Derinlik Sensörlü Kamera Barındıran Akıllı Telefonlar Geliyor

2016 yılı akıllı telefonlarda köklü bir ilerlemeyi getirecek: derinlik algılayan kameraları… Bütçe dostu akıllı telefonlarda bile ivmelenme ölçer, basınç ölçer ve parmak izi sensörü gibi özellikleri görmeye alıştık. Bu sene piyasaya sürülecek bazı tabletlerde ise, dünyanın önde gelen üreticileri arasındaki donanım savaşının bir sonucu olarak, derinlik algılayan sensörler göreceğiz.

Bu sensörler, bugünün piksel bazlı derinlik bilgisi içeren monoküler RGB görüntülemelerinde kullanılıyor. Bu görüntüleme genellikle 3D infrared ışık dizgisinin yansıtılması ile oluşuyor. Bu teknoloji nesne, beden, yüz ve duruş tanımayı mümkün kılacak. Hem de gelişmiş şekillerde…

Derinlik sensörleri, akıllı telefonların bulunulan ortam hakkında bilgi sahibi olmasını sağlayacağı gibi, kullanıcının vücudunu tanımlayabilmesini de mümkün kılacak. Bu kabiliyet, sanal giysi provaları ve bulunduğunuz ortama göre uyarlanmış sanal gerçeklik uygulamalarını beraberinde getirecek.

Derinlik sensörlü kameralar yeni sayılmaz. Microsoft Kinect’i 2010 yılında çıkartmıştı. Geçen süre zarfında kritik bazı konularda gelişmeler sağlandı. Öte yandan bu konularda halen gelişme sağlanabilir. Bunları 3 kategoride toplayabiliriz:

1. Maliyet: Üst seviye lazer tarayıcı maliyeti önceden 10.000 $ – 250.000 $ arasındaydı. Ancak derinlik sensörlü kameraların fiyatı öyle ucuzladı ki akıllı telefonların içinde yer verilmesi ekonomik açıdan mümkün hale geldi.

2. Kullanıma Elverişli Olmak: Intel RealSense, Google Project Tango ve Apple PrimeSense’in ürettiği derinlik sensörlü kameralar, akıllı telefonların içine sığacak boyutta. Kullanıcılar tek bir cihazla bu imkana kavuşabilecekler.

3. Uyum Sağlama: Bu teknoloji, ancak çok sayıda üreticinin uyum sağlaması durumunda değerli olabilir. Akıllı telefon endüstrisindeki cihaz yenileme oranı, bir şans olarak gözüküyor. Amerikalılar televizyonlarını 7-8 yılda bir yenilerken, akıllı telefonlarını ise neredeyse her 18 ayda bir yeniliyorlar. Bu nedenle akıllı telefonunda derinlik sensörlü kamera bulunduran insan sayısı, evinde 4K TV olan insan sayısından daha fazla olabilir.

Intel, Google ve hatta Apple, bu yıl akıllı telefonlara kendi sensörlerini yerleştirmeye kararlılar. Bunun itici gücüyle 3D sensörlerden gelen veriler, uygulama geliştirecekler için hızlı şekilde geçerli bir platform haline gelebilir. Bu platform, birkaç pazar üzerinde yıkıcı etki yaratabilir:

1. Dijital Fotoğrafçılık

Fotoğraf ve videolar ile ilişkilendirilen 3D bilgi, dijital içeriğin kurgulanmasında yeni seçenekler sunacaktır. Örneğin bir görselin arka planını otomatik olarak kaldırabilir veya değiştirebilirsiniz. Ya da bir nesneye, ayrı bir grafik olarak kullanmak üzere segmentasyon uygulayabilirsiniz.

2. Haritalama ve Navigasyon

Amerika’nın en çok kullanılan navigasyon uygulaması olan Google Maps, bina içine girildiğinde faydasız kalıyor. Derinlik sensörleri teknolojisi, GPS erişimi olmadan bina içi 3D modellemeyi ve bunların kullanılacağı navigasyon uygulamalarını mümkün kılıyor. Ayrıca kullanıcının bina içindeki yerini ve hareketli olduğu yönü tespit edip, belli bir ürün ya da servise yönlendirme de yapılabilir. Oxford Üniversitesi, bir kaç yıldır derinlik sensörleri içeren bir akıllı gözlük üzerinde çalışıyor. Bu gözlüğün, bulunulan ortam içinde navigasyon için yardımcı olması bekleniyor.

