Açık Ofisler, Tüm Zamanların En Saçma Yönetim Modası

Yıllar geçtikçe saçma birçok yönetim modası geldi geçti. İşte bunlardan bazıları:

  1. Çalışanların metodolojide eğitim aldıklarını göstermek için farklı renklerde kemerler taktığı Six Sigma.
  2. Çalışanların kendi ilerlemelerini ve bütçelerini güvence alına almak için birbirlerine ihanet etmelerini teşvik eden Stack Ranking.
  3. Tüm kararların uygulanmadan önce birden fazla komiteden geçmesi gerektiği Consensus Management.

Bu geçici heveslerin (en iyi ihtimalle) bir zaman kaybı ve (en kötü ihtimalle) bir dizi pahalı dikkat dağıtıcı olduğunu söylemeye gerek bile yok. Ancak açık ofis planları çok daha kötü. Neden? Çünkü çalışan işbirliğini artırmak yerine azaltıyorlar.

Meslektaşım Jessica Stillman’ın dediği gibi, Harvard’ın yeni bir çalışmasına göre, çalışanların geleneksel ofisten açık ofise geçiş yapması, daha fazla etkileşim kurmalarıyla sonuçlanmıyor.

Bunun yerine, tam tersi oluyor. Öncekinden çok daha fazla sıklıkta e-posta kullanmaya ve mesajlaşmaya başlıyorlar. Başka bir deyişle, işbirliği harika bir fikir bile olsa (ki bu da tartışmalı bir fikir), açık plan ofisleri bunu gerçekleştirmenin en kötü yolu.

Açık plan ofislerine ilişkin daha önce yapılan çalışmalara göre, bu ofisler insanların üretkenliğini düşürüyor fakat bu çalışmaların çoğu, açık plan ofislerinin işbirliğini artırıp hasarı telafi edeceği fikrine inanıyormuş gibi görünüyor.

Harvard çalışması, bu modayı haklı gösteren ön kabulü yıkıyor. Bu da şirketleri, açık plan bir ofise dönüşmek için tek bir gerekçeyle bırakıyor: daha az yer ve daha az kira.

Ancak bu gerekçe bile aptalca çünkü üretkenlikteki kaybın finansal maliyeti kiradan tasarruf edilen paradan çok daha fazla olacak. Yüksek kira bölgelerinde bile tasarruflar negatif bir yatırım getirisine (ROI) sahip.

Daha da önemlisi, eğer çalışanlar iş arkadaşlarınızla iletişim kurmak için e-posta ve mesajlaşma kullanacaksa, evden çalışıyor olabilirler ve bunun da şirket için hiçbir masrafı olmaz.

Aslında, evden çalışma para tasarrufu sağlıyor; çünkü evden çalışanlar konutların daha uygun olduğu bölgelerde yaşayabiliyorlar. Yani bu kişileri Santa Clara, California gibi yüksek kiralı bir bölgede yaşamaya zorlamadığınızdan dolayı onlara daha az miktarda bir maaş ödeyebiliyorsunuz.

Şirketler bu sözde işbirliği sağlayan iş yerlerini oluşturmak için milyarlarca dolar harcadılar ve bu şirketler için bunun net etkisi milyarlarca dolarlık üretkenlik kaybı oldu.

Bu konuda ne yapabilirsiniz? Bir işletme sahibiyseniz, sadece hayır deyin. Eğer çoktan yapmışsanız, bu kötü durumu kabul edin. Evden çalışma uygulamasını tekrar hayata geçirin ve açık ofisinizi özel alanlara dönüştürün.

Peki ya sadece bir işçi arıysanız? Genel olarak patronlar pahalı ve aptal bir hata yaptıklarını duyduklarında çok hoş tepkiler vermezler. Ayrıca iş yerinizde kariyerleri ofisin yeniden tasarlanmasının başarısına bağlı bazı insanlar da bulunuyor.

Bu nedenle, bir şeyleri gerçekten değiştirmeyi denemek istiyorsanız, inkar ve bilişsel uyumsuzluk ile başa çıkmanız gerekiyor. Upton Sinclair’ın da demiş olabileceği gibi: “Maaşları bir şeyi anlamamalarına bağlı olduğunda, insanların bu şeyi anlamalarını sağlamak zordur.”

Ben böyle bir durumun içinde olsaydım, evden çalışma süresini artırmak üzere lobi yapmak için açık plan ofislerine karşı yadsınamaz kanıtlar kullanırdım; böylece şirket ofis alanı eklemeden genişleyebilirdi.

Bu yazı Geoffrey James tarafından İngilizce olarak yazılmış ve Inc.com’da yayınlanmıştır. DigitalTalks ekibi tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir.

Etiketler