Başarılı İnsanların Neden Her Gün Aynı Şeyi Giydiğini Bilmek İster Misiniz?

Toplumun modaya olan takıntısına rağmen, ‘kapsül gardırop’ kavramı gittikçe yaygınlaşıyor. ‘Kapsül gardırop’, sürekli olarak sadece 10-15 parça kıyafeti giyme fikrine dayanıyor. İlginç olan ise gitgide daha fazla başarılı ve ünlü insanın – dünyanın önde gelen politikacıları ve girişimcileri de dahil – bu konseptte ayak uydurmaya başlaması.

İşte böyle olmasının 8 enteresan sebebi:

  1. Daha az karar: Bireyin uzun bir karar verme süreci sonrası verdiği kararın kalitesi, ister istemez karar verme yorgunluğundan etkileniyor. Her gün önemli kararlar alan insanlar için ortadan bir seçeneği kaldırmak bile onlara gün içerisinde daha fazla zihinsel alan ve daha yüksek verimlilik sağlıyor.

İşe tam da bu, Barack Obama’nın sınırlandırdığı moda anlayışını açıklıyor: “Sadece gri veya mavi takım elbise giydiğimi farkedeceksiniz. Verdiğim kararları olabildiğince azaltmaya çalışıyorum. Ne giyeceğim veya ne yiyeceğim konusunda karar vermek istemiyorum, çünkü vermem gereken çok daha önemli kararlar var.”

  1. Daha az vakit kaybı: Sahip olduklarımızı hayatımızdan çıkartmaya başlayana kadar aslında ne kadar büyük bir yük yarattıklarının farkına varamıyoruz. Ancak bunu gerçekleştirdiğimiz zaman özgürlüklerimizi ve önümüzdeki fırsatları adeta yeniden keşfedebilme olanağı doğuyor.
  2. Daha az stres: New York’ta yaşayan art direktör Matilda Kahl, her gün aynı kıyafeti giymesinin altında karar verme yorgunluğuve daha az vakit kaybı faktörlerinin yattığını söylüyor. Ancak eklediği bir nokta daha var: Daha az stres. “Bu fazla mı resmi? Bu çok mu iddialı? Bu elbise gereğinden kısa mı?” Kahl, bundan öncesinde çoğu zaman metroya ulaşır ulaşmaz pişman olduğu bir kıyafet seçimi yaptığının farkına vardığını belirtiyor. Şimdi ise, adeta markalaştırdığı beyaz ipek bluzu ve siyah kumaş pantolonu ile gün içinde yaşadığı stresi hiç olmazsa bir nebze azaltmış oluyor.
  3. Daha az enerji sarf etme: Christopher Nolan, 21. yüzyılın en başarılı filmlerine imza atmış bir isim. Ancak çok uzun zaman önce, “her gün ne giyeceğine karar vermenin, boşuna enerji harcamaktan farksız olduğuna” karar vermiş. Şimdi koyu renk bir ceketin içine giydiği mavi gömleği ve siyah pantolonu ile her gün kafası rahat. Nolan, “boşa enerji harcamak” diyerek aslında oldukça önemli bir noktaya parmak basıyor. Gardırobumuzdaki eşyalar yalnızca kıyafet seçimi esnasında değil, bakım, organizasyon ve düzen bakımından da fazlasıyla zamanımızı alıyor.
  1. Düzenli hissetme: Denaye Barahona, Dallas’ta yaşayan genç bir anne. Bu bahar, tam takım, çetrefilli gardırobunu minimale döndürerek yalnızca giymeyi en çok sevdiği, gerekli parçaları bıraktı. Bu değişimi şu şekilde özetliyor: “Kapsül öncesi gardırobum adeta Cheesecake Factory menüsü gibiydi. Seçmek çok uzun zamanımı alıyordu ve boğucuydu. Şimdi ise gardırobum lüks bir restoran menüsü gibi. Daha az seçeneğim var, ama seçeceğim parça ne olursa olsun mükemmel olacağından eminim. Hem daha iyi görünüyor, hem de kendimi daha iyi hissediyorum.”
  2. İkon kavramı: Alice Gregory, New York’ta yaşayan bir yazar. Geçtiğimiz yıl ‘kapsül’ giyime yeni bir bakış açısı getirerek, onu ‘ikonik’ olarak tanımlandırmıştı: “Kendinizi ünlü hissetmenin ucuz ve kolay yolu. Bir üniforma, yaş ile belirginleşen elzem öncelikleri ön plana çıkararak sizi olgunlaştırıyor ve kimliğiniz ile bütünleşiyor.” Alice aynı zamanda her gün aynı kıyafeti giymenin bir önder olarak mevkinizi sağlamlaştırdığını vurguluyor.
  3. Daha az masraf: Kabul edelim; dolaplarımız, yüksek miktarda paralar harcanıp satın alınmış ancak nadiren giydiğimiz kıyafet ve ayakkabılarla dolu. Ortalama bir Amerikan ailesi, kıyafetlerine yıllık olarak 1.700 dolar harcıyor. İlk bakışta çok gibi görünmeyebilir, ama çoğu kıyafetin ihtiyaç dışı alındığını düşünürseniz işler değişir. 1930’lu yıllarda ortalama bir Amerikan kadını 9 parça kıyafete sahipken şimdi bu rakam, 30.
  4. Daha fazla huzur: Drew Barrymore geçtiğimiz ay Refinery 29 için yazdığı bir makalede hayatının yeni döneminden ve kıyafetleri ile olan ilişkisinden bahsetmişti: “Öncelikle şunu belirtmeliyim, neredeyse 40 yaşındayım. 20’li yaşlarda giydiğim kıyafetler artık mantıklı gelmiyor. İki çocuk sahibi olduktan sonra 30’lu yaşlarda giydiklerime ise artık sığmıyorum. Adeta bir kıyafet kavşağındayım ve bu kavşak, oldukça sancılı.” Bu hislerle baş edebilmek için Drew, kendini adeta bir kıyafet diyetine sokarak sadece ihtiyacı olan kıyafetleri satın alma yoluna gitti. Aylar sonra gardırobu, kendi deyimiyle ‘mantıklı ve mutlu’ hale geldi.

Bu noktada Tyler Durden’dan alıntı yapmamak imkansız: “İhtiyacımız olmayan şeyleri, olmayan paramızla satın alıp sevmediğimiz insanları etkilemeye çalışıyoruz.” Özetle, sahip olduklarımızın içinde boğulan bir toplum haline geldik. İnsanlar, özgürlüğe ve kurtarılmaya aç, bu nedenle sürekli olarak yeni çözümler arıyorlar. Kapsül gardırop da, bu çözümlerden biri gibi görünüyor. Bakalım, geleceği ne olacak?

Etiketler