
Netflix geçtiğimiz yıl orijinal içeriğe 8 milyar dolar harcadı; bunların içinde Tidying Up with Marie Kondo adlı programdan Oscar’a aday gösterilen Roma’ya kadar Netflix’in kullanıcılarına sunduğu pek çok yeni içerik var. Ancak Netflix’in erişimi ve hırsları giderek genişlese ve büyüse de hala ciddi bir sorunu var: Netflix yapımı bir filmi Netflix’te izlemek hala çok özel hissettirmiyor. Yapımlara ayrılan büyük bütçeleri bir kenara bıraktığımızda, Netflix’te bir program izlemek hala televizyon izlemekten farklı hissettiremiyor.
Bunun sebebi, Netflix’in kendi içeriğine televizyon gibi davranıyor olması. Filmler arası geçişler kullanıcılara kanal değiştiriyormuş hissi veriyor. Oysa HBO gibi şirketler, ürettikleri filmleri daha özel kılmayı başarıyor, üstelik bunu yalnızca içerik başlamadan önce siyah bir ekranın üzerinde logonun belirdiği kısacık bir anla yapabiliyorlar.
Netflix bir film markası olmak istiyor ve şirket, tüm orijinal Netflix içeriklerinin başına ekleyeceği yeni animasyon jenerikle bunu başarabilir.
Animasyon, Netflix’in bildiğimiz “N” logosuyla başlıyor ancak daha sonra izleyici dikey ışıklardan oluşan bir denize doğru süzülüyor. Bu animasyon aslında yalnızca birkaç saniye sürüyor, ancak Netflix için önemli bir fonksiyonu var: Orijinal içerik için gerekli heyecanı yaratmak ve izleyiciyi tam bir sinema deneyimine hazırlamak. Daha önce Netflix, orijinal içerikleri için beyaz bir ekranın üzerine kendi logosunu yansıtıyordu. Netflix’in yeni jeneriği ise sinema salonu siyahını benimsiyor.
Bir Netflix sözcüsü, bu yeni içerik markalaşmasını geliştirmek için şirket içi tasarım ekibinin bağımsız bir ajansla iki yıl boyunca çalıştığını söyledi. Kullanılan ses, Netflix’in halihazırda kullandığıyla aynı olacak.
Bu görsel tanıdık geliyor olabilir ve bunun iyi bir sebebi var. Buna benzer bir yaklaşıma 80’li yılların başında HBO öncülük etmişti. IMAX de sinema izleyicilerini benzer bir sapma hızı efektiyle karşılıyor.
Bu küçük işitsel görsel başlangıç bir eşik işlevi görüyor. Bir sinema salonuna girdiğinizde, doğrudan park alanından sinema koltuğuna geçmiyorsunuz. Önce, patlamış mısır da alabileceğiniz bekleme alanında biraz vakit geçiriyorsunuz; bu geçiş alanı, günün stresini üzerinizden atmanız ve karanlık bir odada iki saat boyunca oturmaya hazırlanmanız için bir arınma alanı işlevi görebilir. Bu deneyim, Netflix’in bir bina inşa etmeden ya da patlamış mısır sunmadan yaratmak istediği bir şey.
Netflix, üyelerine büyük bir hırsla içeriklerini sunuyor. Şimdiye kadar şirketin stratejisi en hızlı şekilde bir şeyler izletmeye dayalıydı. Ancak bu animasyonla, Netflix başka bir şeyi daha kabul ediyor: orijinal içeriklerin hızla tüketilen diğer şeylere benzememesi ve heyecan verici birer deneyim gibi düşünülmesi oldukça önemli.