DigitalTalks İlkbahar19’da, 7 Mayıs Akşamı Odağımızda Yapay Zeka ve Farklı Sektörlere Etkisi Vardı

7 Mayıs Salı akşamı DigitalTalks İlkbahar19‘un beşinci haftasını geride bıraktık.

Öncelikle bu serimizde davetimizi kabul eden tüm konuşmacılarımıza, elmas sponsorlarımız Oracle Cloud ve Türkiye İş Bankası‘na, platin sponsorlarımız Esin Avukatlık OrtaklığıKPMG ve Unilever‘e, medya sponsorumuz Bloomberg Businessweek‘e teşekkürlerimizi sunarız.

7 Mayıs akşamı iki oturumda beş değerli konuşmacıyı ağırladık. İki oturumun moderasyonunu da DigitalTalks’un kurucusu Ozan Tatar gerçekleştirdi.

“Yapay Zekadan Değer Elde Etmek” başlıklı ilk oturumumuzda SAS Orta Doğu, Türkiye ve Doğu Avrupa Pazarlama Direktörü Nurcan Bıçakçı Arcan ve KPMG Türkiye İş Ortaklıkları Fonksiyon Lideri Dr. Yasemin Yücel Karasu bizlerleydi. Bu oturumdan kimi paylaşımları sizlere aktarmak istiyoruz:

Dr. Yasemin Yücel Karasu

— İnsanlar yapay zekadan değer elde etmeye başladıkça var olan gürültü yerini gerçekliğe bırakacak. Elon Musk bile artık yapay zeka hayranı oldu. Benim düşüncem şöyle: şirketler açısından bakıldığında yapay zeka; verimliliği, büyümeyi ve karlılığı artıran bir araç. Bu aracı en çok karar destek mekanizmalarında, ileriye dönük öngörülerin bazı verilere dayandırılmasında görüyoruz. 

— Yapay zeka aslında bir algoritma olduğu için odağında her zaman insan olacak. Robotlar bizi hiçbir zaman yönetemeyecek çünkü fişini çekebildiğiniz bir makineden bahsediyoruz. İnsan tarafından eğitilecek, kendi kendine öğrenen bir makine olsa da insan davranışlarını kopyalayacak. O yüzden kabus senaryolarını doğru bulmuyorum. 

— Daha üst algoritmaların yazılması için biraz zamana ihtiyaç var. Yazılmış algoritmaların da kendi kendine öğrenmesi için biraz büyümeleri gerekiyor. Amazon Alexa’ya baktığınızda 5 yaşında bir çocuk kadar biliyor dünyayı. Google ise biraz daha fazla biliyor; belki 10 yaşındaki bir çocuk kadar. Fakat öğrenecek. Belki 10 sene sonra 20 yaşındaki bir delikanlı olabilir. Dolayısıyla verebildiği kararlar, yapabildiği işler onun büyümesiyle birlikte daha etkin olacak ve gelişecek. Bugün kullanabildiğimiz yapay zekalar insan kaynağını görece daha fazla kullanıyorlar. 

— Geçen sene Pekin merkezli bir şirket verilere bakarak insan mı nesne mi ayırt edebilen bir uygulama pazara sürdü ve yanılmıyorsam 600 milyon dolar yatırım aldı. Şirketin değeri şu an 5 milyar dolar… Bu kadar büyük pazar potansiyeli olan bir alanda tüm sektörlerde yapay zekanın kullanılabileceği yerler var.

— Şirketler açısından en değerli şey müşteri. Müşteri süreçlerini, CRM süreçlerini, müşteri deneyimini iyileştirecek birçok alan var yapay zekada… “Cognitive” artık yapay zekada otonom seviyeye geçmek anlamına geliyor. Makine kendi kendine karar verip aksiyon alabiliyor…

— Yeni gelir modeli yaratmakta da kullanacağımız araçlar bunlar. Geçmiş verilerinize bakarak veya müşterinizin profiline bakarak yeni ürün satmak, fiyatlamak, dağıtım kanalınızdaki verimlilikleri artırmak gibi. Örneğin, genel müdür anlık olarak senaryo bazlı “Regülasyon %5 vergiye zam yaptı bizim satışlar ne olacak?” diye görmek istediğinde yapay zeka kullanılacak. 

