Y Kuşağının Chatbot’ları Sevmesinin 5 Sebebi

Botların dünyası adeta bir patlama yaşıyor. Bugünün botları var olan uygulamalara entegre edilebiliyor ve insansı eşlerine destek vererek zekalarını kopyalıyor. Sayısız fonksiyonları basitleştirerek tüketiciler için bilgi toplayabiliyor ve emir üzerine iş yapıyorlar. Hızlı ve net bir şekilde bilgi paylaşımı sağlayarak daha hızlı karar verebilmemiz için bizi güçlendiriyorlar.

Her ay neredeyse milyarlarca insanın Facebook Messenger kullanmasıyla birlikte pek çok kişi, platform üzerindeki botları, bir restoranın açılış saatlerini öğrenmek, tişört sipariş etmek ya da faturalarını ödemek için kullanmaya başlayacak. Y kuşağı, bu yepyeni botları test sürüşüne çıkarıp karşılığında ne aldıklarını ölçen ilk kesim olacak.

Bot kullanımının psikolojisine indiğimiz zaman, altında mesajlaşma ile gelen bir güven duygusunun yattığını görüyoruz. Uygulamaları geliştirenlerin, botların zekasını ve kapasitesini geliştirmek için kullanıcı verilerini kullanması, başarıya giden kesin yol olarak görülmekte.

İlk başta Y kuşağının büyük bir kısmı, botların hayatlarında nasıl bir yere sahip olabileceğini denemek açısından onların temel yetkinlikleri ile oynayacak. Sonrasında ise botun anlama kapasitesinin limitlerini zorlamayı deneyecekler. Siri’yi ya da Alexa’yı ilk defa kullandığınız zamanı hatırlayın: İlk başlarda, “Bugün hava nasıl olacak?” gibi basit sorular soruyordunuz. Sonra daha komplike sorulara geçerek, “Dünya ile Güneş arasındaki mesafe nedir?” gibi şeyler sormaya başladınız. Tabii zaman geçtikçe yazılıma ne gibi yaratıcı cevapların yüklenmiş olabileceği merakıyla, “Waldo nerede?”, “Köpeğimi yıkamalı mıyım?” gibi sorulara geçtiniz.

Şaka bir yana, botların milenyum kuşağı ile böylesine uyum sağlamasının birden fazla sebebi var.

1. Teknik uygunluk ve yaşam tarzı uygunluğu

Günümüzün lider platformları kullanıcı alışkanlıklarını takip ederek ve hizmetlerini onların rutinlerine göre özelleştirerek onları kendine çekiyor. Botlar, Y kuşağının cihazlarında halihazırda yüklü olan uygulamalar ile entegre olarak doğal olarak etkileşime giriyorlar.

Bununla birlikte Y kuşağı, Facebook’un mobil uygulaması üzerinde ayda yaklaşık 26 saat geçiriyormuş – ki bu, günde bir saate denk geliyor. Messenger botunu bu süre zarfında kullanarak spor karşılaşmalarının sonuçlarına erişebilir, pizza siparişi verebilir ve aylık faturalarını ödeyebilirler. İhtimaller ve fonksiyonlar adeta sınırsız.

2. Anlık tatmin

Bir numarayı aramak, mail atmak ya da bir bota sormak seçenekleri verilen milenyum kuşağının büyük bir kısmının bot rutinini tercih edeceği aşikar. Bunu seçtikleri zaman teknolojinin değerini anlamış oluyorlar ve bu sefer başka botların peşine düşüyorlar – özellikle taleplerine gelen cevaplar, onları tatmin ediyorsa.

3. İletişimin gücünden faydalanmak

Instagram’da çift tıklarken, tweet atarken, Facebook’ta “beğenirken”, Pokemon Go’da yarışırken ya da WhatsApp üzerinden konuşurken… Y kuşağı, ne yapıyor olursa olsun, sürekli iletişim halinde. İletişimi ve sohbeti teşvik eden bir platform yaratmak bu kuşağın günlük hayatını inanılmaz derecede kolaylaştırır ve zenginleştirir. Belki de bu zamana kadar sesini en iyi şekilde duyurma imkanına sahip olan kuşak, Y kuşağıdır. Pek çoğu da görüşlerini dünyaya haykırmak için botları kullanacak gibi görünüyor.

4. Dijital devrime liderlik etmek

Y kuşağı, dijital devrime şekil veren kesim olmaktan büyük gurur duyuyor. Bununla birlikte uzun soluklu bir etki yaratabilmek için sürekli yeni fırsatlar ve deneyimler peşindeler. Y kuşağı, giderek günümüzün en büyük jenerasyonu haline geldikçe, onların etkisi, fikirleri ve katkıları yapay zekanın geleceğini daha fazla şekillendirecek.

5. Botlar çok eğlenceli!

Botlar, Google’a “Do a barrel roll” (Uçağın tam devir yapmasını istemek) yazmak gibi bir şey. Bu arada bunu mutlaka denemelisiniz.

Etiketler