of Science and Innovation, with a programme of events including a Higher Education Delegation to the UK, an Agri-tech Mission to the Milan Expo, and Learning and Information days about Turkey in the UK.

Great Kampanyası

Thank you very much Mr. Turner. It was GREAT to have a nice chat with you 🙂 Would you like to add anything else?
Well, thank you.  Let’s talk about the GREAT campaign, which is the British Government’s most ambitious international marketing campaign ever. Aimed at showcasing in key markets the very best of what Britain has to offer, GREAT is designed to encourage the world to visit, study and do business with the UK.  We are delighted that Turkey has been chosen as a key partner and a priority market for GREAT.  For 2015/16 we will be focusing on Healthcare, where the objective will be to promote the UK’s leadership in building and running new hospitals and healthcare systems, and Energy, where the objective will be to help create a platform to showcase British expertise and position the UK as Turkey’s partner of choice in the energy sector.  We will be organising exciting events in the UK, Turkey and some third markets such as Dubai. Watch out for the GREAT branding!

Thank you very much Mr. Turner. Hopefully, we would chat again in coming months. Have a nice sunday.

Etiketler