Bir Öğretmen Dersini Bir Video Oyununa Dönüştürdü ve Şimdi Öğrencileri Dersi Daha Çok Seviyor

Öğretmen olmak halihazırda oldukça zor. Çocukların hayatlarında o kadar çok dikkat dağıtan faktör var ki, teknoloji hastası bu çocuklara geleneksel konular hakkında iletişim kurmak giderek zorlaşıyor.

Elizabeth Box, nüfusun dörtte birinin fakirlik sınırın altında yaşadığı, Florida’nın en fakir üçüncü bölgesi olan Okeechobee’de yedinci sınıflara verdiği yurttaşlık bilgisi dersinde öğrencileri ile etkileşime geçmekte tam da bu sebeplerden dolayı zorlanıyordu. Box, bu durumu, “Çocuklarla olan etkileşimimde sabit ve hızlı bir azalma hissetmeye başladım.” şeklinde izah ediyor. “Ancak bu umurlarında değildi. Dersten kalıyorlardı, umursamıyorlardı. Ailelerini arıyordum, yine umursamıyorlardı. Bir şeyler yapmak zorunda olduğumu hissettim, belli ki yaptığım hiçbir şey işe yaramıyordu.”

Pes etmek yerine Box, internette ufak çaplı (!) bir araştırma yaptı ve dersini bir video oyununa çevirecek olan ilham kaynağını buldu: Chris Aviles’in Teched-Up Teacher (Teknoloji Dostu Öğretmen) blogu sayesinde.

Box, artık öğrencilerine uzun uzun ders anlatmıyor. Öğrencileri sınıfa geliyor, Chromebook’larına bağlanıyor ve kişisel görevlerine başlıyorlar. Bu devrim niteliğindeki yaklaşım, Box’un sınıfına inanılmaz bir değişim getirdi ve ödev tamamlama oranını yüzde 30’dan yüzde 100’e çıkarttı. Her bir öğrencisi ödevlerini ve görevlerini yerine getiriyor, hepsi okul saatleri dışında oyuna giriş yapıyor ve hepsi yurttaşlık bilgisini dersini geçmiş durumda.

Uzaktan Eğitim

Box, an itibariyle yurttaşlık bilgisi dersinin demirbaşını oluşturan bu oyunu geliştirmek için tam bir yazını harcadı. Oyun, belirsiz bir gelecekte, yok edilmiş bir ABD’de geçiyor. Box’ın öğrencilerinin görevi ise, yurttaşlık standartlarına bağlanan görevleri üstlenerek ülkeyi yeniden inşa etmek.

Box, bu özel yazılımı, kendi ağzından yazmış olduğu oyun içeriklerinin yanısıra özel videolar, bilgilendirici infografikler ve mini-oyunlar da yükleyebileceği, Schoology isimli bir yönetim sistemi üzerinden tasarladı. Box bu sistem üzerinden aynı zamanda öğrencilerinin nasıl performans gösterdiklerini ve kaydettikleri gelişimi de izleyebiliyor.

Box’un işinin büyük bir kısmı; öğrencileri bir yandan zorlandıkları yerlerde yönlendirirken, diğer yandan ‘oyun’ havasından çıkmamaları adına işi kolaylaştırmak. Çoğu derste uygulanan geleneksel ve didaktik yaklaşıma göre bu, oldukça farklı bir metod ve bazı öğretmenleri korkutmakta.

Box, “Ben aslında direktif vermiyorum.” diyor. “Hiçbir zaman sınıfın ortasında durup kimseye bir şey anlatmıyorum. Zorlandıklarını gördüğüm zaman müdahale edip farklı bir yöntem denemelerini veya tıklayabilecekleri başka bir bağlantıyı tavsiye ediyorum, o kadar.”

“Sınıfıma girip yaptığım şeyi gören pek çok öğretmen şaşırıyor ve ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Aslında bu olayı kavramakta güçlük çekiyorlar, çünkü geleneksel anlamda baktığınız zaman, pek de öğretmenlik yapmıyorum. Ders anlatmıyorum ya da ona benzer bir şey yapmıyorum. Ancak bu yöntemin, geleneksel yöntemlere göre 10 kat daha verimli olduğu kanısındayım, çünkü bu sayede öğrencilerim dersle çok daha fazla etkileşimde.”

