
Viral videolar, ters köşe yapan algoritmalar ve kaotik hale gelen news feedlerle (haber akışı) ile muhteşem bir yılı geride bırakıyoruz. 2016 yılı ise çok daha heyecanlı ve rekabet dolu geçecek! İşte karşınızda 2016’da ortalığı kasıp kavurması beklenen içerik pazarlaması trendleri. Şimdiden mutlu yıllar!
1. Video, sektöre hükmetmeye devam edecek.
Facebook’un news feedlerinden WhatsApp’taki gruplara kadar her ama yerde adeta video yağmuru var. 2016 ise kesinlikle videonun yılı olacak; zira şu anda bile mobil trafiğin yarısından fazlasını videolar domine etmekte. Buna ek olarak 2016’da 4G’nin de yaygınlaşması ile Facebook, news feedlerinde gitgide daha çok video yayınlamaya başlayacak. Videoların sindirimi kolay, kullanıcıları etkileşim içerisine sokuyor ve paylaşılma olasılığı diğer mecralara göre daha yüksek.
Eğer siz de bu oyuna dahil olma konusunda hevesliyseniz, bir an önce video ile deneyler yapmaya başlayın, bir film yapımcısı tutun ve hikayelerinizi hareketlerle anlatmaya kendinizi alıştırın. Çok da maliyetli olduğunu düşünmeyin; startuplar neredeyse sıfır maliyetle video aracılığıyla mükemmel işler ortaya çıkarıyor.
2. Kullanıcının dikkat süresi, giderek düşmeye devam edecek.
Japon balıklarının dikkat süresi 9 saniye iken, en düşük dikkat süresi rekoruna an itibariyle insanlar sahip; sadece 8 saniye! Evet evet, Japon balıkları ile kıyaslanıyoruz, yanlış duymadınız. Telefonlarımızda bile günlük bazda her birimizin ilgisini bekleyen ortalama 20 uygulama var. Hindistan’da da akıllı telefon akımına kapılan ve fütursuzca içerik tüketen milyonlarca kullanıcı ile beraber, asıl zorluk, bu içerik yoğunluğundan sivrilip içeriğinizle fark yaratmak olacaktır.
Bunun en etkili yolu ise, sadede çabuk gelen ve etkileşim yaratan içerik oluşturmaktır. İçeriğiniz videodan ibaretse, etkileşimi ilk birkaç saniye içerisinde sağlıyor olmanız çok kritik. Görsel paylaşıyorsanız, kolajlardan vazgeçin, net ve temiz görseller sunun. Konu metne gelince ise, tek bir tavsiyemiz olacak: Kısa kesin 🙂
3. Nitelik açık ara niceliği geride bırakacak.
News feedler zaten halihazırda karmakarışık. Sosyal platformlardaki organik erişim yok denecek kadar azken asıl odak noktası, paylaşılabilir içerik üretmek ve Facebook’u kendi oyununda yenmek olmalı… Kaliteli içerik eninde sonunda zirveye ulaşarak galip geliyor. Facebook bile artık news feedlerinde eski usul, kaliteli içerikleri geri getirmeye başladı. Bir sürü içerik üretmek yerine, mükemmel içerikler üretmeye odaklanın; başka bir deyişle az ama öz olsun. 80’e 20 kuralını da unutmayın.
4. Instagram ve WhastApp’ın içerikteki yükselişi
Sinir bozucu mezun grupları, uzaktan arkabalar ve goygoycu arkadaşlar arasında içeriklerinizin çoğu, halihazırda WhatsApp üzerinden viral hale geliyor. Umuyoruz ki 2016 yılı içerisinde WhatsApp için de analitik ölçme erişimimiz olacak. Böylece hem Instagram, hem WhatsApp üzerinden orijinal içerik yaratıp onları alternatif paylaşım platformları ile kıyaslayabilme ve testler yapabilme olanağına sahip olacağız.
5. Marka içeriğinin yükselişi
Kabul edelim, reklamcıların kendileri de dahil olmak üzere, hiç kimse reklamlardan hoşlanmıyor, ancak yine de her yerde gözümüze gözümüze sokuluyorlar. Reklamlar, doğası gereği kendi kendini tanıtıyor ve kullanıcılar, saçmalığın kokusunu kilometreler öteden bile alabilecek kadar tecrübeli. 2016 yılı, markalaşmış içeriğin yükselişine ev sahipliği yapacak. İçerik taklidi yapan reklamlar yerine, samimi, faydalı ve alakalı içerikler kullanıcıların hayatlarına değer katacak. Ad blocker’ların da gitgide popüler hale gelmesi ile birlikte üretilen içerik, gerçekten de kullanıcının ayırdığı zamana değer nitelikte olmalı. Bunu yapmanın en iyi yolu ise kullanıcının gözlerini değil, kalbini hedeflemek. Aslına bakarsanız ‘paylaşım’ kavramı da tam olarak buradan geliyor.
6. Görsel değil, sanal içerik
Facebook ve Google’ın 360 derece videolar ve sanal teknolojilerle olan deneysel çalışmalarıyla birlikte sanal içerik, gerçekten de denemeye değer bir alan olabilir. 360 derece çekim özelliği olan bir kamera edinin ve eğlenceli kamera arkası çekimleri gerçekleştirin. 2016’nın ikinci yarısında sanal içeriğin yükselişine tanık olacağız gibi görünüyor. Özellikle Facebook’un Oculus Rift’i satın almasıyla birlikte sanal gerçeklik nihayet yaygınlaşabilir.
7. Büyük düşünün, ama küçük ekranlar için tasarlayın.
Bir kreatif veya video tasarlarken sormanız gereken ilk soru şu: Küçücük bir ekranda nasıl gözükür? Mobil istatistiklerin yükseklerde uçtuğu ortadayken masaüstü trafiğin giderek azaldığı kaçınılmaz bir gerçek. 2016 ise beraberinde mobilin daha da yükseklere çıkacağı dönemleri getirecek. Tabi ki büyük düşünün, ancak nihai ürününüzü daha küçük ekran boyutlarına göre tasarlamayı ihmal etmeyin. İnfografikler de yavaş yavaş popüleritesini kaybetmeye başlıyor gibi, o nedenle onları da daha küçük ve tüketmesi kolay parçalara ayırmayı deneyin.
8. Her takımda birden fazla yeteneği olan anlatımcı olmalı.
İçerik pazarlaması ekiplerinin 2016 yılı için takımlarında yetenekli anlatımcılara ihtiyaçları olacak. Hızla evrimleşen platformlar ve henüz test edilmemiş alanları deneyebilmek adına film yapımcılarının aynı zamanda tasarımcılara dönüşebildiği, yazarların tasarımcıların yeteneklerine erişebileceği, tasarımcıların ise metin başlığı yazabildiği bir dünyaya ihtiyacımız olacak. Her şeyin ötesinde, beyin fırtınası yapmak artık bir kültür haline gelmeli.
9. Denemeye devam edin.
İçerik pazarlamasının işleyişi, biraz film stüdyosunun işleyişine benzer. On film yaparsınız ama içlerinden sadece ikisinin inanılmaz başarılı olmasını beklersiniz. 2016 yılını da büyük bir ihtimalle buna benzer bir yapı içerisinde çılgın deneylerle doldurmanız gerekecek. Yeni formatlar deneyin, yeni özellikler tasarlayın, kullanıcıların yaşam tarzlarını gözlemleyin ve ürettiğiniz içeriğin her parçası ile onların hayatlarına değer katın.
Hepimize 2016 yılında mutlu içerik pazarlamalar 🙂