Facebook, Çalışanlarına Merkez Ofise Yakın Yaşamaları İçin 10,000 $ Teklif Ediyor

Günümüzün global iş gücü, yüksek maliyetli bölgelerde yaşayan firmalar için büyük avantaj. Yerel birini almak için harcayacakları maliyetin büyük bir bölümü ile kırsal bölgelerde yaşayan insanları işe alabilme imkanları doğar. Bu da, tecrübeyi ve kaliteyi çok daha ucuza temin edebilecekleri anlamına gelir. Ancak yine de yerinde çalışanlara sahip olmanın da avantajları var. Facebook da aynı fikirde olmalı ki çalışanlarına Silicon Valley’deki merkez ofisi yakınlarına taşınmaları için 10,000 ile 15,000 dolar arası para teklif ediyor.

Menlo Park ve Doğu Palo Alto bölgesine fazladan binlerce Facebook çalışanının eklenmesi, bölgedeki topluluklar için olumlu olur mu, olmaz mı, orası tartışılır. Her ne kadar bölgeye her gün gidip gelen araçlardan kaynaklanan trafik azalacak olsa da, bölgede artacak olan garyimenkul fiyatları, öğretmenler gibi daha düşük gelirli mahalle sakinlerini oradan kaçırabilir. Ne tür gelişmelerin ortaya çıkacağını zamanla göreceğiz.

Sosyal medya devi, bu hareketin çalışanları için işleri kolaylaştırmak amaçlı olduğunu belirtiyor. Bazı kesimler ise Facebook’un, çalışanlarını çaktırmadan işte daha fazla zaman geçirmeye teşvik ettiğini iddia ediyor. Çalışanlar, evlerinin işe yakın olması ile birlikte, git-gele harcadıkları fazladan zamanı verimliliğe harcayabilir; dolayısıyla hem şirkete, hem de kullanıcılarına daha fazla fayda sağlayabilir.

Şimdi de uzaktan çalışmaya yakından bakalım. Telecommuting (evden çalışma) süreci, ‘çalışmanın geleceği’ olarak nitelendiriliyor; zira coğrafik sınırları ve  ekstra maliyetleri ortadan kaldırarak, işletmeleri ofis ortamı sağlamaktan kurtarıyor. Üstüne bir de çalışanları trafik azabını yok ediyor. Ancak yine de bu uygulamanın olumsuz tarafları da yok değil; işletme kültüründe büyük önem taşıyan takım ruhu kavramı gibi.

Her ne kadar uzaktan çalışma kulağa oldukça çekici gelse de, çoğu işletme buna katiyen karşı. Yahoo ve Reddit, evden çalışma politikalarını iptal eden şirketler arasında başı çekiyor.

Telecommuting, aynı zamanda kilit bir faydayı sağlamakta yetersiz kalıyor: Çoğu büyük merkez ofis, doğal olarak etraflarındaki topluluğa da destek sağlayarak yeni okulların, yapılanmaların ve geniş bir perakende ve hizmet sektörünün oluşmasına olanak sunuyor. Eğer çalışanların büyük bir kısmı işe gelmeye ihtiyaç duymazsa, topluluklar da bu gelişmelerden mahrum kalacak gibi görünüyor.

Toplum, giderek gerginliği hissetmeye başlıyor.

Facebook’un insanları merkez ofisine yakınlaştırmasında bir sorun var: Sektörler büyüdükçe, şehirler de çalışanlarını destekleyebilmek adına büyümek ve gelişmek durumundalar. Silicon Valley, an itibariyle öyle bir konuma geldi ki, burada hayatta kalmaya çalışan insanların çoğunun burada oturmaya geliri yetmiyor. Ülkenin neredeyse en pahalı gayrimenkul fiyatları burada ve yaklaşık olarak 7.5 milyon kişi yaşıyor, bu da 40 yıl önceki popülasyonun neredeyse 2 katı. Yaş alan altyapı ise bu yoğunluğu kaldıracak kapasiteye sahip değil.

Facebook ile birlikte Apple ve Google da yeni kampüsler inşa ederek, tüm bu çalışanların nerede yaşayacağına dair endişeleri çoğaltıyor. Evden gidip gelmek bir opsiyon olsa bile, yollar şimdiden trafikle tıkanmış durumda. Bu durumda en iyi seçenek ise uygun fiyatlı konut miktarını artırmak gibi görünüyor.

Nüfus talep yaratsa da, yeni konut yapılandırmasına gidilmiyor.

Ofise yakın oturmayı tercih eden çalışanlara teşvik sağlayarak Facebook, çalışan kesmin tamamına yetecek kadar konut yapılandırması oluşturmaya yanaşmayan San Francisco Belediyesi’nin üzerindeki baskıyı biraz da olsa azaltmış oluyor.

Rakamlara baktığımız zaman ise çarpıcı bir tabloyla karşılaşıyoruz. Her ne kadar popülasyon 2010 ile 2013 yılları arasında 32.000’lik bir artış göstermiş olsa da, San Francisco’ya her yıl ortalama olarak yalnızca 1.500 konut eklenmiş görünüyor. Mahalle sakinlerinin ise en çok şaşırdığı durum, yukarı doğru uzayan gökdelenlerin sayısı hızla artarken, uygun maliyetli konutların aynı oranda artmıyor olması.

Buna benzer bir olay, Mountain View’de de gerçekleşmekte. Şehre 42.550 yeni çalışanın gelmesi planlanırken, şehrin halihazırdaki imar planı 2030’a kadar en fazla 7.000 yeni konut barındırabiliyor.

Trafik açısından baktığımız zaman da işlerin pek iç açıcı olmadığını söylemek mümkün. Tüm bölge için ciddi bir sorun haline gelen trafik, her geçen yıl daha da kötüleşiyor. San Francisco’daki çoğu Uber, Lyft ve taksi şöförü, son birkaç yıl içerisinde sokaklardaki araç sayısının inanılmaz derecede arttığı kanısında.

Diğer bir yandan da otoban mevzusu var. Facebook, çalışanlarını ofisin yakınlarında yaşamaya davet ederek, aslında trafik çilesini bir nebze de olsa rahatlatıyor ve çalışanlarına bölgedeki yüksek bütçeli evlerden bazılarını karşılayabilme fırsatı sunuyor. Ancak bu teşvik primi bile bölgede yeterince ev olmadığı gerçeğini değiştirmiyor. Bu ise, asıl sorunun ta kendisi.

San Francisco’daki konut krizinin karmaşıklığı, tek bir işletmenin teşvikleri ve özendirmeleri ile çözülecek gibi görünmüyor. Ancak Facebook’un, çalışanlarına iş yerlerine yakın oturmayı teklif etmesini yine de takdir etmek gerek. Eğer daha fazla Silicon Valley işletmesi çözüm sunarak konut krizine yardımcı olmaya çalışırsa, bölge zaman içerisinde içinde bulunduğu sıkışıklıktan arınabilir.

Keşke benzer teşvikleri özellikle İstanbul’daki şirketlerde görsek. Bildiğiniz gibi iki kıtanın birleştiği yerde konuşlanan İstanbul’da her gün milyonlarca insan diğer yakaya (Anadolu veya Avrupa) geçmek için saatlerini yollarda harcıyor. Bunun yarattığı maddi ve manevi kayıp ise milyonlarca doları buluyor.

Etiketler