DigitalTalks Sonbahar17’nin Dördüncü Haftasında Bağlantılı Hayat ve IoT Konusuna Odaklandık

Birbirinden değerli konuşmacıları dinleyeceğimiz; yeni kişilerle tanışıp bağlantılarımızı kuvvetlendirme şansı bulacağımız 6 haftalık maratonumuz Türkiye İş Bankası Genel Müdürlüğü’nde devam ediyor.

DigitalTalks Sonbahar17‘nin dördüncü haftasının ilk oturumumuzda kurucumuz Ozan Tatar; Bosch Türkiye, Ortadoğu ve Afrika IoT / Sanayi 4.0 Koordinatörü Mustafa Ayhan ile “Bağlantılı Hayat” başlıklı oldukça öğretici bir sohbet gerçekleştirdi.

Bu oturumdan kimi paylaşımları size aktarmak istiyoruz:

Mustafa Ayhan:

“IoT, birçok alana dokunuyor. Farklı ulaşım araçlarını içinde barındıran ulaşım modelleri görmeye başlayacağız örneğin. Kentler çok büyüyor, herkes kentlere akıyor. Mega kentler ve sorunları konusunda da karşımıza akıllı şehirler çıkıyor… Nüfus yaşlanıyor… Sanayi 4.0. Burada da karşımıza çıkıyor. Connectivity, yani bağlanma trendi var. Bu mega trendlerin hepsine çözüm bulmaya çalışıyoruz.”

“IoT dediğimizde, her şey birbirine bağlı ve her şey veriyi dışarıya gönderiyor gibi görünüyor. Kişisel verilerin korunması kanunu önemli. Örneklerden mahremiyetin çok ciddi bir konu olduğunu görüyoruz… Birçok veri üretiyoruz ama hepsini buluta aktarmıyoruz… Diğer tarafta da güvenlik var; önümüzdeki dönemde sadece telefon veya bilgisayara değil, her şeye saldırı olabilir.”

“AB’de yapılan çalışmalar var. Esas tartışma şu: verinin sahibi kim, bu veriyi kim kullanabilir? Arabanın üreticisi mi? İçerideki cihazların üreticisi mi? Yoksa arabanın sahibi mi?”

“Veri çok değerli, önümüdeki dönemde daha da değerli olacak. Benim araba kullanma karakteristiğim buluta gidiyor, bu veriyi sigorta şirketi satın alıyor; kasko poliçeleri değişebiliyor. Veri birçok yeni iş modeli yaratıyor, bir sürü yeni iş modeli yaratılabilir. Veri değere dönüşebiliyor.”

“Endüstri 4.0. Dünyada ciddi bir trend bu. Herkes aslında tedarik zincirinin daha verimli olmasının, daha az maliyetle işi kotarabilmenin peşinde. Verimliliği artırabilmek için bir sıçramaya ihtiyaç var, bunu yine verilerle yapacağız.”

“Dijital dönüşümün gerçekleşmesi için organizasyonun C seviyede karar alıp bunu takip edebiliyor olması lazım. Organizasyonun buna hazırlık yapması, multi-disipliner yaklaşımla bir takım kurarak yapması gerekiyor. Sonrasında da İK’yı buraya hazırlıyor olması gerek. Biz ne yapacağız? Vizyonumuz ne? Bu doğrultuda adımlar atılmalı. Şeffaflık çok önemli, bu tepeden başlayabilecek bir şey…”

“Teknoloji ve süreç, organizasyon ve insan kaynaklarından sonra geliyor. Bundan önce, organizasyonun kendisini hazırlaması lazım. Belki şirketler danışmanlardan destek alıp bir yol haritası çizebilir.”

“Bosch, iş modelini yavaş yavaş servise dönüştürmeye çalışıyor. Çünkü, yalnızca donanım üreticisi olarak çalışmaya devam edemeyiz… Şu an Türkiye’de 600 ar-ge mühendisimiz var. Globalde yılda 7 milyar Euro’yu ar-ge’ye ayırıyoruz.”

IoT, her şeyin birbiriyle bağlantılı olması demek; bağlantının koptuğu noktada ne olacak? Verileri sensör üzerinde tutarsa sensörün fiyatı artacak, bunu istemiyoruz. 6.0’la Singapur altyapı açısından en iyi durumda olan ülke, ABD 5. sırada; Kore 13. sırada… Türkiye 48. sırada. Türkiye’nin yeri kötü değil. Afrika; her yerde 3G şebekesi var ama internet yok. Para taşımak tehlikeli, akıllı olmayan telefonlarla işlemler yapabiliyorsunuz. Elektrik yok; ama her yerde şebeke çekiyor.”

İkinci oturumumuzda ise, Blesh Genel Müdürü Ali Yılmaz ve Tabit Akıllı Tarım Teknolojileri Yönetim Kurulu Üyesi Coşkun Yıldırım; Ozan Tatar‘ın moderasyonunda “IoT ile Değer Yaratmak” başlıklı oturumda bir araya geldi. Bu panelde yapılan kimi paylaşımları size aktarmak istiyoruz:

Coşkun Yıldırım:

“Çiftçiler, zorluklardan dolayı, bilgiye erişemedikleri için işi bırakma noktasındalar. Teknoloji ile, nitelikli bilgiye ulaşım ile ilgileniyoruz. Aydın’da bir laboratuvar köy kurduk, orada çiftçiler için teknoloji geliştiriyoruz.”

