Bu Kredi Kartı, Yıllık Karbon Limitinize Ulaştıktan Sonra Başka Bir Şey Satın Almanıza İzin Vermiyor

Bu kredi kartını kullandığınızda, eninde sonunda sizi durdurur – finansal bir sınıra ulaştığınız için değil, satın alımlarınız yıllık karbon limitinizi aştığı için.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Sekreteryası ve Mastercard ile işbirliği içinde yeni kartı piyasaya sunan İsveç merkezli bir düşünce kuruluşu Doconomy’nin kurucularından Johan Pihl, “İşlemi tamamlamanızı engelleyen bir limit koymanın radikal olduğunu fark ettik … fakat içinde bulunduğumuz durumun ciddiyetini göstermenin en net yolu da bu.” diyor. “Tüketimimizin gezegenimizi nasıl etkilediğini ele almamız gerekiyor.”

Doconomy, bu yıl kartın iki versiyonunu piyasaya sunuyor. Bunlardan biri, siz harcama yaptıkça karbon ayak izinizi izliyor; diğeri ise Do Black olarak adlandırılıyor ve yıllık ayak izinize belirli bir limit koyuyor. Başlangıçta, her bir satın alımın etkisini hesaplamak için kullanılan veriler kesin olmayacak— sistem, onu belirli bir mağaza türü olarak sınıflandıran bir satıcının kategori kodunu çekiyor, ardından endüstrinin genel karbon ayak izine dayanarak bir hesaplama yapıyor. Limit, ülkeye özgü olarak, emisyonları 2030 yılına kadar yarıya indirme hedefine uyacak şekilde her bir vatandaşın ne kadar karbon salabileceğine göre belirleniyor.

Gelecekte, daha doğru olması için etkinin hesaplanması makbuzdaki belirli ürünlere bağlanacak. Başka şirketler de benzer çözümler üzerinde çalışıyor; Poseidon Foundation adlı kar amacı gütmeyen bir kuruluş, belirli satın alımların etkisini takip etmek ve müşterilerin anında emisyonlarına eşit bir karbon telafisi satın almalarını sağlamak için perakendecilerle birlikte çalışmaya başlıyor. Ben and Jerry’s, geçtiğimiz yıl Londra’daki bir dondurma mağazasında konsepti test etti.

Ayrıca Doconomy suçluluk duygusunu bastırmaktan ziyade tüketim modellerini değiştirmekle ilgileniyor olsa da tüketicileri dengelemelere (offsets) bağlayacak. Doconomy’nin kurucularından Mathias Wikström, “Bu, her şeyden çok eğitime ilişkin bir çaba. Yani, insanlar buna ‘Demek harcamayı bırakmamı istiyorsun.’ diye tepki verecek. Hayır öyle değil. Anlamaya başlamanı istiyorum.” diyor.

İnsanların satın almayı seçtiği şey değişmeye başlarsa, bu kart şirketleri de etkileyebilir. Wikström, “Tüketicinin bizim uygulamamızı edindiğini, gerçekten ayak izine baktığını ve bir şeyi alıp almayacağına bu şekilde karar verdiğini bir düşünün. Elbette markalar buna bir yanıt verecek. Bu yeni bir tür para birimi.” diyor.

Elbette tüketiciler iklim değişikliğini sadece cüzdanlarıyla çözemezler. Enerji sisteminin değişmesi gerekiyor. Araba kullanmaya gerek olmaması için şehirlerin farklı şekilde tasarlanması gerekiyor. Yiyecekleri farklı şekilde yetiştirmemiz gerekiyor. Uçaklardan, cep telefonlarına her şeyi yeniden tasarlamamız gerekiyor. Fakat bazı değişikliklerin şirketler ve devletler içinde olması gerekse de, Doconomy’ye göre cüzdanların da gücü var: örneğin İsveç’te, bir bireyin karbon ayak izinin %60’ı tüketimle ilgili. Tüketimdeki değişimler bir ülkenin daha büyük ayak izlerindeki anlamlı azalmalara eşdeğer olabilir.

Wikström, “Bu, nasıl bir fark yaratacağını ve buna nasıl katkıda bulunacağını anlamak isteyen herkes için çok somut bir araç” diyor. “Kişisel düzeyde, zor olduğunu düşünüyorum – 2030 hedeflerine nasıl ulaşılacağı konusunda fikirlerini paylaşan pek çok hükümet ya da şirket yok. Herkes bunun önemli olduğu gerçeğinden bahsediyor. Ama bir insan olarak daha fazlasını anlamak istiyorum. Ne zaman çok fazla yük oluyorum? Ne zaman iyi bir iş çıkarıyorum? Do Black, bunu göstermenin bir yolu. Bu radikal bir araç. Fakat CO2 emisyonlarını 2030’a kadar %50 azaltmak da oldukça radikal.”

Etiketler