14 Yaşındaki Çocuk, Alzheimer Hastalarının Sevdiklerini Tanıyabilmesi İçin Bir Uygulama Geliştirdi

Bu yazı AvivaSA Dijital Garaj‘ın katkıları ile yayınlanmıştır.

Genç programcı Emma Yang büyükannesinin kendi ailesini hatırlamakta güçlük çektiğini gördükten sonra ona ve bu hastalıkla baş etmeye çalışan diğer hastalara yardımcı olmak için yapay zeka ve yüz tanıma sisteminin nasıl kullanıldığını öğrenmeye karar verdi.

Emma Yang 7 ile 8 yaşlarındayken büyükannesi gitgide daha fazla unutkan olmaya başlamıştı. Alzheimer hastalığının sebep olduğu bu hafıza problemleri sonraki birkaç senede daha da kötüleşti. Genç yaşta kod yazmayı öğrenen Yang onlara yardımcı olmak için bir uygulama geliştirmeye karar verdi.

Şu an 14 yaşında olan Yang, “Bu hastalığın sadece hastanın kendisini değil ailesi ile arkadaşlarını da nasıl etkilediğini kendim gördüm. 11-12 yaşlarımdayken dünyadaki diğer insanlara yardım etmek için teknolojiyi nasıl toplumun iyiliğine yönelik kullanabileceğimi merak etmeye başladım.” dedi.

Henüz geliştirme aşamasında olan uygulamanın adı Timeless. Uygulamada Alzheimer hastaları, arkadaşları ile aile bireylerinin fotoğraflarına bakabilecek ve uygulama onlara kişilerin kim olduğunu ve hastaya olan yakınlığını yüz tanıma teknolojisi kullanarak söyleyebilecek. Eğer hasta odadaki bir kişiyi tanıyamıyorsa o kişinin fotoğrafını çekebilecek ve teknoloji de otomatik olarak o kişiyi tanımlamaya çalışacak.

Yang, “Yapay zekanın ve yüz tanıma sisteminin gerçekten ne kadar geliştiğini ve özellikle de sağlık konusunda olmak üzere gitgide daha fazla alanda kullanılmaya başladığı gördüm.” diyor. Uygulamada şu an kullanılan yüz tanıma yazılımını geliştiren teknoloji şirketi Kairos’un danışmanlarıyla bir araya gelerek ilk defa iPhone için kodlama yapmayı öğrendi.

Uygulamada aile üyelerini isimleriyle beraber gösteren basit bir kişiler ekranının yanı sıra gün içinde yapılması gereken işlerin listesini de içeren basit bir hatırlatıcı mevcut. Eğer hasta birini tekrar tekrar aramaya çalıyorsa -bu hastalık sebebiyle zaman zaman yaşanan bir şey- uygulama hemen bir hatırlatma çıkararak “Aramak istediğinize emin misiniz? Beş dakikadan az bir süre önce de aradınız.” uyarısı yapacak. Uygulamanın “ben” sayfasında hastanın kendi adı, yaşı, telefon numarası ve adresi de bulunmakta.

Hastaya bakan kişiler de bu uygulamanın bazı kısımlarını kullanabilecek; örneğin, takvime günlük etkinlikleri girmek, yüz tanıma algoritmasının kimlik tanımlaması yapmakta kullanabileceği fotoğrafları göndermeleri için aile ve arkadaşları davet etmek gibi.

Uygulama hala geliştirilme sürecinde ve çalışacağına dair Yang’ın henüz bir kanıtı yok. Hastalar üzerinde denemek adına bir sonraki adımı atabilmek için kitlesel bir fon kampanyasıyla para topluyor. Ancak bunun yardımı dokunacağı konusunda ümitli, özellikle de bu hastalığın erken evrelerindeki bir hastaya tanıtımı yapılabilirse.

“Piyasada Alzheimer hastalarına günlük hayatlarında yardım etmek için hala bir uygulama yok,” diyor Yang. “Çoğu zaman insanlar bunun bir yardımı olmayacağını ya da yaşlıların teknolojiyi kullanamayacaklarını söylüyor fakat onları bu uygulamayla stratejik bir şekilde tanıştırabilirsek bu gerçekleşebilecek bir ihtimal ve hayatlarında çok faydasını görebilirler.

UCSF Hafıza ve Yaşlanma Merkezi’nde doçent doktor olarak çalışan Katherine Possin bu projeyle herhangi bir ilgisi olmasa da Yang’a katılıyor. “İleri derecede bir bilişsel gerileme ya da hafıza problemi yaşayanların yeni bir teknoloji ya da yazılım öğrenmesi zor olabilir.” diyor Possin. “Ancak bu uygulama, tekrarlayan pratiklerle ve ona bakan kişinin yardımıyla, hastalığı hafif şekilde yaşayan birinin kullanmayı öğrenebileceği kadar basit olduğu takdirde bu mümkün olabilir.” diye de ekliyor.

Possin’in dediğine göre isimlendirilmiş fotoğraflarda gezinmek hasta için bir çeşit sosyal aktivite olabilir, aile üyelerini ve arkadaşlarını aklında tutmasına yardım edebilir. Ayrıca hafızayı da güçlendirebilir. “Onlar için önemli olan hatıraları tekrarlamanın hastaya büyük yardımı olabilir—hatıraları tekrarlayarak güçlendirme ve bu hastalığa karşı direnme şansına erişebilirler.”

Yang kısa zaman önce hikayesini Sincerely Human adlı podcastte paylaşmıştı.

Etiketler