Ulaşımın Geleceği

Ulaşım sektöründe yaşanan teknolojik gelişmeler yalnızca A noktasından B noktasına nasıl gittiğimizi değil şehirlerimizin altyapısına kadar pek çok başka yapılanmaları da değiştiriyor.

Tech Crunch’taki köşe yazısında Phil Carter, evinde misafir ettiği ulaşım teknoloji sektörünün önde gelenlerinden duyduklarını derlemiş. İşte aldığı duyumlara göre ulaşımın geleceğine dair top 5 listesi:

  • Uber, eninde sonunda elektrikli ve tamamen otonom bir araç filosunu hayata geçirecek.
  • Dinamik güzergahlar sunan taşıma modelleri geliştikçe araç alım oranı azalacak.
  • Araç alım oranının azalması ile benzin istasyonları gibi ilgili yapılanmalar da azalacak ve yerini elektrik şarj noktaları gibi yeni teknolojiler alacak.
  • ZIRX gibi kullanıcıların talebi üzerine gelip aracınızı en yakın güvenli noktaya park eden hizmetler arttıkça otopark sektörüne ihtiyaç azalacak.
  • Araç teknolojileri geliştikçe daha ucuz, güvenli ve etkin ulaşım söz konusu olacak.

19. yüzyılın sonlarında icat edilmeye başlanan otomobil, uçak, metro ve diğer taşıma yöntemleri bugün nasıl ve nerede yaşadığımızı şekillendirdi diyebiliriz. Araçlar sayesinde işimize daha uzak mesafede oturabilir hale gelirken modern taşıma sistemleri de kentleşme sürecini hızlandırdı.

21. yüzyıla geldiğimizde ise yolculuk paylaşma, elektrikli arabalar, internete bağlı arabalar ve otonom araçların üretilmesiyle yepyeni bir taşımacılık konsepti yaratılmış oldu. Tüm bu gelişmeler araç sahibi olma oranı ve otopark altyapısı gibi konuları etkileyerek daha dinamik ve birbirine bağlı bir ulaşım ağını ortaya çıkardı. Bu değişimi lehine kullanmayı başaran parlak fikirlere sahip girişimciler ise ulaşımı daha da ileriye taşıyacaktır.

Hayatımıza girmeye başlayan yeni ulaşım modelleri neler?

Araç ve Yolculuk Paylaşımı

Sektördeki pek çok isim 2014 yılını “Uber Yılı” olarak tanımlamakta. 12 ay içerisinde yolculuk paylaşım ağını 66 şehirden 266 şehre çıkarmayı başaran yolculuk paylaşım servisi Uber ile tam 140 milyon yolculuk yapıldı ve şirketin değeri 40 milyar dolara ulaştı.  UberPool hizmeti ile aynı güzergahta giden yolcuların ücreti paylaşmasını da mümkün kılan şirket, ulaşımı daha ucuz hale getirdi. Bu esnada araba paylaşma hizmeti sunan diğer bir oyuncu Lyft şirketi ise 60 şehirde hizmet vererek değerini 1 milyar dolara çıkarmayı başardı.

Uber’in inanılmaz atılımı elbette tüm dünyada pek çok rakibin doğmasına da neden oldu. Hailo, Didi Kuaidi, GrabTaxi, Gett ve EasyTaxi gibi şirketler de Avrupa, Asya, Güney Amerika ve Afrika pazarlarına açılma yoluna gitti. Tüm bu değişimler geleneksel taksi ile taşımacılık sektörüne derin bir darbe indirdi denebilir. Ayrıca bu tür şirketler büyümeye devam ettikçe insanların araç sahibi olma yükünden kurtularak bu tür servisleri tercih etmesini beklemek de oldukça doğal.

Araç sahibi olma oranında düşüş yaşanırken yeni iş modelleri de birbiri ardına ortaya çıkıyor. RelayRides, insanların komşularının araçlarını kiralayabilmesini mümkün kılarken Chariot ve Via gibi girişimler ihtiyaç halinde çalışanlara bir nevi servis hizmeti sunuyor. Yeni yeni adını duymaya başladığımız Scoop ise talep üzerine sürücü servisini tamamen ortadan kaldırarak aynı yöne giden ve yakın mesafede oturan kişileri otomatik olarak eşleştiriyor.

Elektrikli Araçlar

Son 10 yılda elektrikli araç pazarına girmek için adım atan pek çok şirket olsa da aslına bakılırsa çok azının başarıya ulaştığı söylenebilir. Nissan ve GM gibi dev markalar elektrikli araç pazarına girip yeterince başarıya ulaşamazken Fisker ve Coda gibi startup projeler ise bir anda milyonlarca dolar yatırım aldıktan sonra aynı hızla hüsrana uğradı.

