Zor Zamanlarda Girişimcilik

Bu yazı Revo Capital‘de çalışan Bora Yılmaz tarafından yazılmış ilk başta kişisel blogunda paylaşılmıştır.

Girişimcilik zordur. Zor zamanlarda girişimcilik ise çok daha zor! Kaç girişimci bunun farkında emin değilim, o yüzden bu yazıyı yazmak istedim. Maalesef, her gün bulunduğu durumu kavrayamamış bir kaç girişimci ile karşılaşıyorum.

Konuyu zor zamanlarda girişimcilik diye yazdım ama hemen aklına zor ekonomik koşullar, sıkıntılı zamanlar gelmesin. Bazen etrafındaki herşey iyi durumdadır, ama senin işlerin iyi gitmiyordur. Kısacası, zaman senin için zordur. İşin umduğun gibi yürümüyor, satışlar beklediğinin altında, üründe sıkıntılar! O imzalamak istediğin sözleşme sakız olmuş, rakibin senden üç kat hızlı koşuyor. Kötü senaryo değil mi? Olur böyle şeyler. İşin doğasında var.

Ya da tam herşey senin için düzgün gidiyordur, ama ilk aklına gelen senaryoda olduğu gibi pazardaki sıkıntılar, geç gelen ya da gelmeyen ödemeler, doların değer artışı bir yandan, bankaya borçlar bir yandan..

Zordur mücadele etmesi, ayakta kalması.

Ben beceremedim, kalamadım!

6 yıl önce şirketimi kapattığımda dünyanın 2008 krizinden en çok etkilenen ülkelerinden birindeydim. Sadece kriz etkilememiş, yanlış stratejilerle zaten kendimi zor bir pozisyona sokup, bir de üzerine kendi zor zamanlarımı yaratmıştım. Döndüremedik oradan. Dedim ya, kolay değil, herkes kalkamaz altından.

Bugün senin yerine yükünü kaldıramam, işini yapamam, bu zorlukları azaltamam. Ama o günlerde öğrendiğim ve bulunduğum durumdan çıkmamı sağlayan güzel bir hikayeyi paylaşabilirim.

“Ormanın birinde sürekli diğer hayvanlara musallat olan bir fare yaşamaktadır. Fareden çok çeken hayvanlar günün birinde toplanır ve ondan kurtulma görevini “ezeli düşmanı” kediye verir. Farenin peşine düşen kedi onu bir ağacın altında olacaklardan habersiz beklerken görür, usta bir avcı gibi sessizce yaklaşır arkasından. Pençesini kaldırır, ama kedinin gölgesini gören fare şimşek hızıyla fırlar.

Hızlı bir kovalamaca sonunda düz bir ovaya gelirler. Sağına soluna bakan fare kaçacak yer olmadığını görür. Tek çare, düz ovanın ortasında yalnız başına otlamakta olan inektir. Nefes nefese ineğin yanına doğru koşar ve başlar yalvarmaya. Fareden az çekmeyen inek önce yardım etmek istemez ama yalvarmalarına fazla dayanamaz ve onu saklamaya razı olur. “Peki, peki. Uzatma da geç şöyle arkama” der inek. Fare arkasına geçince inek pisliğini üzerine bırakır.

Fare pisliğin içinde kaybolur, ancak dik kuyruğu dışarıda kalmıştır. Kuyruğu gören kedi hemen ineğin yanına gelir. Kuyruğundan tuttuğu gibi fareyi pislikten çıkarır ve oracıkta yer.”

Bu hikayeyi biliyor olabilirsin. Hatta bir de kuş ile olan versiyonu var. Hikayedeki şu iki ders en çok bilinenlerdir:

“Üstüne her pislik atan düşmanın değildir!” ve “Seni her pislikten çıkaran dostun değildir!”.

Ama az bilinen, çok daha önemli bir ders var:

“Boğazına kadar pisliğe battıysan, kuyruğu dik tutmayacaksın!”

Etiketler