— Finans, telekom gibi sektörler yapay zeka konusunda oldukça gelişmiş durumda… Hemen arkasından üretim sektörünün üçüncü bir sektör olacağını düşünüyorum çünkü maliyet optimizasyonunda çok önemli yöntemler var. “Predictive maintenance” gibi.

— İnsan gücünün de baktığınızda kendini yenilemekten başka çaresi yok. Yapay zeka gelecek işsiz kalacağız diyenlere şunu söylüyorum: kimse on sene önce yaptığı işleri yapmıyor ki zaten. Sürekli bir gelişim içerisinde olmamız gerekiyor artık. Kurumların da bunu teşvik etmesi gerekiyor. 

— Makineyi eğitecek, yapay zeka algoritmalarını yazacak mühendislere, veri bilimcilere, sistem mimarlarına ihtiyacımız var. Her sene üniversiteler 200-250 bin mühendis mezun ediyor ama bu mühendislerin bir kısmı yurt dışına gidiyor bir kısmı başka işler yapıyor. Burada üniversitelere de görevler düşünüyor. Bu kadar büyük bir pazar için bölümler, dersler açılması gerekiyor.

Nurcan Bıçakçı Arcan

— Veri, yapay zekanın tam başladığı yerde diyebiliriz. Bugüne kadar veriye dokunmamış birtakım organizasyonlar birden bire dijital dönüşüm lideri alıyorlar ve diyorlar ki hadi yapay zekayı kullanalım. Yani bazen Excel’den yapay zekaya geçmeye çalışıyoruz ve bu mümkün değil. Bu işin bir veri ve analitik temeli var. O veriyi kullanmayı biliyor olmanız ve buna ilişkin bir kültür yaratmış olmanız lazım. Yapay zeka ise bir sonraki adım. 

— Bir telekom operatörü müşterimizde şöyle bir uygulama var: müşterinin sesinden ruh halini anlamaya çalışıyor. Aynı zamanda bunu müşterinin geçmiş verisiyle birleştiriyor. Sesin gerginse ve yakın zamanda şirketle ilgili işlemlerinde talihsiz olaylar yaşadıysan, seni tecrübeli birine yönlendiriyor. 

— Türkiye’de şöyle bir durum var: yapay zekaya gelmeden önce veri analitiği işlerine baktığınızda finans ve telekom önceliklidir. Bu kasların gelişmiş olmasıyla alakalı bir şey. Onlar zaten bu teknolojiye hazırdı. Kocaman analitik ekipleri vardı. Onlar için bu geçiş çok daha kolay oluyor. Üretim sektörü geriden geliyor olsa da potansiyeli çok büyük. 

— Her sektör regülasyondan aynı derecede etkileniyor dersek yalan olur. Özellikle telekom ve finansal sektörler çok fazla regülasyonun olduğu sektörler. Dolayısıyla buluta taşıyabileceğiniz ve taşıyamayacağınız veriler var diyebiliriz. 

— Yapılan pek çok araştırmada geleceğin meslekleri arasında en çok ihtiyaç olan mesleğin veri bilimciliği olduğunu görüyoruz. Bu konuda bize de görev düşüyor. Üniversitelerin kaynağı kısıtlı… Biz bu yıl bir program başlattık Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) ile birlikte. Adı “Dijital Teknoloji Geliştiriciler”. Burada amacımız veri bilimci yetiştirmek. Üniversitelerle işbirliği yapıyoruz, çevrimiçi programlar hazırladık. Belirli bir yol haritamız var. Gerçekten hem dünyanın hem ülkenin veri bilimciye çok ihtiyacı var… Bu insanları bizim yetiştiriyor olmamız lazım. 


