Seyirci Kitlenizin Büyüklüğüne Göre Uyarlamanız Gereken 5 Konuşma Alışkanlığı

Konuşmacı olacağınız bir konferansa hazırlanırken, kendinize birkaç soru sormanız gerekir: Ne söyleyeceğim? Ne kadar uzun süre sunum yapmam gerekiyor? Seyirciler arasında kimler olacak? Tüm bunlar, önemli sorular. Ancak bunların arasında gözden kaçabilecek, ama hayati önemi olan bir soru daha var: Kaç kişiye konuşuyorum?

Seyircinizin büyüklüğü, mesajlarınızın tahmin bile edemeyeceğiniz şekillerde yorumlanabilmesini doğrudan etkiler. Sunumunuzu küçük ve büyük kalabalıklara karşı anlatırken dikkat etmeniz gereken püf noktaları sizin için derledik:

1. Ne kadar yoğun odaklandığınız

Kalabalık bir seyirci topluluğu karşısında konuşurken çoğu zaman ne söylediğinize ve ne yaptığınıza daha yoğun bir şekilde odaklanırsınız. Bu, aslında sert bir rüzgara karşı bisiklet sürmek gibidir – ne söylediğinize, nereye baktığınıza ve nasıl nefes aldığınıza konsantre olmalısınız. Seyirciniz ne kadar büyükse, yokuş da o kadar serttir.

Daha küçük gruplara hitap ederken ise işler kolaylaşır. Küçük kalabalıklarda odağınızı rahatlatma imkanınız olur. Tabii ki yine de ne söylediğinize konsantre olmanız gerekir, ancak seyirci ile aynı sayfaya geçmeniz daha kolay hale gelir. Aslında hem bisiklet sürüyor, hem de aynı anda etrafınızdaki manzarayı yakalama fırsatı buluyorsunuz.

Her iki senaryodada aynı yoğunlukta odağı kullanmanız gerekmez. Küçük gruplarda aynı konsantrasyon oranı ile konuşursanız, fazla iddialı görünebilirsiniz.

2. Sesinizin kalitesi

Büyük bir grup karşısında konuşurken çoğu zaman mikrofon kullanırsınız. Sesiniz ister yüksek, ister alçak olsun, ses teknisyeni ses seviyeleri ile oynayarak sizi çok güzel konuşturabilir.

Küçük bir grup karşısında konuşurken ise çoğunlukla bir mikrofon lüksünüz olmuyor. Bu da sesinizin “rezonans” ayarı üstünde çalışmanız gerektiği ve odanın akustiğine en uygun olan ses tonunu bulmanız gerektiği anlamına gelir.

3. Seyirciyi yoklamanız

Büyük bir seyirci karşısındaysanız, kalabalıktan aldığınız geri bildirim oldukça ritmik olur. Çoğu zaman salondaki ışıklardan dolayı seyirciyi göremez, ancak enerjilerini hissedersiniz. Bu, seyirci ile bir bütün olarak bağlanmaktan doğar.

Küçük bir seyirci ile baş başaysanız ise, herkesi görebilecek konumda olursunuz ve göz kontağı kurarsınız. Böylece kullanabileceğiniz çok güçlü araçlar karşınıza çıkar; ses tonunuz, oda içerisindeki hareketleriniz, insanlara karşı duruşunuz gibi…

4. Stiliniz

Kalabalık bir kitle karşısında konuşurken, ekranlara konuşmanızın gerçek zamanlı videosu yansıtılabilir. Bu tip formatlarda daha kişisel bir yaklaşım sergilemeniz ve sanki tek bir kişi ile birebir sohbet ediyormuşsunuz havası yaratmanız lehinize işleyecektir. Böylelikle seyircininin dikkatini, küçük hareketleriniz ve sizi ele vermeyen yüz ifadeleriniz ile hep üzerinizde tutarsınız.

5. Nasıl ve ne kadar sıklıkla hareket ettiğiniz

Büyük kalabalıklar karşısında verdiğiniz konferanslar çoğu zaman videoya kaydedilir, bu yüzden de kameraların nerelerde konumlandırıldığını ve hangilerinin sizi çektiğini önceden bilmeniz gerekir.

Eğer sadece bir kamera varsa, içgüdüsel olarak hareket edemezsiniz çünkü kamera operatörü her daim sizi geniş açıdan takip etmek zorundadır. Birden fazla kamera varsa ise, hareket açısından daha fazla seçeneğiniz olur, ancak yine de kontrolün kimde olduğunu kendinize hep hatırlatmanız gerekir: Sizde mi, yönetmende mi?

Küçük bir grup karşısındaysanız ise çoğu zaman kamera açılarına kafa yormanız gerekmez. Ancak bruada düşünmeniz gereken başka bir nokta vardır, o da seyircinizin dikkatini, hareketlerinizde zıtlıklar yaratarak yönetebilme yetinizdir. Burada kontrol, kameramanda değil, tamamen sizdedir.

Bir sonraki sunumunuza hazırlanırken seyircinizin ne kadar kalabalık olduğunu hesaba katmayı ve mesajınızı o yönde vermeyi ihmal etmeyin.

Etiketler