
Osman Kibar’ı Google’ladığınızda, poker oynarken çekilmiş fotoğraflarını görürsünüz. Aslında Kibar, sürekli bir poker oyuncusu sayılmaz. Buna rağmen 2006’da ilk kez katıldığı bir turnuvayı kazandı. Bundan bir yıl sonra 3.000 oyuncunun katıldığı bir başka turnuvada ikinci oldu. Bu işin aslını tam olarak kavrayamadığını ve son bir turnuvaya daha katılacağını söyleyen Kibar, katıldığı son turnuvayı da kazandı ve bu işi bıraktı. Bugün 45 yaşında olan Kibar, pokerle ilgili olarak: “Poker oynarken, sadece siz ve diğer oyuncular varsınız. Günde 12-14 saat kartlara bakınca, sarhoşluk etkisine giriyorsunuz.” diyor. Günlerce aklını toparlayamadığını söyleyen Kibar, bu nedenle pokerden uzaklaştı. Bugünlerde eğlence için matematik ve meditasyon kitapları okuyor.
Kolej için Türkiye’den ABD’ye göçen ve mühendislik PhD’sine sahip olan Kibar epey varlıklı ve para kazanmak için kumar oynamaya ihtiyacı yok. 10 yıldır geliştirmeye devam ettiği San Diegolu Samumed adlı şirket, biyoteknoloji alanında en yüksek değerleme alan startup.
Samumed, bugüne kadar 220 milyon $ yatırım topladı. En son yapılan değerlemede, şirketin değeri 6 milyar $ olarak belirlendi. Kibar, şirketin üçte birine sahip.
Samumed, büyük miktarda yatırımı kolayca toplayabiliyor. Bunun sebebi, yaşlanmayı tersine çevirecek ilaçlar icat etmekle uğraşması. İlk ilaçları, spesifik organ sistemlerine yönelik. Bunlardan bir tanesi, kellerde tekrar saç çıkmasını sağlamayı amaçlıyor. Aynı ilaç, kırlaşan saçları eski rengine döndürmeyi de başarabilir. İlaçlardan bir diğeri diz eklemlerde kıkırdak dokuyu tekrar oluşturmayı hedefliyor. Bunlara ek olarak, insan üstünde ilk denemelere başlanan diğer ilaçlar, kanseri tedavi etmeye, yaraları iyileştirmeye ve omurgadaki diskleri onarmaya çalışıyor. Şirketin bunlardan sonraki hedefi, Alzheimer’a ve görme özürlülüğe odaklanmak olacak. Şirketin ana odağı, yaşlanan hücrelerin yeniden oluşmasını sağlamak.
Bu konu heyecan verici olduğu kadar spekülatif de sayılır. İlk çalışmalar, ilaçların güvenli olduğunu gösteriyor. Ancak unutulmamalı ki ilk aşamayı geçen ilaçların %80’i daha sonraki aşamalarda başarısızlığa uğruyor ve pazara hiç sunulmuyor. Peki şirketin aldığı değerlemeye ne demeli? Henüz hiç onaylı ilacı bulunmayan şirket 6 milyar $ değerinde görülüyor. Halka açık olan ve en çok bilinen biyoteknoloji şirketi de aynı değerde.
Asıl soru şu: Osman Kibar, gençliğin formulünü bulan biri mi yoksa sadece dünyanın gördüğü en iyi poker oyuncusu mu?
Kibar, İzmir’de dünyaya geldi. İlk öğretimden sonra İstanbul’daki Robert Kolej’e gitti. Samumed’in temelleri orada atıldı. Şirketin bugünkü CFO’su, yasal işlere bakan en üst düzey yöneticisi ve medikal konulardaki en üst düzey yöneticisi ile orada tanıştı. Daha sonra California’ya göçtü ve yüksek öğrenimine devam etti. 1991’de Pomona College’de matematiksel ekonomi ve 1993’te Caltech’ten mühendislik lisanslarını tamamladı. 1999’da UC San Diego’dan biyofotonik doktorasını verdi. Doktorasına devam ederken, Genoptix adlı biotech şirketini kurdu. bu şirket 2011’de Novartis tarafından 470 milyon $’a satın alındı. Ayrıca kablosuz iletişim endüstrisine anten yapan E-Tenna adlı şirketin kurucu ortağı olarak yer aldı. Bu şirket daha sonra Intel INTC ve Titan Corporation’a bölünerek satıldı. Kibar, bu şirketlerin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemişti.