İkinci oturumumuzda ise “Yapay Zekanın Farklı Sektörlere Etkisi” başlık sohbette Esin Avukatlık Ortaklığı Fikri ve Sınai Haklar Takım Lideri Av. Mine Güner,  Ford Otosan BT Kurumsal Mimari ve Teknoloji İnovasyonu Yöneticisi Murat Yazgan ve Knowledge Experts CEO’su Umut Aydın bizlerleydi. Bu oturumdaki paylaşımlarım bir kısmını aşağıda bulabilirsiniz:

 Umut Aydın

— Yapay zeka bir hype mı sorusuna gelecek olursak, burada hem evet hem hayır diyebilirim. Biz teknoloji endüstrisi olarak zaman zaman bazı kavramları büyütüp servis etmeyi çok seviyoruz. Bu 2000’lerin başında CRM’di daha sonra inovasyondu, 2010’larda bulut bilişim kavramı oldu. Bu sıralarda da en çok duyduğumuz şeyler blockchain ve yapay zeka. Fakat bunların karşılığı nedir dersek, halihazırda blockchain yatırımı yapmış şirketlerin dünya genelindeki oranı %2 seviyesinde. Yapay zeka yatırımı yapmış olan şirketlerin sayısı ise yalnızca %7 civarında. %59’luk bir kısım herhangi bir şekilde blockchain yatırımı yapmayı düşünmüyor. Yapay zeka için ise bu %29 seviyesinde.

— Yapay zeka kavramı 90’lı yılların başında hayatımıza girdi. İlk mimarlarından biri Bill Gates’ti. Microsoft şu anda yaklaşık 5.930 patent ile endüstride en fazla yapay zeka patentine sahip olan ikinci şirket. 90’ların başında ses tanıma vb uygulamalarla Microsoft’un başlattığı yapay zeka furyasına IBM dahil oldu. IBM şu anda yaklaşık 8.290 patent ile en fazla yapay zeka patentine sahip olan şirket. 

— Son 10 yıl içerisinde Çin’de büyük patent başvuruları oluyor. Çinli şirketlerin araştırma enstitülerinin yapay zeka alanında çok fazla faal olduklarını görmeye başladık. 

— Yapay zeka teknolojisinin içerisinde çok fazla akademik araştırma ve geliştirmeye ihtiyaç var. 2005’e kadar yaklaşık 50.000 araştırma yayını çıkarken, 2005 sonrasında bu rakam 100.000’e çıktı…

— Geçtiğimiz yıl globalde startuplarda yapay zekaya yapılan yatırım 1.028’di. Bu rakam 2013 yılında yaklaşık 291 civarıydı. Arada inanılmaz bir büyüme var. Ama startuplar bu paralarla ne yapıyor diye sorduğumuzda farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Avrupa’da yapay zeka üzerine çalıştığını iddia eden 2.830 startupın %40’ının herhangi bir yapay zeka teknolojisi kullanmadığı ortaya çıktı. 

— Günümüzün dünyasında yazılım/kod geliştirme zanaatı bizim zamanımıza göre oldukça farklı. Artık açık kaynak (open source) oldukça yaygın bir kavram, ilgili topluluklar çok fazla. Tekil bir geliştirme söz konusu değil. Her an her şeye ulaşabiliyorsunuz… Eğitime ilişkin olarak iki noktaya değinmek istiyorum. Birincisi; çocukluktan itibaren çocukları teknolojiye maruz bırakarak onları teknolojiye yakınlaştırabileceğini zannetme problemi var. Bu çok yanlış. Gelecek nesiller için en büyük problemlerden biri YouTube. Çocukların hayatı kararıyor, önlerine videolar konuluyor… Sandalyelerden şato yapma geleneğinin sürmesi gerektiğini düşünüyorum. 

— Şu anda kod yazarak para kazanan 23 milyon insan var. Gelecek 5 senede bu rakam 28 milyon seviyesine çıkacak. Yazılım endüstrisi, yapay zekayla birlikte değişecek ama bitmeyecek. Süreç biraz daha hızlı olacak, geliştirme araçları farklılaşacak. Kod yazmak hadisesi bitmeyecek. 

— Günümüzde aslında sıfır kod ile uygulama geliştirebiliyorsunuz. Büyük organizasyonlardaki uygulama geliştiricilerinin %50’si analist artık. Kod yazmak, uygulama yazmak zanaat işi artık. Bize sanatçılar lazım çünkü biz aslında geliştirdiğimiz uygulamaları sadece bir kod yığını olarak görmüyoruz. Bugün hepimiz Instagram, Twitter kullanıyoruz çünkü orada bir deneyim var. İş uygulamalarında da durum böyle. Eğer kötü bir deneyim sunuyorsak, bunun karşılık bulmaması çok olası. 

