Koç Üniversitesi Kuluçka Merkezi Koordinatörü Burak Yaman ile Pazar Sohbeti

Hepinize merhaba, bugün DigitalTalks Pazar Sohbetleri’nde Koç Üniversitesi Kuluçka Merkezi Koordinatörü Burak Yaman ile birlikteyiz.

Burak merhaba, öncelikle pazar günü sohbet davetimi kabul ettiğin için teşekkür ederim. Bize biraz kendinden ve Koç Üniversitesi Kuluçka Merkezi’nden bahsedebilir misin? Bu merkezin amacı nedir? Neler yapıyorsunuz?

Merhabalar Ozan, ben de çok keyifli geçeceğini tahmin ettiğim sohbet için teşekkür ederim. Kısaca kendimden bahsederek başlayayım. Ben de birçok farklı girişim kurmuş ve bunların kimilerinde başarısız kimilerinde ise mutlu sonlar yaşamış bir girişimciyim. Özellikle bu deneyimlerim sırasında elde ettiğim çıkarımlarımı girişimciler ile paylaşarak onlara yardımcı olmaya çalışıyorum. Bu çerçevede de 2012 yılında bu yana birçok kuluçka merkezi, melek yatırımcı ağı ve hızlandırma programının kurulması ve yürütülmesinde aktif rol oynadıktan sonra 2014 Eylül itibarıyla da Koç Üniversitesi Kuluçka Merkezi’ndeki Koordinatörlük görevine geçtim. Bu tarihten beridir de yaklaşık 20 girişim ile yoğun bir şekilde çalışmaya ve işlerini büyütmelerine yardımcı olmaya çalışıyorum.

Koç_Üniversitesi_Kuluçka_MerkeziKoç Üniversitesi Kuluçka Merkezi, Vehbi Koç Vakfı desteği ile Koç Üniversitesi tarafından kurulan ve girişimcilere fikir aşamasından ticarileşme aşamasına kadar geçen süreçte farklı faz ve yoğunluklarda destek veren bir merkez olarak tanımlanabilir. Herkese açık ancak daha çok tekno-girişim odaklı bir program yürütülmektedir. Bu farklı mekanizmalar özetle ikiye ayrılmaktadır: Bunlar “ön kuluçka” ve “ana kuluçka programı” olarak tanımlanabilir. “Ön Kuluçka” erken aşama desteklerin verildiği ve girişimcilerin tamamıyla ücretsiz bir şekilde desteklendiği mentorluk programı iken “Ana Kuluçka Programı” daha yoğun bir 3 aylık süreç ile başlayan maddi destekler ile tamamlanan daha çok fikir aşamasını geçmiş girişimcileri desteklediğimiz bir programdır. Bu program sadece yılda 2 kere ve her 6 ayda bir açılır. Program kapsamında hukuktan finansal danışmanlığa, iş geliştirme danışmanlığından teknik danışmanlığa kadar birçok hizmet sunulmaktadır. Her dönem sonunda da sunum günü adını verdiğimiz tek günlük bir etkinlik ile hem girişimcilerimizi programdan mezun ediyoruz hem de ekosisteme tanıtımını gerçekleştirmiş oluyoruz. Programlara ait tüm detaylı bilgiye web sitemiz üzerinden de ulaşılabilir.

Birçok girişim Koç Üniversitesi Kuluçka Merkezi’nde faaliyet gösteriyor. Eminim hepsi değerli çalışmalar yapıyordur ama dikkat çekici gördüklerinden biraz bahsebilir misin?

Hepsi farklı ön plana çıkan özellikleri nedeniyle desteklen girişimler, bu nedenle bu soruya cevap vermek biraz zor. Sadece bulundukları sektörler nedeniyle bazıları biraz daha göz önünde olmaktadırlar. Örnek olarak Scorp ve Appanalytics verilebilir. Scorp yurtiçinde özellikle gençler arasında giderek popülerleşen bir video sosyal medya platformu olurken Appanalytics ise kurumsal tarafta mobil uygulama analitik araçları arasında önemli bir yer edinmiş durumda. Tabi bunun yanında yakın zamanda adlarını daha sık duyacağınız bulut tabanlı insan kaynakları uygulaması olan Kolay İK, içerik oluşturma pazar yeri olarak tanımlanabilecek İçerik.com, çocuk kalp ameliyatlarının simülasyonu yazılımı Hemodyn, yeni nesil yemek kartı uygulaması Hesap Öder ve birbirinden ilginç ünlü karakterlerin dövüştüğü bir oyun olan Koff Challengers gibi projelerimizi de belirtmeden geçmek olmaz.

