Insider Kurucu Ortağı Arda Köterin ile Pazar Sohbeti

Hepinize merhaba, bugün DigitalTalks Pazar Sohbetleri‘nde Insider Kurucu Ortağı Arda Köterin ile birlikteyiz.

Arda merhaba, öncelikle iyi pazarlar dilerim. Bize Insider‘ın kuruluş hikayasinden ve Insider olarak sunduğunuz hizmetlerden kısaca bahsedebilir misin?

Merhaba Ozan, Insider 2012 yılında kurulan bir Türk teknoloji startup’ı. Dijital platformların ticari hedeflerini gerçekleştirmedeki problemlerini, büyük veri, yapay zeka ve machine learning teknolojilerini kullanarak çözmeye çalışıyoruz. Insider, kullanıcıların davranışsal datasını anlık olarak işleyip, müşterilerimizin dijital ticari dönüşümlerini artıracak aksiyonları-ürünleri üreten bir teknoloji platformu. Tabii ki hikayeye bu kadar kapsamlı başlamadık.

Tek göz odaya tıkışmış bir oluşumdan, 15 ülkede faaliyet gösteren 150 kişilik bir kapsama ulaşmış durumdayız.Başlangıçta daha çok ticari dönüşümle sosyal medyayı harmanlayan ürünlerimiz vardı. Sonrasında sosyal medya ürünleri biraz daha geri planda kaldı. Data işleme,hedefleme ve ticari dönüşün tarafında uzmanlığımızı artırdık.

İlk günden itibaren global başarı hikayesi parolasıyla yola çıkmıştık, şu anda bunu yoğun olarak hissettiğimiz bir dönemdeyiz.Yakın gelecekte daha da pekiştireceğimiz bir dönemde olacağımızı hissediyorum.

Insider’da yanılmıyorsam sen dahil 6 kurucu ortak var. Bu çok rastladığımız bir durum değil. Zorlukları oluyor mu? Nasıl bir görev dağılımı var?

Genelde dezavantaj olması beklenen bir durum olduğunun farkındayım ancak bu en başından beri en büyük avantajımız oldu. Kurucu ekip olarak en önemli özelliğimizin dostluk olduğunu düşünüyorum. Hem birbirimizin yeteneklerini tanıyoruz hem de birbirimize güveniyoruz.Bu belki de bir çok şeyi değiştiriyor. O dostluk ikliminin şirket büyüdükçe küçüleceğinden korkulabilir ama tam tersine yayılıyor ve aynı güven ağını 150 kişiyken de sağlayabiliyorsunuz. Onun dışında herkesin sorumluluk ve uzmanlık alanları çok net bir şekilde belirlenmiş durumda. Başlangıç fazlarında doğal olarak herkes her şey ile daha çok ilgileniyordu ancak o zaman dahi uzmanlık ve karar alanlarına saygımız var. Kararlarımızı verirken de sadece ilgili birimin faydasına değil şirketin tamamının faydasını gözetecek şekilde davranıyoruz. Hatta kendi yararından vazgeçmek çok yaygın ve bu ‘feda’ kültürü teşvik ettiğimiz, yapmaktan hoşlandığımız bir şey. Sık sık karşı tarafın savunması gereken tezi birbirimize karşı savunduğumuzu görüyoruz, bunu fark ettiğimizde de ‘ oğlum aslında bunu senin bana söylemen lazım’ diyip gülüşüyoruz. Zorlukları mutlaka vardır ama daha çok bizi biz yapan şeylerden biri olarak gördüğüm için zorlukları çok ayrıştıramıyorum sanırım.

En son 500 Startups’tan 2017 başında bir yatırım aldınız. Şu ana kadar toplam yatırım tutarı ne kadara ulaştı?

5.5 milyon dolar tutarında şu anda. Bilmiyorum büyük bir para gibi gözüküyor mu ama küresel alanda rekabet ederken Insider çapında bir şirket için bir hayli sınırlı bir kaynak. Gelişmiş ekosistemlerde tohum aşamasında bu yatırım tutarları alınabiliyor. Bizler de bu yatırımları almış şirketlerle rekabet etmek zorundayız.

Gerçek anlamda küresel bir açılımınız olduğunu söyleyebiliriz değil mi? Londra, Dubai, Moskova, Varşova… Kaç ülkede ofisiniz var? Hedefinizde hangi pazarlar var?

15 dış ofis ile 20’den fazla ülkedeki müşterilerle çalışıyoruz. Son olarak Japonya ve Güney Kore’de operasyona başladık. Yine Doğu’da büyüme planımız var ancak aynı anda bir çok ülke listemizde var ve uygun şartlar sağlandığında vakit kaybetmeden operasyonu başlatıyoruz.