Av. Mine Güner

— Hukuk her ne kadar uzun yıllık tecrübelerle bağdaştırılan bir meslek, sektör olsa da, teknolojik gelişmeler doğrultusunda bu uzun yıllar göreceli olarak kısaldı ve daha kısa zaman birimlerinde çok köklü değişiklikler olmaya başladı. Bundan 11 yıl önce örneğin, ben 2008 yılında hukuk fakültesinden mezun olduğumda şu anda teknolojiye bağlı olan hukuk disiplinlerinin pek çoğu yoktu örneğin kişisel verilerin korunması kanunu yürürlüğe girmemişti. Yine şu an teknolojik gelişmeler kaynaklı popüler konulardan olan bulut bilişim diye bir konu da yoktu… Teknoloji ve bilgiye ulaşımın kolaylığı, hukuk alanında, kıdem farkını azaltmaya başladı. Veri ve teknoloji temelli bir ekonomide hukuk da değişiyor. Hukuk bürolarına baktığımızda, teknoloji alanlarında departmanlar oluşuyor, avukatlar dışında veri analistleri, ekonomistler de avukatlık bürolarında çalışmaya başlıyor. Yani hukukta disiplinler değişiyor.

— Yapay zeka her sektörü etkilediği gibi hukuk sektörünü de etkiliyor. Kullanılan yapay zeka araçları eninde sonunda bizi “Yapay zeka avukatlık yapabilir mi?” sorusuna getiriyor. Kullanılmaya başlanan, avukatlığa, hukuk sektörüne hizmet eden yapay zeka programlarının çoğu görev odaklı (task oriented).  Belirli görevleri yerine getirmek için çalışıyorlar. Sicil, tescil, araştırma vs. gibi belli bir sıralaması olan işlerde yapay zeka teknolojileri verimi ve hızı arttırıyor. Ancak kompleks hukuk sorunlarında hala organik insan gücüne, duygusal zekaya ihtiyaç duyuluyor, karar verme ve hüküm sürecinde insan zekası hala ön planda. O yüzden robotlar avukatların işlerini elinden alıyor diyemeyiz, ancak yapay zeka avukatlık mesleğinde ve hukuk sektöründeki bazı basamaklarda daha sık kullanıldıkça, bu alanlara ilişkin görev dağılımının değişeceği bir gerçek.

— Örneğin, sözleşme incelemesi alanında kullanılan pek çok yapay zeka teknolojisi mevcut. Bu kendi kendine öğrenen, sözleşmedeki hükümleri tanıyan ve bunu önünüze getiren, yapay zeka ile çalışan bir teknoloji. Örneğin bir  birleşme devralma projesinde, hedef şirketin bütün belgelerini incelerken, sözleşmelerde aranması gereken belli maddeleri öğrenen, bu maddelere benzerleri tanıyan ve elindeki veriye göre riskleri değerlendirebilen programlar mevcut. Bu teknolojiler belki insan gücüyle günlerce araştırma ve okuma yapmak gereken bir işi dakikalara indirebiliyor.

— Dünyadaki şu andaki teknolojilere baktığımızda, hukuk sektöründe yapay zekanın yapacağı işler otomasyona uygun işler. Örneğin İngiltere patentli Do Not Pay isimli chatbot’un, ABD’de yüzlerce park cezasını iptal ettirdiğini biliyoruz, yani park cezasının ödenip ödenmeyeceğine karar verebiliyor. Ancak bunu tekrar eden ve belli bir sıralamaya sahip bir iş olması ve kompleks bir hüküm verilmesini gerektirmemesi sayesinde yapabiliyor. Estonya’da ise bildiğimiz kadarıyla ilk yapay zeka hakim işe başlayacak ve değeri 7 bin Euro’ya kadar olan ve sözleşmeden doğan uyuşmazlıklardaki davaları inceleyecek, ne var ki bu yapay zeka hakimin verdiği kararların temyiz mercii yine bir insan hakim olacak. Özetle bu noktada henüz hukuk sektörünün insana olan ihtiyacı bitmedi ve yakında da bitecek diyemeyiz gibi duruyor.

