Bankacılar Yıkıcılık (Disruption) Hakkında Yalan Söylüyor ve Teknolojiyi Anlamıyor

Geçtiğimiz yıllarda pek çok kişi bankacılara olan güvenini kaybetti. Bankaların ciddi bir marka olma konusunda hiç istekli olmamaları ve yaklaşan değişimleri görmezden gelmeleri, bu güven kaybını haklı çıkarır özellikte…

Geçtiğimiz on yıllar boyunca bankacılık endüstrisinde pek az şey değişti. Bazı ciddi soruların artık yanıt bulması gerekiyor. Görünen o ki bankaların hiçbiri, müşterisinin hislerini önemsemiyor. Profesyonel bir marka olma konusuna da ilgi duymadıkları ortada. Esas can sıkan şey ise, bu umursamaz konumda olma lüksünü, herhangi bir olumsuz etki görmeden sürdürebilmeleri.

Geleneksel bankacılık sistemini tehdit eden onca inovasyona rağmen, yerleşik ve sağlam müesseseler karşı karşıya oldukları yıkıcılığı görmezlikten geliyorlar. Finextra dergisinin son makalesine göre bu durum, bankacılıktaki karar verme mekanizmalarında bireylerin rol oynaması ile baş gösteriyor.

Finansal kuruluşların yönetim kurullarına baktığımızda, X Jenerasyonunun çoğunlukta olduğunu görüyoruz. Bu kişiler, yıkıcılık etkisinden önceki jenerasyonun üyeleri olup, değişimden pek hoşlanmıyorlar. Hem işler on yıllardır iyi gittiğinden, kazanan bir formülü değiştirmeye ne ihtiyaç var ki?

“Challenger” bankalar ise, geleneksel bankacılığı yıkmaya çalışanlar olarak anılıyorlar. Ancak gerçekte durum farklı. Onlar, kendilerinden öncekilerin düştüğü hatalardan kaçınmak yerine, daha ılımlı iş modellerinin cazibesine kapılmış durumdalar. Aslına bakarsanız, bugünün challenger bankalarının bir kısmının, ileride geleneksel bankacılığın içinde farklı bir konum alma şansı yüksek gözüküyor.

Bankacılar, yalan söylemeye ve sözü kendi çıkarları doğrultusuna sokmaya yatkındırlar. Finansal kuruluşlar, bireysel müşterilerini itiraf etmek istemeyecekleri derecede az umursarlar.

Bağımsız dijital bankacılık danışmanı Duena Blomstrom, bu duruma bizzat şahit olduktan sonra dünyaya şöyle seslendi: “Parayı daha büyük dijital bağlam (context) içine entegre edeceğimiz yıkıcı yeni modeller bulduğumuzu söyleyebiliriz. Üstelik daha veriyi anlamaya yetecek teknolojiye sahip değilken…İşte bu yalan söylemektir. Bir tüketici ve insan olarak, paramızı tuttuğumuz yerle olan ilişkimizin ihtiyaçları karşılamayacağını bilirken, bu ihtiyaçları ve duyguları ciddi anlamda çalıştığımızı söyleyebiliriz. Üstelik bunun yanından bile geçmezken…İşte bu yalan söylemektir.”

Yukarıdaki ifade, finans endüstrisindeki Blockchain teknolojisine ilginin önemli unsurlarını barındırıyor. Pek çok banka, yıkıcı etki yaratma görüntüsü vermek için Bitcoin teknolojisini araştırıyor. Ancak pek azı teknolojinin nasıl çalıştığının veya sonuç verebilmesi için nelere ihtiyaç olduğunun farkında. Hiç yoktan sözde yeni bir blockchain yaratmanın hiç bir etkisi olmayacaktır ve bu başka bir boş yalandır.

İşin sonuna bakacak olursak, tüketiciler ve bankacıların, mevcut statükonun sonsuza kadar devam etmeyeceğinin akılda tutulması önemli gözüküyor. Değişim geliyor. Bankacılar istese de, istemese de…Bu değişime tüketiciler yön veriyorlar. Bitcoin blockchain gibi açık standartlar, yeni normal haline geliyor.

Etiketler