Kibar, aşırı bürokratik bulduğu akademik hayattan uzaklaştı. New Tork’ taşındı ve Pequet Capital adlı şirkette, yeni teknoloji girişimlerini aramaya başladı. Robert Kolej’den arkadaşları da oradaydılar. Haftada bir basket maçlarında buluşuyorlardı. Ancak kariyerleri gelişip aileye karıştıklarında, basket maçlarının sıklığı azaldı. Kibar, Pequot’taki rolünden memnun olmamaya başladı.
Böylece, havanın onda bütün gün yatakta kalma isteği uyandırmadığı San Diego’ya geri döndü. Türkiye’deki hava alanlarından birinde Robet Kolej’den arkdaşı Cevdet Samikoğlu ile karşılaştı. Cevdet, Greywolf Capital adlı 3.6 milyar $’lık hedge fonun ortağı olmuştu. Kibar, uçağa biniş kartının arkasına, aklındaki yatırım stratejisini çiziktirdi. Sadece dünyada devrim yaratacak yeni teknolojilere yatırım yapmaya odaklanmak…Bu görüşmeden sonra Samikoğlu Kibar’a, yeni startuplar yaratması için 3.5 milyon $ sağladı. Bunlardan biri olan ve Pfizer’ın kuluçka merkezinde bulunan Wintherix adlı şirket, sonradan Samumed’e dönüşecekti.
Ancak şirket, Pfizer ile mahkemelik oldu ve yerini değiştirdi. Bu mücadele sürecinde Wintherix’in hesap dengesi 9.000 $’a kadar düştü. Ama Kibar, para bulmayı başardı. Credit Suisse Türkiye’nin CEO’su olan kaynı Uğur Bayar başta olmak üzere, arkadaş ve akraba çevresinden 2.4 milyon $ topladı. Pfizer ile mahkeme süreci, Wintherix’e ilaçların haklarını verecek şekilde 2012’de sonlandı. Kibar, şirketin adını Samumed olark değiştirdi. Samu, bir Zen terimi. Günlük işlerle (bahçe ile uğraşmak vb.) meditasyon yapmayı anlatıyor.
Pfizer konusu çözüldükten sonra Kibar, o an Türkiye’de bir uğraşı olmayan Samikoğlu’nu yardıma çağırdı. Samikoğlu, şirketin CFO’su oldu ve şirkete yeni bir yatırım daha yaptı. Kibar’ın işi ile ilgili endişe duyan Samikoğlu, Robert Kolej’den bir başka arkadaşı, NYU’da romatolojist olan Yusuf Yazıcı’ya danıştı. Kibar’la 15 dakikalık bir telefon görüşmesi ayarlandı. 1 saate uzayan görüşme sırasında Yazıcı, Samikoğlu’na mesaj attı: “Bu işe beni de katmalısın. Osman, Tanrı ilacını bulmuş olabilir!”
Yine Kolej’den olan bir başka arkadaşları Arman Oruç, yasal işlerden sorumlu en üst düzey yönetici oldu. San Diego’ya taşınmadan önce, maaş konusunda pazarlık yapmayı dahi unuttu. Daha sonra Yazıcı medikal işlerden sorumlu en üst düzey yönetici olarak geldi.
Kibar’ın en yakın arkadaşlarının, bonus beklentisi olmadan şirkete katılmalarını sağlayan şeyin, şirketin kurucu ortağı olan ve bilimsel çalışmaların başında bulunan John Hood ile çok ilgisi var.
49 yaşında olan Hood, Sanofi tarafından 635 milyon $’a satın alınan bundan önceki şirketinde yeni bir kanser ilacı keşfetmişti. Hood, ilaç geliştirme konusuna farklı bakıyor. Herkesin çok kestirme yollara saptığını düşünüyor. Başak şirketlerin dış kaynak ile hallettiği ilaç kimyasını formüle etme, laboratuvar hayvanları üzerinde test etme gibi işleri kendi yapıyor.
Hood ve Kibar, Wnt adlı bir genin peşindeydiler. Bu gen, meyve sineklerinden çıkartıldığında, kanatlarının oluşmasına engel oluyordu. Tüm canlılarda fetus oluşumunda rol oynayan bir grup gen içinde en önemli rollerden birine sahipti. Bazı kanser türleri, bu geni kullarak yayılımını sağlıyordu. Wnt ile birlikte olan gruptaki doğru gen tetiklenirse, yaşlı et dokusu bile yeniden canlandırılabilirdi.
Hood, Wnt ile ilişkili görülen colorectal kanser hücrelerini, sağlıklı kolon hücreleri ile karşılaştırdı. Bu iş 3 yıl aldı.
