
Kuzey Carolina Raleigh’deki BioMason adlı şirketin ofisinde, duvara asılı şu yazı dikkat çekiyor: “Bu işin üstesinden gelmek için gerekli bilimi kendim yaratmalıyım.”
Bu aslında The Martian adlı filmde rol alan Matt Damon’ın söylediği bir söz. Filmde Matt Damon kızıl gezegende yalnız başına kalmış ve hayatta kalabilmek için tek çaresi inovasyon yapmak olmuştu.
BioMason’ın kurucu ortağı ve CEO’su Ginger Krieg Dosier filmde zorlukların birer fırsat olarak ele alındığını ve bunun ilham verici olduğunu söylüyor.
BioMason, ileri görüşlü bir girişim. 2012 yılında Dosier ve eşi Michael tarafından kurulan şirket, ısıya ihtiyaç duymadan tuğla ve inşaat taşı üretiyor. Geleneksel yöntemde kil, 2000 dereceye varan sıcaklıktaki fırında birkaç gün ısıtılıyor. Bu işlem atmosfere yüksek oranda karbon salıyor. BioMason ise, mikroorganizmalar enjekte etme yöntemini kullanıyor. Bu yöntem mercanların oluşmasında etkin olan sürece benziyor. 4 gün süren işlem tamamlandığında ortaya çıkan tuğla, evlerde ve diğer yapılarda kullanmak için yeterli sağlamlıkta oluyor.
BioMason, kuruluş aşamasında 2.8 milyon $ yatırım aldı. Bunu 500.000$’ı jüride Richard Branson’ın da bulunduğu Postcode Lottery Green Challenge’dan geldi. Ayrıca çoğu 2013 yılında olmak üzere pek çok ödül kazandı.
Şu an 37 yaşında olan Dosier, Auburn Üniversitesinde mimarlık okudu ve Michigan’daki Cranbrook Academy of Art’tan mezun oldu. 2005 yılında bir mimarlık firmasında çalışırken kendisine, yapı malzemeleri için “yeşil” alternatifler araştırması görevi verildi. Bu çalışması sırasında, tuğla ve inşaat taşı için bir alternatif bulamadı. Daha sonra eyalet üniversitesinde mimarlık dersi vermek için North Carolina’ya taşındı. Annesi bir mühendis, babası ise NASA’nın roket programında çalışan biri olan Dosier, 2009 yılında çevre dostu tuğla yapımı konusunda potansiyel yöntem araştırmaya başladı.
O günlerde Dosier’de, mercanlara karşı derin bir ilgi ve sevgi gelişti. Mercanların su içinde bulunmalarına ve erozyona maruz kalmalarına rağmen nasıl o olağanüstü şekilleri alabildiklerini ve nasıl büyümeye devam edebildiklerini araştırmaya başladı. Bu araştırmalarını Research Triangle Park’taki bilim adamlarına taşıdı ve bu sürecin tuğla yapımı için kullanılabilirliğini sorguladı. Bunun mümkün olduğu ancak daha önce büyük ölçekte hiç denenmediği yanıtını aldı. Dosier, doğanın belki 1000 yılda yaptığını, biyokimya kullanımı ile hızlandırmaya çalışacaktı.
Kendisine danışmanlık veren eyalet üniversitesinden Prof. Patrick Rand, bunu gerçekleştirmek için çok farklı alanlarda yetenek ve bilgiye ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekiyor.
BioMason’daki 20 kişilik ekibi bu gerekliliği karşılar nitelikte: ekip, biyolojiden mimarlığa, fermantasyondan mühendisliğe kadar çeşitli alanlarda tecrübe barındırıyor. Üretime, kumu dikdörtgen bir kalıp içine alarak başlıyorlar. Sonrasında bakteri aşılanıyor ve bunlar kum tanelerini kaplıyorlar. Bakteri kaplı her bir kum tanesinin çevresinde kalsiyum karbonat kristalleri oluşmaya başlıyor. Süreç içinde bu kalıplar, besleyicilik açısından zengin su ile sulanıyor. Böylelikle kristaller gittikçe genişliyor ve kum taneleri arasındaki boşlukları dolduruyor. 3 ile 5 gün arasında, tuğlalar kullanıma hazır hale geliyor. Atık su, bir sonraki üretim sürecinde de kullanılıyor.
Gelişmiş teknikler barındıran bu süreç, aslında burnumuzun dibindeymiş. Sahilde gezintiye çıktığımızda, birbirine yapışmış minik taşlar görürüz. İşte taşları bir arada tutan şey, BioMason’un kullandığı tekniğe benzer ve “biyolojik çimento” olarak adlandırılır.
Dosier ve EPA’ya göre küresel karbon salınımının %8’i, tuğla üretiminden geliyor. Küresel ısınma arttıkça, yeşil olma konusundaki baskı ve sorumluluk daha da artıyor. Pazar araştırma şirketi IBISWorld’e göre, sürdürülebilir yapı malzemeleri 36.1 milyar $’lık bir endüstri ve 2020’ye kadar her yıl %10.6 büyüme bekleniyor.
Alışa geldikleri ürünleri kullanmayı bırakıp yeni yeşil ürünlere geçecek müşteriler bulmak zorlu bir iş. Oregon Üniversitesinden Ehab Elzeyadi: “Tasarım ve yapı endüstrisi büyük bir dinozordur. Çok ağır hareket eder ve değişimi kolay benimsemez.” diyor. Buna rağmen BioMason yapı malzemesi üreticisi olan iki Amerikan firmaı ile lisans anlaşması imzalamayı başardı. Avrupalı iki şirket ile de görüşmeler sürüyor. BioMason’un ürünlerinin müşterilere 2017 yılında erişmesi bekleniyor. Şirket, Acorn Innovestments adlı melek yatırım şirketinden 1.5 milyon $’lık destek aldı.
BioMason Şubat ayında Research Triangle Park’taki yeni yerine taşınacak böylelikle günde 5.000 adet tuğla üretme kapasitesine erişecekler. Bu kapasite düşük sayılır ama zaman içinde artması bekleniyor.
Dosier şöyle diyor: “Amacımız etki yaratmak. Daha önce denenmemiş bir şeyi gerçekleştirmek, sınırları zorlamak istedik. Mevcut yöntemleri optimize ederek daha az zararlı ürün yaratmak yerine, zor olanı yani tamamen baştan yaratmayı seçtik.”