Favori Markalarımızın İsimleri Neden Matematik Problemlerine Benzemeye Başladı?

İki artı bir eşittir üç. Geçtiğimiz aylarda tüketiciler, yaşamlarına bir şeyler katmayı vaat eden abonelik hizmetleri üçlüsü ile tanıştırıldı: Apple News+, Apple TV+ ve Disney+. Disney’in sahip olduğu ESPN+’a katılarak ve teknolojideki orijinal “plus” markası Google+’ın ayak izlerini takip ederek giderek büyüyen aritmetik markalı medya hizmetlerini tamamlayacaklar.

İşler ikincisi için pek iyi sonuçlanmadı. İnternet devi, yedi yıl sonra Nisan ayında bu sosyal ağı kapattı. Ve Google+ nihayetinde Facebook ile rekabeti ve büyük bir gizlilik ihlali nedeniyle başarısız olmuş olsa da marka uzmanlarına göre, markanın ismi katılımı (engagement) teşvik etmek için fazla bir şey yapmadı.

Marka isimlendirme ajansı Catchword’ün kurucularından Laurel Sutton, “Bu tür bir isimle ilgili en büyük problem bu. Size hiçbir şey anlatmıyor. Ne elde edeceğinizi size söylemiyor; neden farklı olduğunu ifade etmiyor. Sadece sonuna üstünlük derecesini gösteren bir şey ekliyor — ‘ultra’ veya ‘daha iyi’ gibi.”

Elbette, “daha iyi” Apple ve Disney gibi şirketlerin iletmek istediği asıl mesaj. Naming Group’un kurucusu ve başkanı Nina Beckhardt, “+’ı gerçekten güçlü ve tanıdık bir ana marka ile birlikte kullandığınızda insanlara şöyle bir şey hatırlatıyor: yani… bu Disney — tekerleği tekrar icat etmeye çalışmayacağız.” diyor. Ancak Beckhardt’a göre problem, markaların bu şekilde kendilerini farklılaştırma şansını kaçırmaları ve kolayca ticari markaya dönüştürülebilir olmayan belirsiz sembollerle kendilerini taklitçilere karşı savunmasız bırakmaları. Küçük harf “i” ile başlayan sahte elektronik markalara bakın.

Öyleyse, “+”ın basitliği etkili mi yoksa anlaşılmaz mı? Sutton’a göre bu kaçırılmış bir fırsat: “Disney’e bakın — markası tamamen sihir ve harikalarla ilgili. ‘Plus’ bu şeylerin hiçbirini yapmıyor. Markanın özüne hitap etmiyor.”

Etiketler