Suudi Arabistanlı Kadınların Ülkenin Uber Yatırımı ile İlgili Gerçek Düşünceleri

Farklı değer ve gelenekleri olan ülkelere açılan Amerikan firmaların temel rolü nedir? Ve bu, ülkelerden biri Amerikan bir firmaya hatırı sayılır bir yatırım yaptığında değişir mi?

Bunlar, geçtiğimiz hafta Suudi Arabistan’dan 3.5 milyar dolar yatırım alan Uber ile ilgili sorulan sorulardan birkaçı. Bölgede araba sürmeleri yasak olan kadınlar için ise bu anlaşma, kötü bir işaret.

Suudi aktivist ve yazar Hala al-Dosari, sorunu şu şekilde ele alıyor: Uber’e yatırım yaparak Suudi hükümeti, direkt olarak kadınların araba kullanamamasından kar elde ediyor. Her ne kadar Uber kadınlara daha fazla hareketlilik fırsatı sunmuş olsa da, bunun da bir bedeli var. “Hizmeti kullanmaya zorlanmamalıyız.”

Uber’in Riyad’da hizmete sunulmasıyla Suudi Arabistan’a girişi, daha fazla mobilite için ayrıcalık satın alamayan kadınlar için büyük bir adımdı. Ancak bu yatırım, kadınlara araba kullanma hakkı tanımaktansa, Suudi dini bildirileri ile paralel bir şekilde kadınlara mobilite sağlamayı amaçlayan Uber’e yatırım yapmayı tercih ettiğinin sinyallerini veriyor. Bununla birlikte ülke aynı zamanda kadınlara araba kullandırmak yerine bu hizmeti kullanmaya zorlamanın üzerinden kar elde ediyor.

Uber temsilcisi Jill Hazelbaker, “Tabii ki kadınların araba kullanma haklarının olması gerektiğini düşünüyoruz.” diyor. “Bunun yokluğunda biz, daha önce var olmayan olağandışı mobilite sunma imkanı bulduk. Ve bununla gurur duyuyoruz.”

Salman bin Abdelaziz, 2015 yılında kral ilan edildikten sonra oğlu Prens Mohammed bin Salman’a geniş ekonomik yetkiler verildi. Pek çok kesim, Prens Salman’ın krallığı daha ilerici bir çağa götürmesini umuyordu.

Prens Salman aslında ‘yıkıcı’ olarak biliniyor. Bir Bloomberg makalesine göre 26 yaşındayken afacan gencin Savunma Bakanlığı’na girişi yasaklanmış. Makalede Salman’ın şu sözleri dikkat çekiyor: “Kadınların Müslümanlık’ta henüz verilmemiş olan hakları olduğuna inanıyorum.” Özel hayatında ise daha radikal olarak biliniyor. İsmini vermek istemeyen bir ABD askeri, yine Bloomberg’e verdiği röportajda prensin kadınların araba sürmesi üzerindeki yasağı kaldırmaya hazır olduğunu, ancak doğru zamanı beklediğini söylemişti.

Prens Salman kadın hakları ile ilgili konuştuğu dönemde, aynı zamanda tamamen petrole dayalı olan ülke ekonomisi için yeni bir gelecek planı inşa etmekle meşguldü. Azalan petrol satışlarından ötürü Suudi Arabistan’ın bu yıl itibariyle 200 milyar dolarlık bütçe açığı var. Prens Salman ise üzerinde çalıştığı bu yeni ekonomi planını The Vision 2030 (Vizyon 2030) ismi altında bir dökümanda topladı.

Kadınlar için The Vision, tam bir hayal kırıklığı oldu. Her ne kadar plan içerisinde Suudi Arabistan’da çalışan kadın oranının yüzde 30’a çıkartılacağına dair vaatler olsa da, bunun nasıl yapılacağına dair herhangi bir bilgi verilmemişti. Kadınların, nüfusun yüzde 43,4’ünü oluşturduğunu ve yalnızca yüzde 22’sinin çalıştığını göz önünde bulundurursak, kadınların ciddi oranda bir atıl iş gücü nüfusu oluşturduğunu söyleyebiliriz.

Ne yazık ki Suudi Arabistan’da kadın çalıştırmanın önünde iki büyük engel var. Birincisi, velayet sistemi: Kadınların, hayatlarının her alanında onların adına karar veren, doğumdan ölüme kadar onlarla olan erkek bir ‘velileri’ olması gerekiyor. Dolayısıyla kadınların çalışmaları için de velilerinden izin almaları gerekiyor. İkincisi ise mobilite sorunu: Kadınların araba sürmesi yasak. Uber, sözde daha fazla kadını işe götürmeye yarıyor, ama Uber’i yalnızca bu hizmeti karşılayabilecek maddi seviyedeki kadınlar kullanabiliyor.

Kadınların araba kullanmalarına izin verilip verilmeyeceği sorulduğunda Prens Salman, bunun kendisinin elinde olmadığını, buna toplumun karar vereceğini söylüyor. Bu açıklama, Prens Salman’ın aslında kadınlara araç kullanma hakkı verme konusunda hiçbir zaman gerçekten niyetli olmadığını da açıkça göstermiş oluyor.

Bir noktayı açıklığa kavuşturmakta fayda var: Suudi Arabistan’daki kadınlar, Uber’e değil, hükümete öfkeli. Tabii Uber de bu öfkeden nasibini alıyor.

Geçtiğimiz yıl itibariyle kadınlar, seçime katılabilir ve oy kullanabilir hale geldi. Uber, al-Nahda Kadın Dayanışması Topluluğu ile bir araya gelerek Suudi kadınları oy kullanma merkezlerine getirip götürmek için ücretsiz yolculuklar sundu. Buradan anlıyoruz ki şirket, kendini Suudi Arabistan’daki kadınların destekçisi olarak konumlandırmak konusunda uzun zamandır hevesli.

Her ne kadar Uber’in hizmetleri bölgede değerli olsa da, bu anlaşma bazı aktivistler tarafından hoş karşılanmadı. Al-Dosari, “Şirketlerine yatırım alma konusunda çok hevesliler; bu, temel eşitlik ve adalet prensiplerine aykırı davranan insanlarla anlaşma yapmak anlamına gelse bile.” diyor.

Suudi Arabistan’ın yatırımı, Uber’i oldukça ilginç bir pozisyona sokmuş gibi görünüyor. Öte yandan Suudi Arabistan artık resmi olarak Uber’in yatırımcısı, yani Uber’in karar verme sürecinde söz hakkı sahibi olacak. Uber’in de artık Suudi hükümet ile yakın bir ilişkisi var. Bu ilişkinin zamanla ne gibi sonuçlar doğuracağını hep birlikte göreceğiz.

Etiketler