Şu ana kadar eminim onlarca girişimci ile karşılaşmış ve toplantı yapmışsındır. Senin başarılı gördüğün, başarılı olacağına inandığın girişimlerin ve girişimcilerin ortak özellikleri nedir?

Evet her yıl 1.500 civarı proje başvurusu topluyoruz ve bunların 200-300 kadarıyla da yüz yüze görüşmeler gerçekleştiriyoruz. Bu görüşmeler sonucunda özellikle ülkemizdeki öne çıkan girişimcilerde ortak gördüğümüz özellikler: sabır, azim ve odaklanma diyebilirim. Özellikle çok hareketli gündeme sahip olan ülkemizde tıpkı diğer sektörler gibi teknoloji sektöründe de bir fikri olgunlaştırmaya çalışmak çok zor. Bunu yaparken “Bu iş tutmaz.” diyenlerden “Önce sen kendini kanıtla sonra ben para yatırırım.” diyene veya “Hepsi benim olmalı.” düşüncesindeki ortaklara kadar onlarca zorluk yaratan kişi veya faktör yer almakta. Bu faktörler ile baş ederken bazen kulakları kapatıp yapılan işe odaklanmak en doğrusu oluyor. Bu arada aynı anda birden fazla işe dalıp aslında hiçbir işi tamamlayamama problemini ise hiç açmıyorum  Bunun yanında bizim gibi birçok girişimcilik destek mekanizması kuruldu ve kurulmaya devam ediyor. Buralarda girişimcilere iyi niyetli bir şekilde yardım etmek isteyen onlarca mentor ve danışmanlar, yatırımın bir başarı kriteri olarak algılanması nedeniyle ikna edilmeye çalışılan yatırımcılar ve tabi ki devlet desteklerinin cazibesi bazen girişimcinin odağının kaybolmasına neden olabiliyor. Bu noktada özellikle eleştiri almayı bilen ama bunu kendi işine göre yorumlayarak uygulayan girişimciler bir seviye daha avantajlı görünmektedir. Uygulama demişken belki çok kısa olarak fikri hayata geçirmenin öneminden bahsetmek lazım. Keza fikrin çok önemli olduğunu düşünmek ve ellerden çok ağzın çalışması bazen girişimciye zarar vermektedir. Bu nedenle az laf çok iş kuralını uygulayan girişimcilerin de başarılar arasında olduğunu söylemek gerekir.

Diğer iki özellik olan sabır ve azim de aslında ilk başta belirttiğim odaklanmanın birer tamamlayıcı konumunda. Kültürümüzde yer alan değişen şartlara ayak uydurma yeteneğimizi hafife almamak gerek. Zorlu pazar şartlarında doğru iş modelini ve müşteri kitlesini bulmak için yapılacak sistematik çalışmalar sabrın ve azmin birer meyvesi olarak ortaya çıkmakta ve tünelin sonunda ışık ve umut bulunmasını kolaylaştırmaktadır.

Türkiye girişimcilik ekosisteminin en temel eksikleri olarak neleri görüyorsun? İyi olduğumuz taraflar varsa nedir?

Aslında bu konuya kısaca az önce değindim sanırım ama biraz daha devam edebiliriz. İyi olduğumuz çok fazla taraf var. Hızlıca sıralarsak; girişkenlik, tez canlılık, değişime ayak uydurma yeteneği, doğuştan tüccarlık, kıvrak zeka ve çok çalışmayı sevmememiz. Evet çok çalışmayı sevmememiz bir güçlü yan. Keza Bill Gates der ki: “Zor bir işi yapması için her zaman tembel bir insanı seçerim. Çünkü o işi yapmanın kolay yolunu bulur.”  Kaos ortamında hayatta kalma konusunda çok iyi olduğumuzu düşünüyorum. Özellikle girişimciliğin farklılaşma noktalarından birisi de belirsiz koşullar altında insan ihtiyaçlarına uygun tasarlanmış yeni ürün ve hizmetlerin ulaştırılması olduğunu düşünürsek söz konusu belirsizliği yönetmek veya uyumlaştırmak bize önemli bir avantaj sağlayabilmektedir.