3. Moda ve Giyim

Giysinin bedene uygunluğu, pek çok perakendeci için büyük sorun. Zira online satışlarının üçte birinden fazlası beden uyumsuzluğu nedeniyle geri dönüyor. Bunun şirketler için birkaç milyar dolarlık sorun teşkil ettiğini söyleyebiliriz. Derinlik sensörlü akıllı telefonlar, oturma odanızdan çıkmadan giysinin bedeni ile ilgili önerilerde bulunabilir. Perakendeciler, bu beden önerileri sağlayan uygulamaları (True Fit gibi), ek araçlarla kullanarak ürünlerin geri gönderilme oranını azaltabilir.

4. Sanal Gerçeklik ve Artırılmış Gerçeklik

Sanal gerçeklikteki zorluk içeren konulardan biri, şu 3 alanda gerçeklik hissini artırmaktır: 1) Elleri kullanma 2) Nesnelerin birbirinin önüne geçmesi 3) Ortamda hareket etmek. Derinlik sensörlü akıllı telefon ile entegre çalışan bir sanal gerçeklik başlığı kullanmak (örneğin Samsung Gear VR), gerçek dünyadaki nesneleri tanımlayıp sanal dünyada oluşturan bir oyun için kullanışlı olabilir. Böylelikle kullanıcılar, oyun içinde gezinebilirler veya oyunun içinde bulundukları odaya göre uyarlanması sağlanabilir.

5. Ürün Tasarımı ve 3D Yazıcılar

3D yazıcı pazarının 2018 yılına kadar 5.4 milyar $’a büyümesi bekleniyor. Derinlik sensörleri ile kullanıcılar, gerçek dünyadaki nesneleri veya insanları akıllı telefonları ile birkaç saniyede tarayabilirler. Böylelikle kişiselleştirilmiş ürünler büyük ölçekte üretilebilir. Bu teknoloji, 3D tasarım ve 3D yazma alanlarında uzmanlık gereksinimini azaltacaktır. Bugünlerde Nervous System gibi, 3D tasarım yapan ve daha sonra Kinematics sistem kullanarak 4D yazan firmalar görüyoruz. Bu teknikler, 3D yazma hizmetini hızlı, maliyeti karşılanabilir ve ölçeklenebilir şekilde sunan Voodoo Manufacturing gibi firmalarla birleşirse ürün geliştirme döngülerinin zaman ve para gereksinimini azaltacaktır.

6. Sağlık ve Fitness

Dünya üzerinde 138 milyon adet sağlık ve fitness merkezi var. Pazar büyüklüğünün 78.17 milyar $ olduğu tahmin ediliyor. Bu merkezlerin 3 önceliği var: 1)Yeni üye kazanmak, 2)Mevcut üyeleri elinde tutmak, 3)Üyelerin ek hizmetler alarak daha fazla kazandırmasını sağlamak. Bu merkezler çalışanlarını derinlik sensörlü kameralarla donatarak, kilo verme veya kaslardaki büyüme gibi bazı gelişimleri kayıt etmek ve böylelikle yeni servislerin işe yararlığını göstermek istiyorlar. Bu ayrıca Google Fit, Apple HealthKit ve Samsung S Health gibi uygulamaların da zaman içindeki değişimi takip edebilmesini sağlayabilir. VirtualU gibi şirketler, 3D tarama teknolojisini kullanarak vücut kitle endeksi gibi göstergeleri ölçüyor ve sağlık merkezileri ile iş ortaklığına gidiyor.

Yukarıda verilenler, derinlik sensörlü akıllı kameraların olası kullanım alanlarından sadece birkaçı. Ancak bu potansiyeli gerçek hayata taşımak, büyük yatırım ve sıkı çalışma gerektirecek. Bugün en yüksek kalitedeki 3D sensörler bile ancak, çok güçlü yazılım kütüphaneleri ile desteklenirse faydalı olabiliyor.

Bugün akıllı telefon endüstrisinde farklı platformların kullanılması ve bunlar arasında uyum bulunmaması yaygın bir durum. Sensör üreticileri bazı API grupları üzerinde anlaşabilmeliler ki platformlar arası bölünme yaşanmasın. 3D görseller ile uygulama geliştirmek zor olduğundan söz konusu API’ların kolaylık sağlaması da önemli. Body Labs şirketinden Eric Rachlin ve iş arkadaşlarının tecrübesine göre; ham RGB-D verisi ile çalışmak, lisansüstü seviyede öğrenen makine bilgisi ve akademik araştırmalara ilgili olmayı gerektiriyor. Rachlin ve arkadaşları, 3D sensörlerini piyasaya süren şirketlerin, bu sensörlerin ihtiyaç duyacağı yazılım geliştirme kaynaklarına yoğun yatırım yapmaları gerektiğini düşünüyorlar. Buna rağmen bu yeni cihazların taşıdığı potansiyelin, kullanımı yaygınlaştırabilmek için yapılması gereken yatırımdan çok daha fazla olduğuna inanıyorlar.

Etiketler