Ancak diğer taraftan Tesla’nın başarısı elektrikli araçlara olan talebi gözler önüne seriyor.

Tesla’nın bu atağını takiben Temmuz ayında Faraday Future, 2017 yılında ilk elektrikli aracını piyasaya süreceğini açıkladı.

Tesla’nın CEO’su Elon Musk ise, araçlarının geniş bir nüfusa hitap edebilmesi için daha ekonomik elektrikli araçlar üreteceklerinin sinyalini verdi.

Elektrikli araçların gündemi meşgul etmesi daha uygun fiyatlı araç üretimine odaklanacak girişimleri de tetikliyor. Özellikle Çin ve Hindistan gibi üretim maliyetlerinin düşük olduğu ülkelerdeki şirketlerden bu tür hamlelerin gelmesi bekleniyor.

Tesla’nın başarısının tetiklediği bir diğer gelişme ise bölgesel şarj altyapısında yaşandı. Denemelerin yapıldığı bölge haricindeki ülkenin dört bir yanında yaşanan şarj problemi yavaş yavaş çözülmeye başlandı.

Tesla kendi şarj ağını kurarken Chargepoint gibi girişimler daha demokratik bir yaklaşım ile hareket ediyor ve BMW ve Volkswagen gibi diğer elektrikli araç sahiplerinin de kullanabilecekleri şarj üniteleri geliştiriyor.

İnternete Bağlı Araçlar

Araçların göstergeden arıza teşhis sistemleri çok değerli bilgileri elinde barındırır. Bu fırsatı fark eden zeki girişimciler ise bu bilgileri kullanarak ticari uygulamalar yaratmayı başarmaktadır. Automatic, ürettiği bir cihaz sayesinde araç bakımı ve benzin tüketiminden tasarruf gibi öneriler ile Akıllı Sürüş Desteği sağlamaktadır. Yine MetroMile’in sağladığı cihaz ile gittiğiniz mil başına otomobil sigortası satın alabilmektesiniz.

İnternete bağlı araç ekosisteminde ortaya çıkan bir diğer servis ise Navdy’nin geliştirdiği sürücünün akıllı telefonunu Bluetooth ile sistemle eşleştirdiği ve önemli bilgileri aracın ön camına yansıttığı Heads-Up Display hizmeti.

Zubie isimli bir girişimin geliştirdiği ZinC ise aracın göstergeden arıza teşhis sistemine bağlanarak sürüş bilgileri, lokasyon ve diğer önemli verileri sürücü ile paylaşıyor.

Tüm bu online hizmetler sürücülerin güvenliği ve sürüşün etkinliğini arttırıyor.

Otonom Araçlar

Ulaşımda yaşanan yeniliklerden belki de en heyecan verici olanı otonom araçlar. Yorgun argın işten çıktığınızda kapının önünde bekleyen aracınızın sadece bir tuşuna basarak trafikte dur-kalk yapmak zorunda olmadan evinize ulaşabileceğinizi düşünün. İşte otonom araçlar yaygınlaştıkça dünyamız böyle bir yer olacak.

Google’ın neredeyse 2005 yılına dayanan robotik araç projesi ve Uber’in bu yılın başlarında duyurduğu otonom araç programı aslında bu teknolojinin çok da uzak gelecekte olmadığını gösteriyor.

YCombinator yatırımıyla sektöre giriş yapan Cruise’un RP-1 aracı sensörler, radarlar ve hareket ettirici sistemler ile herhangi bir aracı otonom hale getirmeyi hedefliyor.

Günümüz teknolojileri göz önünde bulundurulduğunda otonom araçların yollarda olmasını teoride engelleyecek hiçbir şey yok. Ancak güvenlik ve yasal düzenlemeler söz konusu olduğunda uygulamaya geçmek o kadar da kolay olmuyor. Bu konuda da yavaş yavaş adımlar atılmaya başlandığını ve örneğin Washington D.C ve diğer 4 eyaletin otonom araçlara belirli ölçüde izin verdiğini belirtelim.

Otonom araçların otoyol düzenlerinden şehir içi trafiğine, şehir planlamasından ticari park alanı altyapısına kadar ilgili her uygulamayı etkileyeceğini biliyoruz.

Otonom araçların getirmesinin beklendiği bir avantaj da şehir içi trafiğindeki azalma. Bu sayede insanların şehir merkezinden uzakta oturmaktan çekinmeyeceği düşünülüyor.

Tüm bu gelişmeler ve değişimler yepyeni fikirlerin ortaya çıkmasını sağlıyor ve hayatımızı bu doğrultuda değiştirmemizin yolunu açıyor. Zira yeni taşıma modelleri sadece ne şekilde seyahat ettiğimizi değil nasıl yaşadığımızı da etkiliyor.

Etiketler