Ayşe Arman’ın Nevzat Aydın ile Röportajı Ses Getirdi!

Ayşe Arman’ın Yemeksepeti’nin kurucu ortaklarından ve CEO’su Nevzat Aydın ile yaptığı pazar röportajı oldukça ses getirdi. Sektörde tanıdığım birçok kişi sosyal medya hesaplarından bu röportajı paylaştı.

Aslında sektörün içinde olup da Nevzat Aydın’ı ve Yemeksepeti’nin hikayesini bilmeyen yoktur zaten. Peki bu kadar kişi bu röportajı niye paylaştı? Bence röportajda Nevzat Aydın’ı paylaştığı kimi rakamlar ve yorumlar bu paylaşımda oldukça etkili oldu.

“Ayşe Arman: Peki “Bu paranın hepsi benim olsaydı!” dediğiniz olmadı mı?

Nevzat Aydın: Hayır. Tam tersi, kazandığımız paranın 27 milyon dolarını 114 çalışanımızla paylaştık.

Ayşe Arman: Ciddi misiniz?

Nevzat Aydın: Hem de çok. Kötü örnek olduk başka patronlara. Bizden nefret edecekler. Ama durum bu. Hiçbir sözümüz, yükümlülüğümüz olmamasına rağmen, şirketin bu satıştan elde ettiği 27 milyon dolarını çalışanlarla paylaşıyoruz.

Ayşe Arman: Alan şirket mi veriyor bu parayı?

Nevzat Aydın: Kendi kazandığımızı dağıtıyoruz. Vergisi ödenmiş bir şekilde. Bu Türkiye’de bir ilk bu arada.

Ayşe Arman: Neden böyle bir şey yapıyorsunuz?

Nevzat Aydın: Çünkü ortada bir başarı var ve bunu hep beraber gerçekleştirdik…” (Röportajın tamamını bu linkten okuyabilirsiniz.)

Gerçekten bu kararı alan Nevzat Aydın’ı ve diğer hissedarları tebrik etmek gerek. Merak edip Yemeksepeti’nde çalışan tanıdığım kimi yöneticilerin LinkedIn profillerine baktım. Satış direktörü Korhan Elçin 7 yıl, pazarlama direktörü Barış Sönmez 4,5 yıla yakın bir süredir Yemeksepeti’nde. GittiGidiyor’dan Yemeksepeti’ne CTO olarak geçen Bülent Akar da yaklaşık 2,5 yıldır Yemeksepeti’nde. Şu an COO olarak görev yapan Nedim Nahmias ise 10 yıldan fazla bir süredir Yemeksepeti’nde… Gördüğünüz gibi bir teknoloji şirketi için oldukça iyi süreler.

Nevzat Aydın’ın da belirttiği gibi bu başarıda birçok kişinin değişik ölçülerde payı var. Nevzat Aydın’ın da yine değindiği Y kuşağının az olan aidiyet duygusunu da düşünürsek bence şirketlerin (ölçek ve sektör bağımsız) hissedarlarının ve tepe yöneticilerinin şapkayı önlerine koyup şu soruyu kendilerine sorması gerekiyor: “Çalışanlarımızı gerçek anlamda yanımıza alıp mı başarılı olacağız yoksa sıradan bir işveren olarak yolumuza bir şekilde devam mı edeceğiz?” Bence ikinci yolu seçen şirketlerin işi her geçen gün zorlaşacak.

Etiketler