
Sosyal platformlarda çok sayıda arkadaşınızın olması, moraliniz bozukken size destek olacak pek çok insan olduğu anlamına gelmiyor. Geçtiğimiz haftalarda yayınlanan bir araştırmaya göre, arkadaş gruplarımızı oldukça küçük tutuyoruz – hem internette, hem de gerçek hayatta.
Araştırmayı gerçekleştiren ve aynı zamanda Oxford’da psikoloji uzmanı olan Robin Dunbar, İngiltere’de 3,375 Facebook kullanıcısı üzerinde bir anket gerçekleştirdi. Anket sonuçlarına göre katılımcıların Facebook’ta ortalama olarak 150 arkadaşı vardı. Ancak katılanların, bu arkadaşlar içinden ‘duygusal bir kriz’ sırasında yalnızca dördü ile iletişime geçeceği ortaya çıktı. Ortalama olarak 14’ünden ise ‘anlayış’ bekleyeceklerini belirttiler.
Dunbar’ın bir önceki sosyal medya araştırmasına göre, insanlar gerçek hayatlarında da aşağı yukarı aynı oranda arkadaşlara sahipler. Bu nedenle her ne kadar Facebook gibi sosyal medya siteleri online ağlarımızı genişletiyor olsa da, gerçek arkadaşlarımızın sayısını çok da artırmıyor.
Bunun temel sebebi ise, ister online ya da offline olsun, anlamlı ve derin bir arkadaşlık sürdürmenin, fazlasıyla zaman ve emek gerektiriyor olması.
Dunbar, Huffington Post’a verdiği röportajda, “Arkadaşlık kurmak, zaman açısından oldukça masraflı: Bir arkadaşlığı korumak için karşınızdaki kişiye bol bol zaman yatırımı yapmanız gerekir, aksi takdirde arkadaşlığınızın kalitesi giderek azalır.” diyor.
Sosyal meydada da durum değişmiyor.
Robin Dunbar’ın, sosyal platformların size daha çok arkadaş kazandırmayacağı üzerine yaptığı konuşmayı aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:
Yine de Dunbar’a göre bu, teknolojinin, sosyal ortamlarımızı genişletmeye yardımcı olmadığı anlamına gelmiyor. Özellikle yüz yüze iletişimi destekleyen teknolojiler, gerçek hayatta büyüyen ve gelişen arkadaşlıklarımızı korumamızı kolaylaştırabiliyor.
“Yeni teknolojilerin çoğu, büyük bir ihtimalle hem görme, hem dokunma hislerini içerecek, çünkü her ikisi de insanların birbirleriyle iletişim kurarken kullandıkları temel duyular.”
Buna ek olarak yine Dunbar’ın bulguları, online ağların değersiz olduğu anlamını taşımıyor. Online sosyal platformlar, insanlara geniş kitleler ve çeşitlilik gösteren gruplar üzerinden bilgi toplama olanağı sunuyor.
Facebook ağları üzerinde araştırma yapan Michigan Üniversitesi profesörü Nicole Ellison, bunu şu şekilde izah ediyor: “Bir durum güncellemesi aracılığıyla herhangi bir bilgi talebinde bulunmak, çeşitlilik barındıran bir ağ üzerinden çabuk geri dönüş almak için ideal bir strateji.”
Dunbar, sosyal medya kullanımının, arkadaşlıklarımızı canlı tutmayı kolaylaştırdığı sonucuna varıyor. Ancak yine de bu durumun arkadaşlıkların zamanla solmasına ve arkadaş gruplarının yavaş yavaş daralmasına engel olmadığını belirtmeden de edemiyor. Ona göre yüz yüze iletişim içermeyen her dostluk, solmaya mahkum.
Şu sıralar Facebook’ta ölmek üzere olan arkadaşlıklarımızı, yaşam desteğine bağlı tutmaya harcadığımız zamanı, yeni ve daha anlamlı arkadaşlıklar üretmek için harcayabiliriz. Yeni dostlar edinmek, büyük bir ihtimalle daha yararlı bir aktivite olacaktır.
Dunbar, durumu, “Ağlayacak bir omuz aradığınızda gerçekten de fiziksel bir omuza ihtiyacınız vardır… Yapay bir omuz, bu görevi maalesef yerine getiremez.” şeklinde açıklıyor. “Eğer üzerinde emek harcamazsanız, Facebook arkadaşınız da eninde sonunda ‘bir zamanlar samimi olduğunuz eski bir tanıdık’ haline dönüşecektir.”
