Otonom Araçlar Kaldırımlara da Devrim Getirecek

Tasarım stüdyosu Pensa, otonom araçların yollardan daha fazlasına yenilik getireceğini düşünüyor.

Sürücüsüz elektrikli araçlar Google, Uber ve hatta Apple’ın bile gündeminde. Bu araçlarda çalışabileceğiz, dinlenebileceğiz, onları paylaşabileceğiz ve park etmek zorunda olmayacağız.

Yani sokaklarımız asla eskisi gibi olmayacak. Ancak nasıl olacağı da henüz belirsiz. Co.Design, New Yorklu tasarım danışmanı Pensa’ya sokakların gelecekle nasıl olacağını hayal etmesini sorunca, halihazırda teknolojinin şehirlere entegrasyonuyla ilgili önemli bir rol oynayan şirket bu iş için biçilmiş kaftan olduğunu gösterdi. Tasarım stüdyosunun sokakta şarj imkanı sunan güneş enerjisi istasyonları, 2013 yılında New York şehrinde uygulanmış ve insanlara bedava şarj hizmeti sunmaya başlamıştı.

Pensa’nın tasarımının adı “Third Space” yani “Üçüncü Alan”. Bu tasarım şehirlerde paralel park için kullanılan tüm bu alanların otonom araçlar sayesinde boşaltıldıktan sonra ne şekilde değerlendirileceğini ortaya koyuyor.

Şehirler Nasıl Değişecek?

Park alanlarının boşa çıkması şehirlerde emlak sektörü için büyük bir lütuf olacak. ABD’de 250 milyon araç için 1 milyar park alanının olduğu sanılıyor. Yani arz-talep oranı 4/1 civarında iken araçların blok etrafında dolaşabildiği, merkezi bir veri tabanına bağlı olduğu ve boş bir alana park edebildiği bir dünyada çok saçma kalacaktır. Zira bu araçlar aynı taksiler gibi sadece yakıt almak için duraklama yapacak.

Aslında şehirlerimiz bir şekilde iş yapma biçimimizi gizliden gizliye değiştiriyor. Pensa ortağı Mark Prommel, “Şehirlerdeki pek çok geleneksel alan bulanıklaşıyor. Önceden ofise ait alanda şu anda ücretsiz Wi-Fi erişimi var. Ofisim kaldırıma taşmış durumda ve bazen burada toplantılar yapıp çalışıyorum.” diyor.

Otonom araçların ofisleri merkezileşmekten uzaklaştıracağı düşünülürse araçlar ve binalar arasındaki alan için de yeni fırsatlar doğacak demektir. Bu alanları çoğumuz binadan araca ulaşmak için, rahatlamak için veya Uber’den çağırdığımız araç gelirken beklemek için kullanıyoruz. Ancak bu alan için söz konusu olan fırsatlar araçların geleceğini düşündüğünüzde değişebilir: elektrikli, egzoz dumanı olmadan ve sessizce dolaşan araçların insanlardan çok daha az tehlike yaratarak hareket ettiğini düşünün.

Üçüncü Alan

Prommel, “Bu alanları düşününce burada sadece dikilip bekleyebilirsiniz. Ancak gelecekteki araçların neyi temsil ettiğini ve gücünü hesaba kattığınızda bu alan zekice değişebilir. Kenarında durmaktan ve size çarpılmasından, gürültüden veya araçların yarattığı kirlilikten rahatsız olmadığınızda bu üçüncü alan sizin için oturulabilecek bir alan haline gelebilir.” diyor.

Kafeler, toplanma alanları. Birden ortaya çıkan restoranlar ve minik Starbucksları günümüzdeki sokak satıcılarının daha resmi bir mimari sunumu olarak düşünebilirsiniz.

Pensa bu üçüncü alanı metal veya betondan değil, daha davetkar, ahşap dış görünüme sahip bir yapı olarak tasarlamış. Prommel, “Günümüzde yol veya kaldırım kenarı için uygun gördüğümüz materyallerin hor kullanıldığından endişeliyiz. Belki araçların kötüye kullanılmamasından dolayı bir nebze yüreğimize su serpilebilir. Ancak Futurama’nın usta işi beyaz cilası yerine bu eğri büğrü ağaçtan yapılar daha doğal ve davetkar görünecek.” dedi.

Prommel ağaç seçiminin biraz fazla iyimser olduğunu kabul ediyor ancak bu materyal projenin daha büyük temasını başarılı bir şekilde gözler önüne seriyor: Araçlarımızı dert etmek zorunda olmadığımızda şehir sokakları çok daha değerli alanlar haline gelecek.

Pensa elbette ki bu değişen manzara fikrine sahip tek şirket değil. Bostonlı mimari şirketi Arrowstreet de otonom araçlar için yeni bir otopark fikrini açıkladı. Bu sırada otomobil endüstrisinin yatırım yaptığı Michigan Üniversitesi, otopilotlu araçların çevreyolu ve birden fazla yolcu taşıyan araçlara ayrılmış yollardaki atmosferi nasıl anlayacağını ölçmek için 32 hektarlık bir sahte şehir inşa etti. Şüphesiz ki bu araştırma sonucunda araç ve şehir alanları tasarımı büyük değişim gösterebilir.

Otonom araçların şehirler üzerindeki etkisi henüz kesinlik kazanmamış olabilir. Yeni araştırmalar gösteriyor ki otonom araçlar trafik sıkışıklığını ortadan kaldırsa bile işe gidiş-geliş süresini azaltmayabilir veya enerji tasarrufu sağlamayabilir. Başka bir araştırmaya göre hepimizde yolcusunu almak için apartman blokları etrafında dolaşan araçlardan olursa trafik sıkışıklığı çok daha kötü boyutlara varabilir.

Tüm bu çılgınlık derecesine varan fikirler tam da otonom araçların neden adeta bir tasarım uygulaması cenneti oluşturduğunun göstergesi. Ayrıca yüksek fiyatlı içecek almak için bir dizi mikro kahve dükkanı fikri de Uber gelmeden önceki 5 dakikayı harcamak için şüphesiz en uygun yol.

Etiketler