Eminim küresel çerçevede rakiplerinizi de takip ediyorsunuzdur. Insider’ı öne çıkaran özellikleri nedir? Neler söylemek istersin?

Insider enterprise müşterilerde oyunu değiştiren bir iş modeli ve teknoloji gamı sağlıyor. Çok daha büyük fonksiyon esnekliğini, daha hızlı bir şekilde en düşük entegrasyon maliyeti ile sağlıyor. Uzun zamandır oyun daha yüksek fonksiyonlu, daha maliyetli ve uzun entegrasyonlar ile daha hızlı ancak sınırlı fonksiyonlar arasında seçim yapma arasında kurulmuş durumda. Fikrimce gerçek inovasyon tanımlanmış bu mecburi seçimleri ortadan kaldırır. Biz bu mecburi seçimleri yıkıyoruz.

Küresel ölçekte birçok marka ile çalıştığınız biliyorum. Kimler var aralarında? Bir de sizin çözümlerinizi ağırlıkla sizin müşterilerinizin ajansları mı kullanıyor, yoksa müşterilerin kendi ekipleri mi? Veya her ikisi de mi? Ne paylaşmak istersin bu konuda?

Global markalar olarak Media Markt, Estee Lauder, Allegro, Singapore Airlines, Ticket Master, OLX ve Uniqlo gibi markalar aklıma geliyor şu anda, ancak çok geniş bir alana yayıldığımız için bizim global olarak tanımladığımız markaların da aslında biraz daha kendi kültür alanında kaldığını fark ediyorsunuz. Mesela Endonezya’ya ilk gittiğimde reklam tabelalarının neredeyse hiç birini tanımadığımı fark etmiştim. Ancak şunu net bir şekilde söyleyebilirim beraber işlerini büyüttüğümüz markalar hem bölgelerinde hem de global ölçekte gerçekten etki yaratan bir değer üretiyorlar.

Ajans iş birlikleri biraz geç kaldığımız ama son dönemde önem verip hızlandırdığımız bir konu. Türkiye’de çok ciddi bir ağa ulaştık. Oradan da müşteri kazanmaya başladık. Önümüzdeki dönemde bu öğrendiklerimizi yurt dışı ofislerde de uygulamaya başlayacağız. Ajans olmadığı zaman kapsamlı bir eğitim süreciyle partnerlerimizi ürünü kullanmaya hazır hale getiriyoruz.

Pazarlamanın, iletişimin, müşteri/kullanıcı deneyiminin gittiği yer kişiselleştirme değil mi? Bence Insider o açıdan çok iyi bir yerde duruyor. Büyük bir potansiyele sahip. Ne söylemek istersin bu konuda? Sen pazarı, geleceği nasıl görüyorsun?

Bu endüstri devrimi ile başlamış dönüşümler halkasının son adımı. Bunun sosyal, ekonomik, politik birçok açıdan izleri ve yaptırımları var. İnsanlar farklı görüş ve ifade biçimlerini benimsiyor ve o şekilde tanınmak, hatta farklı yerde farklı şekilde imajlarını yönetebilmek istiyorlar. Konu küresel teknoloji şirketlerinin oyunu bu şekilde götürmeyi karlı görmesi ve gerçekten ihtiyaçlara karşılık vermesi sebebiyle daha çok ve farklı cihazların son kullanıcılar tarafından kullanımı ve bu cihazların birbiriyle iletişim ihtiyacına dayanacağı için IoT ile kişiselleştirmenin daha çok yakınlaşacağını düşünüyorum. Hali hazırda kişiselleştirme kendi başına bir teknoloji değil bir konsept, bu konsepti yaşatabileceğiniz teknolojiler ürettiğiniz durumda kişiselleştirme teknolojisi üretmiş oluyorsunuz ama bunu çok farklı şekillerde yapmanız mümkün. Insider olarak big data, yapay zeka ve machine learning teknolojilerinde edindiğimiz uzmanlıkla bu konularda rekabet avantajı elde ettiğimiz bir konumdayız. Ürün ve pazarla bu uzmanlığı bağdaştırabileceğimiz sürece ölçeklenmeye devam edeceğimizi düşünüyorum.

Arda değerli paylaşımların için çok teşekkür ederim. Eklemek istediğin başka bir konu var mı?

Teşekkür ederim Ozan. Tüm DigitalTalks okuyucularına iyi pazarlar dilerim.

Teşekkür ederim. Çalışmalarınızda başarılar dilerim. İyi pazarlar Arda.

Etiketler