Teknoloji, İşe Alım Sürecinin Geleceği. İşte 4 Sebebi

Teknolojinin iş dünyasını ne denli değiştirdiğini bir düşünün. Dünya çapında anlık iletişim kurmak artık çok kolay. Tüketiciler, evlerinden dışarı bir adım bile atmadan müşteri deneyiminin her adımından geçiyor – aradıkları her şeyi bulabiliyor, hakkında araştırma yapabiliyor, satın alma gerçekleştiriyor ve müşteri hizmeti alabiliyorlar.

Aynı şekilde bilgisayar ve programlar da, iş arayışında olan binlerce profil arasından en doğrusunu seçebiliyorlar. Gerçek şu ki teknoloji, işe alım ve işe alıştırma süreçlerini tahmin bile edemeyeceğiniz derecede iyileştirebilir ve kolaylaştırabilir. Her şeyi sorunsuzca halledebilecek araçlar, halihazırda var. Yapılması gereken tek şey, işletmelerin onları keşfetmesi ve onlara ayak uydurması.

Onboarding (işe alım ve işe alıştırma) sürecini iyileştiren dört teknolojik gelişmeye gelin birlikte bakalım:

Kağıtsız, mobil formlar.

Pek çok şirket için onboarding’in tek amacı, işe yeni alınan kişilerin gerekli İK formlarını doldurması. Bu kişiler bir dolu kağıt işi ve bir tükenmez kalem ile bir odaya adeta kitleniyorlar. Ancak mobil cihaz üzerinden erişilebilen kağıtsız formlar kullanmak, işe yeni başlayan elemanlar için otomatik doldurma özelliği sayesinde zaman kazanmasına yardımcı olabilir ve diledikleri zaman diledikleri yerde formları doldurmalarına yardımcı olabilir.

Buna rağmen şaşırtıcı oranda az şirket, kağıtsız form kullanımına gidiyor. Bu form doldurma yöntemini kullanarak çalışanlar, tüm bu sıkıcı kağıt işini çok daha hızlı bir şekilde bitirebilir ve değerli vakitlerini yeni pozisyonlarına odaklanmaya harcayabilirler.

Video oryantasyonu.

Onboarding’in en bunaltıcı kısımlarından bir tanesi de, şirketteki insanlarla tanışmaktır. İsimlerini ve hangi kişinin ne iş yaptığını unutmak, an meselesi. Video oryantasyon yöntemi ile yeni gelen çalışanlar, kimseye sürekli danışmak zorunda kalmadan insanlarla kendi başlarına video yardımı ile tanışabilirler.

Dijital eğitim.

Eğitim platfomları, şimdilerde hiç olmadıkları kadar kişiselleştirilebilir yapıda. Platformlar, farklı pozisyon ve öğrenme tarzlarına uygun olarak uyarlanabilir, böylece sunulan bilgilerin tamamı daha alakalı ve anlaşılır olur. Ancak maalesef bu uygunluğa rağmen çoğu eğitim, geleneksel sınıf ortamında veriliyor. 2015 yılında 200 tam zamanlı çalışan üzerinde yapılan bir ankete göre, çalışanların yalnızca yüzde 56’sı interaktif online eğitim görmüşken, yüzde 76’sı, eğitimlerin tamamını sınıf ortamında almış.

Onboarding metrikleri.

Sektörler arasında firmalar, operasyonlarını daha etkili ve verimli kılabilmek adına ‘big data’yı ve analitik değerleri kullanıyorlar. Onboarding de aynı şekilde ölçümleme ve metrik takibiyle geliştirilebilir.

Bunu yapmanın bir yolu da, işe yeni başlayan elemanların resmi geri bildirimleri, bu süreç çerçevesinde vermesini sağlamak. Verilen cevapları derlemek, yeni gelecek çalışanlar için özellikle üstünde durulması gereken noktaları ön plana çıkartır.

Bununla birlikte yeni işe başlayan elemanların, çalışma süreçleri boyunca nasıl bir performans gösterdiğini ölçümlemek de kritik önem taşıyor. Kimin gelişmeye devam ettiğini, kimin gereken performansı göstermediğini gözlemlemek, yalnızca onboarding süreçleri için değil, aynı zamanda işe alım süreci için de değerli bir bilgi havuzu oluşturmuş oluyor. Bu veriler, zaman içerisinde işe alım kararları verirken kolaylık sağlayacak trendlerin oluşturulmasına zemin yaratıyor.

Etiketler