Sonuçları Değerlendirmek

Dersini bir oyuna çevirirek Box, önceden umursamayan ve ilgisiz olan çocukları, ders ile etkileşir hale getirdi. Çocuklar, sınıf lider tablosunda yarışmaya bayılıyor, birbirlerinin önüne geçmek için savaşmayı çok seviyorlar. Sanal mağazalardan emojiler gibi objeler satın almak da en sevdikleri şey. “Bana, ‘Lütfen arkadaşıma kalp yollayın’ gibisinden mesajlar yolluyorlar. Arkadaşlarına bir kalp emojisi gönderdiğimde ise bu, onlar için dünyadaki en güzel şey oluyor. Onlar mutluysa, ben de mutluyum.”

“Sürekli başı dertte olan haylazlar, derslerinden devamlı kalan çocuklar, öğrenme zorluğu çeken öğrenciler bile dersimde resmen çiçek açtı. Lider tablosundaki ilk 10’a baktığınız zaman, diğer öğretmenler ile birlikte çalışmayı tamamen reddeden çocuklardan oluşuyor. Bence bu bile başlı başına bir gösterge.”

Box’un oyunu, öğrencilerin bir konsepti tamamlamadan önce mükemmelleştirmelerini gerektiren, eğitimin uzmanlık prensibine dayanıyor. Bir yandan yüksekten uçanların kendi hızlarında ilerlemesine izin verirken, diğer yandan da geriden gelenlere yararlı kaynaklarla destek verme fırsatı veriyor. Box bunu, oyun veya video eklentisi yaparak sağlıyor.

Geriden gelen çocuklar sonunda bir konseptte uzmanlaştıkları zaman ise Box, bu durumun onları inanılmaz zeki hissettirdiğine değiniyor, ki bu, daha önce tecrübe etmemiş oldukları bir his.

Başarıyı Paylaşmak

Her ne kadar pek çok öğretmen, Box’ın sıradışı öğretme yöntemini anlamakta zorlansa da, sonuçlara karşı çıkmak oldukça zor. Zira yüzde 100’lük bir katılım oranı mevcut.

Box, “Öğrencilerden her biri ödevlerini tamamlıyor. Her öğrenci gelişiyor ve konuların çoğunda uzmanlaşmış oluyor.” diyor. “Her ne kadar bu geleneksel bir öğretme yöntemi olmasa da ve standart bir sınıftaki işleyişten farklı olsa da, işe yarıyor.”

Box, çevre okullardan birinde 3 farklı öğretmen ile birlikle çalışıyor ve onlar da onun yöntemlerini benimsemiş durumda. Box, bu yöntemin, öğretmenlerin oldukça hoşuna gittiğini düşünüyor. “Okul olarak buna bir yatırım yaptılar ve kendilerini buna adadılar. Bunu görmek gerçekten harika.”

Box aynı zamanda, o ilk yaz döneminden itibaren geliştirdiği ve eklemeler yaptığı oyununu Schoology platformunda da paylaşıyor, böylece diğer öğretmenlere de deneme fırsatı tanımış oluyor. “Ben onlara oyuna göz gezdirmelerini ve istediklerini alabileceklerini söyledim. Bu yöntem benim işime yaradı, umarım diğer insanlar ve öğrencilerin de işine yarar.”

Box ile konuştuğunuzda, bu yeni öğretme metoduna duyduğu tutkuyu gerçekten de hissedebiliyorsunuz. Ona göre şu anda çocukların içinde büyüdüğü dünya, bundan 5 veya 10 yıl önceki dünyadan oldukça farklı, eğitim kurumlarının da buna uyum sağlaması şart.

“Artık bilgiyi elinde tutanlar, biz öğretmenler değiliz. Çocuklarımız, istedikleri her şeye ulaşabilecekleri bir Google çağında yaşıyor, bu nedenle aslında neden orada tüm gün dikilip onlara ders anlattığımızı anlamlandıramıyorlar.”

Her ne kadar Box, tüm sınıfa seslenmeyi özlüyor olsa da – ne de olsa bu, şu anda yaptığı işten çok daha kolay – oyunlaştırılmış sınıfı konusunda asla pes etmediği için kendinden çok memnun. “Öğrencilerimin gösterdiği etkileşimi ve performansı hiçbir şeye değişmem. Dersime gelirken heyecanlı olmaları, benim için dünyadaki en güzel duygu.”

Değişen dünya ile birlikte eğitim sistemlerinin de mevcut ihtiyaçlara cevap vermediği bir gerçek. Umarız bu gerçek hikaye Türkiye’deki tüm eğitimcilere ilham verir.

Etiketler