Dijital Dünyanın Kalbi: Veri Merkezleri

Facebook bu hafta yaptığı açıklama ile, şirketin yeni veri merkezini İrlanda’da Dublin’e yakın Clonee bölgesinde kuracağını açıkladı.

Veri merkezleri, istisnasız tüm dijital ürün ve hizmetlere ev sahipliği yapan, yüksek teknoloji barındıran tesislerdir. Dijital dünyanın kalbi olan bu tesislerle ilgili merak ettiğiniz ve ilginizi çekecek bazı bilgiler aşağıda:

Yeni veri merkezine neden ihtiyaç duyuluyor?

Temel neden, faaliyet gösterilen işin büyümesi. Facebook’un aylık aktif kullanıcı sayısı 2015 son çeyreğinde 1.5 milyarı geçti. Bu sayı, Çin’in nüfusu olan 1.4 milyardan daha fazla. Mevcut büyüme hızı ile devam ederse 3 yıl içinde 2 milyarı geçme olasılığı var. Daha fazla kullanıcı, daha fazla fotoğraf, video, içerik paylaşımı, arkadaş listesi ve bağlantı demek. Bunları hızlı ve kesintisiz şekilde sağlayacak teknik altyapıya gereksinim duyuluyor.

Bir diğer neden, endüstrideki dinamiklerin değişmesi nedeniyle mevcut veri merkezinin ihtiyacı karşılayamaz duruma gelmesi olabiliyor. Bazı durumlarda, hizmetin sürekliliğini aksatmadan mevcut tesisi yenilemenin maliyeti, yeni tesis kurmaktan daha pahalı olabiliyor. Bu nedenle yeni yatırım yapılıyor.

Ne büyüklükte bir yatırım?

Kapasitesine ve tasarımına bağlı olarak bir veri merkezi projesi değeri, 50 milyon $ ile 1 milyar $ arasında değişebilir.

Tasarım açısından, dünyaca kabul görmüş veri merkezi standartları mevcut. Uptime Institute adlı kurum, veri merkezlerinin tasarımı için birden dörde kadar seviyede standart oluşturmuş ve sertifikalandırıyor. Ülkemizde üçüncü seviye birkaç veri merkezi mevcut.

Ülkemizdeki holdingler, bankalar gibi büyüklükteki bir şirket, üçüncü seviyede sertifikalı bir veri merkezi oluşturmak istediğinde yaklaşık 50 milyon $ yatırım gerçekleştirmesi gerekiyor.

Facebook gibi bir dünya devini düşündüğümüzde, yatırım miktarı kapasiteye bağlı olarak katlanıyor. Facebook’un İrlanda’daki tesisin sadece inşaası için 200 milyon $ harcayacağı tahmin ediliyor. İçinde yer alacak teknoloji yatırımı, enerji maliyetleri vb. düşünüldüğünde bu ölçekteki bir veri merkezi 1 milyar $’lık proje değerini buluyor.

Sadece Facebook mu yeni veri merkezi yatırımı yapıyor?                       

İrlanda’da kurulacak olan tesis, Facebook’un altıncı veri merkezi olacak. Mevcut merkezlerin dört tanesi Kuzey Amerika’da iken bir adedi İsveç Lulea’da yer alıyor.

Facebook gibi internet devi olan diğer şirketler de benzer yatırımları yapıyorlar. Google’ın 13 adet veri merkezi var. Bunlardan 8’i Amerika kıtasında, 2’si Asya’da Taiwan ve Singapur’da, 3 adedi ise Avrupa’da. Bunlara ilave olarak Google’ın son veri merkezinin yapımı Hollanda’da sürüyor.

Bulut hizmet pazarında lider olan Amazon Web Services, kıtalara daha yayılmış şekilde toplam 32 veri merkezine sahip ve sayısını artırıyor.

Neden İrlanda?

Belirttiğimiz gibi veri merkezleri büyük yatırım gerektiriyor. Dolayısıyla merkezin konumlanacağı yerdeki vergilendirme sistemi yatırımı yapan şirket için önem taşıyor. İrlanda, vergi cenneti olarak adını duyuran bir ülke. Öyle ki doğrudan veri merkezi işi kapsamı ile ilgili bilgi bulunmasa bile, ABD’de %35’e varan oranlarla vergilendirilen büyük kurumlar, İrlanda’da %12,5 ile vergilendiriliyor.

Facebook’un konsolide net karı yıllık 3 milyar $’dan fazla iken, uluslararası operasyonlarının merkezi olan İrlanda Ofisi, 3.2 milyon $ vergi ödemişti.

Dublin sağladığı vergi avantajı ile teknoloji ve internet devlerinin merkezi haline gelmeye başladı. Dublin’de Google, Microsoft ve Amazon’un veri merkezi zaten vardı. 2015 yılında Apple da Dublin’de bir veri merkezi kuracağını açıklamıştı.