“Tarımda, teknolojiyi erişilebilir fiyatlı kılmazsak yiyeceğimiz ürünlere büyük şirketler karar verecek, iyi ürünler bulmak zorlaşacak. Çiftçi, suyu açmak için, sabah köyden tarlaya gitmek için traktöre biner ve birkaç saat tarlada beklemek zorundadır… Tüm bu yaşanan zorluklar, yeni neslin bu işi yapmamasına yol açıyor.”

“Hastalıkları ve zararları IoT sayesinde önceden tespit edip, bitki hastalanmadan çiftçilere bildirim gönderebiliyoruz. Arı kovanları ile ilgili çalışmalar yapıyoruz. Basit IoT uygulamalarıyla yapıyoruz bunları. Bağlantısallığın (connectivity) yüksek olmasına, anlık verilere gerek yok. Yarım saatte bir gelen veri bile çok anlamlı oluyor. Orası bir ar-ge üssü zaten. Sensör teknolojisiyle ulaştığımız veriyi anlamlı kılıyoruz. Büyük çiftlikler zaten bu teknolojiye erişebiliyorlar. Küçük çiftçilerin de erişebileceği fiyat ve arayüzleri sağlamaya çalışıyoruz. Tarımda pazar yokmuş gibi görünüyor IoT konusunda oysa çok fazla geliştirme yapılabilecek alan var… Girişimcilere tüm bilgimizi açmaya hazırız. Onların bu alanda çözümler üretmesini önemsiyoruz.”

Ali Yılmaz:

“Ne tanımlarsanız onları yaptırabiliyorsunuz bu cihazlara. Şirketlerin son tüketiciye dokunmasını kolaylaştıracak teknoloji sağlıyoruz. Çoğu şirket bu işe uzak değil. Personel yönetimi, envanter yönetimi için gelen, yurt dışındaki merkezin yönlendirmesi ile ekledikleri IoT bütçesini ne yapalım diyerek gelen bile var.”

“İşletim sistemi versiyonları, telefon modelleri kombinasyonları nedir? 1400 tane var. Her bir tüketici için bunların birbiriyle konuşabiliyor olması lazım. En büyük zorluk bu.”

Coşkun Yıldırım:

“Dünyadaki yeniliklere en dirençli kitle kırsalda yaşayan çiftçiler. Ama yaşam kalitesinde pozitif bir değişim olursa, tepkiler değişiyor. Erişilebilir fiyatta ve kullanılabilir teknoloji geliştirebilirsek sonuçlar olumlu olur. Et fiyatlarının kök sorunu: bir inek, 16 ayda bir doğum yapmalı. İnek nasıl hamile kalır? Suni dölleme bir de normal döllenme var. Doğru dölleme zamanını kaçırdığınızda 22 gün beklemek zorundasınız. Doğru dölleme zamanınını da ineğin kızgınlığını ancak bakarak anlayabilirsiniz; o anda veterineri çağırıp suni dölleme yapmanız gerek. Bir kaçırmanızda 200 TL para kaybedersiniz. Türkiye’de aile çiftçilerinde bu süre 24-26 ay. Arada çok büyük bir fark var… Padometreyle bunu önleyebildiğinizi gösterirseniz, çiftçi için bir soru kalmıyor. Kaç adım attığı, ineğin verileri telefona, veterinere gidiyor. Yerli teknolojiyle padometrenin fiyatını düşürebileceğimizi düşünüyoruz. Tarım bakanlığı da bu teknolojiler konusunda hevesli.”

“Ekosistemi kendi kendimize yaratmaya çalışıyoruz; sistem büyürse ancak rekabet oluşacak. Sektör büyüdüğünde oradan gelen veriler ve gelen verilerin anlamlandırılması çok anlamlı olacak.”

Ali Yılmaz:

“Daha ileriye gidebileceğini gördüğümüz şey, yapmaya çalıştığımız şey: Lokasyon, doğru hedef kitle, doğru mesaj. Tamamen bunun üzerine yazılım geliştiriyoruz.”

Coşkun Yıldırım:

“Dikey tarımda gördüğüm kadarıyla, lezzet ve kalite açısından başarılı sonuçlar alınamıyor. Her ne kadar güneş ışığının döngüsü laboratuvar ortamında verilse bile, neden bilmiyorum çünkü uzmanlık alanım değil, aynı kalite ve lezzet sağlanamıyor. Topraktaki doğru vitaminleri doğru şekilde verirseniz lezzeti de vitamini de çok güzel olur. Bunları doğru şekillerde ölçmemiz gerek. Dikey tarımla belki marul çıkıyor, ama topraktan çıkan ürünler gibi olmayacak maalesef.”

Bu vesile ile bu serimizde davetimizi kabul eden tüm konuşmacılarımıza, elmas sponsorumuz Türkiye İş Bankası‘na, altın sponsorlarımız Arvato Bertelsmann ve Related Digital‘a teşekkürlerimizi sunarız.

DigitalTalks Sonbahar17’nin tüm programına bu linkten ulaşabilir ve 14 Kasım Salı akşamı düzenleyeceğimiz etkinliğimiz için kayıt olabilirsiniz.

Etiketler