Peki Hood tam olarak ne buldu? Samumed, bunu tam olarak açıklamıyor. Normalde, bir ilacın kullandığı kimyasallar, bir patent ile belirlenir. Ancak 2013’te Yüksek Mahkeme, genlerin patentlenebilir olmadığını söyledi. Bunu kullanan Kibar şöyle diyor: “O bizim ticari sırrımız.”
Şirketin görücüye çıkardığı şeyler, kellik ve eklem iltihabı konusundaki gelişmeler. Tüyleri dökülen fare ve domuzlarda, kılların tekrar oluşması sağlandı. Kıkırdak dokusu parçalanan farelerde ise, kıkırdağın tekrar oluşması sağlandı ve fareler tekrar yürüyebildi.
Peki insanlarda durum ne? Samumed, Mart ayında Amerikan Dermotoloji Akademisinde (AAD), kodu SM04554 olan kellik ilacı ile ilgili bilgi verdi. 300 hastaya ilişkin veri paylaşıldı. Buna göre %0.15 solüsyonlu ilaç kullanan hastalar saç teli adedinde günlük %9.6 fazlalaşma görürken, %0.25 solüsyon ilaç kullananlar %6.9 fazlalaşma gördüler. Bu verileri gören saç kaybı uzmanlarının aklı yerinden oynadı.
AAD’nin eski başkanı olan Wilma Bergfeld, Samumed’e saç teli kaybı çalışmalarında yardımcı oldu. Bergfeld’e göre sonuç için henüz erken. Kendisi, 1988’de piyasaya sürelen ve çok ses getiren Rogaine adlı ilacı hatırlatıyor. Bu ilaç pek çok erkekte, dökülmenin devam etmesinin önünü kesebilmiş ancak saç tellerinin tekrar çıkmasını sağlayamamıştı. Bergfeld, Samumed’in Rogaine’den çok daha iyi iş yapması gerektiğini söylüyor.
Esas önemi, eklem iltihabı çalışmaları taşıyor. 27 milyondan fazla Amerikalı, bu hastalıktan şikayetçi. Her yıl 700.000’dan fazla kişi, dizlerine metal bağlayıcılar taktırmak durumunda kalıyor. 300.000 kişi ise yapay kalça kemiği taktırıyor.
Samumed’in eklem iltihabı çalışmalarından en büyüğü, sadece 60 hastayı kapsıyor. SM04690 kullanan hastalardan gelen daha iyi işlev görme ve acının azalması bildirimi, diğerlerine göre iki katı fazla. X-ışını ile yapılan incelemelerde, kemikler arasındaki mesafenin arttığı görülüyor. Bu, kıkırdağın tekrar oluştuğunun bir göstergesi.
Ancak halen Samumed’in yetkilileri bile, verinin henüz olgunlaşmamış olduğunu söylüyor. Daha fazla kanıt yıl sonuna doğru tamamlanacak olan 445 kişilik deneme sonuçları ile gelecek.
Aslında baktığımızda Samumed, henüz onaylanmamış iki ilacı olan bir şirket. Bu iki ilaç, ilaç keşfindeki trendlere bakılırsa muhtemelen pazara hiç çıkamayacak. Ama yatırmcılar, daha da harika, dünyayı değiştirecek ve karlı bir ışık görüyorlar.
Şirkete yatırım yapan IKEA Group’tan Bjorn Konig: “Para herkes için önemli. Ama bu işin altında yatan esas motivasyon, dünyadaki üzerindeki ağrı çekenlerin sayısını azaltmak ve insanlığın daha iyi yaşamasını sağlamak.” diyor.
Yatımcılar, şirketi 889 milyon $ yıllık satış yapan BioMarin ve 753 milyon $ yıllık satış yapan Incyte ile karşılaştırıp, en az onlar kadar değerli olduklarını söylüyorlar.
Yatırımcılardan birine göre, sadece eklem iltihabı ilacı bile şirketin bugünkü değerlemeyi alması için yeterli. Kendisi de bu dertten muzdarip olan yatırımcı: “1 milimetre kıkırdak üretebilen biri, Apple’dan daha büyük olur.” diyor.
Samumed’in yatırımcıları, 32 milyar $ satış yapan Hepatit C’yi tedavi eden Sovaldi ilacını örnek gösteriyorlar. Samumed, bundan da büyük şeyler vaatte bulunuyor diyor.
Samumed’in ilaçları, Yiyecek ve İlaç Yönetimi Kuruluşu’nun onay sürecinden sonra pazara çıkabilecek. Ama önce, etkili olduklarını kanıtlamaları gerek. Samumed’in ilaçlarının büyük ölçekte denemelerini 1,5 yıl içinde görebileceğiz.