İrlanda’nın tercih edilmesini tek nedeni vergi avantajı değil. Burası yetkin ve genç iş gücü barındırma, olası doğa felaketlerine göre güvenli bir bölge olma, Avrupa Birliği üyesi olma, bol enerji barındırma, makul toprak fiyatı verme ve iklim itibari ile bedava soğutmaya elverişli olma özelliklerini bir arada barındırıyor.

Bedava soğutma nedir ve neden önemli?

Bir holding veya bankanın geleneksel yöntemlerle soğutulan veri merkezi, yaklaşık 20.000 kişinin yaşadığı küçük bir ilçe kadar güç tüketiyor. Bu gücün yarısı, veri merkezinde bulunan sunucu, veri depolama vb. ekipmanları beslemek için kullanılıyor. Tüketilen güçten kalanın büyük miktarı ise, ısınan teknoloji ekipmanlarını soğutmak için var olan soğutma sistemince harcanıyor. Yani önce bazı cihazları çalıştırmak için güç harcanıyor; sonra çalışan cihazlar ısınınca, bu kez soğutmak için güç harcanıyor.

Soğutma, toplam maliyet içinden büyük bir pay aldığından; daha az maliyetli soğutma yöntemleri üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Yeni bazı yöntemler, büyük tesislere sahip Facebook, Google gibi şirketler tarafından bir süredir kullanılıyor. Bu yöntemde, dışarıdaki soğuk hava tesisin içine alınıyor ve gerekli şekilde sirkülasyon sağlanıyor. Facebook, Google, Amazon gibi şirketlerin veri merkezleri bu şekilde çalışıyor. Facebook’un Dublin’e yakın yapacağı yeni tesis de bu yöntemi kullanacak. Ama konumundan ötürü tuz barındıran havayı filtre ederek…

Yenilenebilir enerji kullanımı

Veri merkezlerinin enerji tüketimi, oldukça büyük. Bir projeksiyona göre, 2020 yılına kadar ABD’deki veri merkezlerinin harcadığı enerji artarak toplamda yıllık 140 milyar kilowatt’ı bulacak. Bu değer, 50 adet kömürle çalışan elektrik santralinin üretim kapasitesine eşit.

İşte bu nedenle veri merkezlerinde yenilenebilir enerji kullanımı gündem teşkil ediyor. Bugün için yenilenebilir enerjinin maliyeti, normal şebekeye göre daha yüksek. Bu nedenle nakit zengini büyük şirketlerin ilgisini daha çok çekiyor. Google’ın bazı veri merkezlerinin yanında, sadece orayı besleyen rüzgar enerjisi tribünleri var.

Veri merkezlerinin barındırdığı teknolojiler

Dijital devrimle birlikte, sadece son kullanıcı olan bizlerin sahip olduğu teknolojiler değişmiyor; veri merkezlerinin içinde yer alan altyapılar da değişiyor.

Bugün dünyada var olan verinin %90’ı, son iki yıl içinde yaratıldı. Bu hızlı büyüme içindeki veriyi toplayacak, depolayacak ve ihtiyaç durumunda sunacak sistemler sürekli bir büyüme içinde.

Bu veriyi işleyecek, analiz edecek, kişilerin ve kurumların işine yarar şekle getirecek bilgi işleme gücü de değişim geçirmek durumunda.

Günümüzde kurumların kullandığı teknolojilerin kapasitesi günden güne artıyor. IBM, Dell, Hitachi, Cisco, HP gibi firmalar bu gelişimi sağlıyor.

Öte yandan artık internet ölçeğinde (web-scale) büyümüş dev şirketlerin devrindeyiz. Nakit zengini bu şirketler, teknolojilerini de kendileri yaratıyor. Bugün Google; veri merkezlerinde başka kimsenin kullanmadığı, kendi ürettiği sunucu ve ağ ekipmanlarını kullanıyor. Tüm dünya tarafından kullanılan yaygın ürünleri kullanmak yerine bu yolu seçmesinin nedeni, devasa boyuttaki işlem gücünü karşılamak için gereksinim duyduğu seviyede güvenilir ve uygun maliyetli sistemler bulamaması. Dolayısıyla kendisi geliştiriyor.

Facebook da benzer girişimler içinde. Open Compute Project adını verdiği programı başlatarak, yarının ihtiyaçlarını karşılayacak mimarideki altyapıları en uygun maliyetle yaratmayı amaçladı. Şirket, 2017 içinde tamamlanacak yeni veri merkezinde, bu programın ürünlerini kullanmayı hedefliyor. Program “açık” olduğundan, geliştirilen tasarımlar açık şekilde paylaşılıyor. HP, bu programa dahil olan büyük firmalardan bir tanesi.

MobildenAldim

Etiketler