Murat Yazgan

— Yakın gelecekte mobilite yapay zeka ilişkisinde göreceğimiz şeylerden bir tanesi otonom araçlar. Otonom araçların altında tamamen yapay zeka teknolojileri bulunuyor. Bunun yanında, “mobility as a service” kavramıyla tanışacağız. Yani, araçları artık satın almayacaksınız, paylaşacaksınız veya istediğiniz zaman çağıracaksınız. Bunları servis olarak alacaksınız, sahibi olmayacaksınız gibi düşünebilirsiniz. Dünya bu yöne doğru gidiyor. 

— Bir tık ötede “self owning cars” dediğimiz kavramla karşılaşacağız. Araçlar kendi kendilerini sürebilen ufak bir işletme gibi olacaklar. Yani sokakta dolaşan taksi gibi siz onları çağıracaksınız, gelecekler gidecekler fakat içindeki yapay zeka bu aracın kendisini bir işletme gibi yönetmesini sağlayacak. Kendi benzinini alacak, park edecek, müşteri bulacak, müşteriden para kazanacak. Bunların hepsini otonom olarak yürütecek.

— Yapay zeka araçların içerisine girmeye başlayacak. Örneğin; motor kontrol ünitesi ne yapar? Görevi araca en doğru zamanda en doğru yakıtı püskürtmektir ve bu yakıt tüketimini etkiler. Baktığınızda bu araç bazında özelleşmiş bir hizmet sunmuyor, profil bazında sunuyor. Fakat yapay zekanın araca gelmesi ile birlikte artık bu tarz hesaplamaların hepsini araç kendisi yapabilecek. O anki koşullara göre, sürücünün tercihlerine göre, en optimum yakıt tüketimini sunmak için bunu kendisi yürütüyor olacak. 

— Ford Otosan, Türkiye’nin en büyük ikinci sanayi şirketi. Türkiye’nin ihracat şampiyonu. Üç ayrı üretim fabrikasında, özellikle ticari araçları üretiyoruz. Çok büyük bir kısmını da ihraç ediyoruz. Biz Türkiye’de ürettiğimiz kamyonlarda, tamamen IP hakları bize ait olduğu için, istediğimiz değişikliği yapabiliyoruz mühendislik anlamında ve bunun içerisine kendi telematik ünitemizi koyduk… Ve veri toplamaya başladık ve daha da fazla toplamaya devam edeceğiz. Bu verileri ürün geliştirme kapsamında olduğu gibi farklı hizmetleri sunma amacıyla da topluyoruz.

— Veri toplama iki amaç için yapılıyor. Birincisi, mühendislik hizmetlerini geliştirmek için veri elde ediyorsunuz sonra bunu analitik modellere koyup, ben neyi daha iyi yapabilirim diye bakıyorsunuz nerede hata oluşmuş neden oluşmuş bunları anlamaya çalışıyorsunuz. İkincisi ise müşteri servisleri oluşturmak. Baktığınızda veri bunlar için toplanıyor. 

— Araçtan bir sürü veri topluyoruz. Aracın içinde ayrı bir network var. Binlerce parametre dolaşıyor. Motor sıcaklığı, sensörler, basınçlar. Bunları biz istediğimiz araçtan istediğimiz frekansta toplayabilir esnek bir yapıda kurguladık…

— Biz otomotiv sektöründe üretim tarafından başladık. Bizim fabrikalarımızda oldukça fazla robotik otomasyon var. Binlerce adette robot var. Bunlardan ilk etapta kaynak robotlarımızı seçtik. Bu binin üzerinde robotun on binlerce verisini topluyoruz. Bu alanda bir analitik şirketiyle de beraber çalışıyoruz. İlk sonuçları aldık; ne zaman arızalanabileceğini tahmin ediyoruz. Yani burada “predictive maintenance” yapıyoruz. Arıza olmadan önce şunu değiştir şunun bakımını yap gibi şeyleri yapmaya başladık. 

— Kontrol noktalarında da kullanmaya başladık. Örneğin araçlara lastik taktığınızda, yanlış marka model takma riskiniz var çünkü iş manuel yapılıyor. Kamera koyduk ve görüntü tanıma (image recognition) ile lastikleri tanıttık. O araca doğru lastik takıp takmadığımızı kontrol ediyoruz.

14 Mayıs Salı akşamı DigitalTalks İlkbahar’19 sona eriyor. 14 Mayıs’taki etkinliğimiz ile ilgili detaylı bilgi almak ve kayıt olmak için bu linke tıklayabilirsiniz.

Etiketler