Girişkenlik ve tez canlılık ilk başlarda bir işe hızlı atılmak ve bir an önce denemeye başlamak için olmazsa olmazlardan. Ancak bunu cahil cesareti ile karıştırmamak ve bodoslama atlamamak gerektiğini de hatırlatmak gerekir. Biz de bu ayrım noktasında çok ince bir çizgi var ve girişimciler açısında bazen karıştırılabiliyor.

Diğer bahsedebileceğim özellik ise ticaret yeteneğimiz. Günlük hayatımızda bile onlarca kez bu yeteneğimizi kullanıyoruz. Hatta toplumumuzda ön plana çıkan kişilere de baktığımızda bilim insanı, yazar veya bürokrattan daha ziyade ticari başarıyı yakalamış kişilerin daha fazla kabullenilmiş olduğu görülmektedir. Hal böyleyken ulusun (tıpkı İsrail gibi) topyekün bir girişimcilik hareketi içerisinde güçlenmesinin düşündüğümüzden daha mümkün olduğunu savunuyorum. Ama bunun için elzem olan; iş birliği, disiplin, güven ve çok çalışma özelliklerini de eklemeyi unutmamak gerekir.

Burak Yaman

Hazır konusu açılmışken iş birliğini en temel eksikliklerimiz arasında sayarak başlayalım o zaman. Bildiğiniz zebani hikayesi her geçen gün artan iştah ve yeni girişimci/yatırımcı sayısı ile birlikte daha da belirginleşmekte. Özellikle girişimciler arasındaki rekabetin pazar için olumlu olacağını düşünüyor olmakla birlikte girişimcilik ekosistemindeki destek mekanizmalarının (bizimki gibi) daha fazla iş birliği kurması gerektiğine inanıyorum. Tüm oyuncular aktif olarak yüksek katma değerli hizmetler üretme çabası içerisindeler. Ancak bazen birbirini tekrar eden ve gereğinden fazla rekabet algısı oluşturan düşünceler ekosisteme zarar verici olabilmektedir. Aslında bunun bir nedeni iyi girişim sayısının azlığından da kaynaklanıyor diyebiliriz. Ancak bunun çözümünün de yine girişimcilik merkezlerinde olduğunu düşünürsek tavuk – yumurta sorunsalına dönmeden önce çözüm noktasını doğru belirlemek gerekir ki buradaki çözüm noktası için ise eğitim şart diyerek sonunu bağlamış olayım 😀

Burak, vermek istediğin başka bir bilgi var mı?

Aslında bilgiden ziyade bir temennimi paylaşmak isterim. Son yıllarda moda olan girişimcilik macerasının aslında ne kadar büyük emek ve özveri isteyen bir çaba olduğunu unutmadan girişimcilerin yaptıkları işi en büyük değeri yaratmak ve gerçekten yenilikçi çözümlere odaklanarak ilerlemek üstüne kurmalarını diliyorum. Bu yolda biz de ihtiyaç olduğunda elimizden gelen desteği vermeyi hazırız. Lütfen bize ulaşmaya çekinmeyin. Tekrar teşekkürler. Tüm DigitalTalks okuyucularına iyi pazarlar dilerim.

Paylaştığın değerli bilgiler için teşekkür ederim Burak. Çok iyi bildiğin gibi biz de DigitalTalks Etkinlikleri’ni bir yıldır Koç Üniversitesi Kuluçka Merkezi’nde düzenliyoruz. Bunun için de sana ve tüm ekibe ayrıca teşekkür ederim. Umarım işbirliğimiz uzun yıllar devam eder 🙂 İyi pazarlar dilerim.

Etiketler