Şnorkelcileri Dalgıçlara Çeviren Yaratıcı Hava Tüpü

Tasarım okuyan üniversite öğrencileri arasında düzenlenen, dünyanın en prestijli tasarım ödülleri arasında sayılan Dyson Ödülleri’nde ikinciliği elde eden Cathal Redmond, Express Dive ismini verdiği, insanların su altında nefeslerini tutma süresini üçe katlayan bir hava tankı icat etti.

Yunan sahillerinde renkli balıklar onun yanında yüzüp giderken, Cathal Redmond ilk su altı kamerası sayesinde harika fotoğraflar yakaladığına inanıyordu. Ancak fotoğraflara bir de karada bakınca görüntülerin aslında kahverengi ve oldukça bulanık olduğunun farkına vardı.

Suçu, su altında geçirdiği süre boyunca nefesini tutmasına ve çok sınırlı vakti olmasına attı. Aynı zamanda endüstri tasarımcısı olan Redmond, balıkları doğal ortamlarında yakalayabilmek için tek ihtiyacının biraz daha zaman olduğuna karar verdi.

İhtiyacı olan fazladan zamanı gerçeğe dönüştürmek için kendine söz verdi ve bu sözün sonunda da ortaya yeniden doldurulabilen, ağızda tutulan ve su altında 2 dakikaya kadar kalabilme imkanı sunan hava depolama aracı Express Dive çıktı.

Express Dive, şnorkelin sınırlı faaliyet alanı ile su altında nefes alınmasını sağlayan ağır dalış tüpü arasındaki boşluğu kapatmayı hedefleyen bir araç. Ancak bu araç külfetli ve hiç de ucuz olmayan malzemeden yapılıyor.

İcadın prototipi ise hazır: Bir dalış ağız takımı ile su şişesinin birleşimine benziyor ve farklı parçaları test edilme aşamasına geçti bile.

27 yaşındaki Redmond, “İnsanlara daha fazlasını yapabilmelerini sağlamak istedim. Suyun altına girip 30 saniyeliğine nefeslerini tutmak yerine bundan biraz daha fazlasını verebilmeyi amaçladım.” diyor.

İrlandalı tasarımcı, bundan 9 yıl önce bir tüple dalış kursuna katılarak su altında nefes alabilme ve balıklara doğal ortamlarında tanık olabilme hissiyatına adeta aşık oldu. Ancak olayın bundan biraz daha az zevkli olan kısmı ise ağırlık kemeri, dalış kıyafeti, oksijen tüpü, maske ve takılması zorunlu olan diğer tüm ekipmandı.

Redmond, “Üzerimdeki yaklaşık 50 kiloya yakın malzemenin fazlasıyla farkındaydım ve kendimi yüzeyde tutmaya alışmışken tüm bu ekipmanla suyun dibine dalmaya çalışmak oldukça yabancı geliyordu. Gerçekdışı bir tecrübeydi.” diyor.

“Asıl sorun ise, su altındayken yapabileceğiniz şeylerin oldukça kısıtlı olması. Her ne kadar tüm günü sualtında geçirmenize izin verseler de yine de gününüzü bunun etrafında planlamanız gerekiyor. Üzerinizde 20 ile 50 kilo arasında ekipman var; sahilde yürürken bir anda kendinizi suya atamıyorsunuz. Planlama, bu işin en büyük parçalarından biri. Çok fazla şey gerektiriyor. Tekrardan öğrenmeniz gereken çok şey var.”

Limerick Üniversitesi’nde son senedsinde Redmond, ürün tasarım projesi için Express Dive’ı üretti.

Cihazın 2 ana bölümü var. Yüzeyin üzerinde kalan bölme ağızlıktaki delikten hava çekme işlemini gerçekleştiriyor. Motorla çalışan türbin etrafında hızlanan hava, dolduğu zaman yeşil renge dönecek olan tankta depolanan bir dizi vana tarafından sıkıştırılıyor.

Hava alımı durduğunda delik kapanıyor ve yüzücü daldığı sırada depolanan hava, ağızlık yolu ile geri veriliyor.

Kullanıcının göz hizasında olan mini gösterge, hava azaldıkça yeşilden kırmızıya dönen bir sağlık çubuğu görevi görüyor. Araç, iki dakikaya yetecek kadar hava alma kapasitesine sahip ve dolmak için de yaklaşık olarak aynı süreye ihtiyaç duymakta.

Redmond, “Buradaki en önemli nokta, kompresörü piller, elektronik aletler ve dalış için gerekli diğer tüm araçlarla birlikte alete bağladığınız zaman dişlerde ve ağızda tutulabilecek kadar küçük olması.” diyor.

Elektronik parçalar, özel kılıflama ile sudan korunuyor ve tümevarımlı güç transferi (inductive power transfer) kullanılarak yeniden şarj ediliyor. Bu transfer sistemi, kablosuz olarak cep telefonlarını şarj edebilen pedlere benzeyen elektromanyetik bir alan kullanıyor, böylelikle açıkta bırakılmış kabloya ihtiyaç kalmıyor.

Redmond, ağızlığın şnorkel kullanmaya oldukça benzediğini belirtiyor. Aslında bu aracı akciğerlerimizin bir eklentisine benzetiyor; çünkü kullanıcı dalmadan önce alet vasıtasıyla derin bir nefes alıyor, sonra da aldığı bu nefesi sualtında kullanıyor. Bunu, “Bu vücudumuzun hava depolama kapasitesine gelen bir eklenti.” şeklinde açıklıyor.

Yüksek yoğunluklu köpük, alüminyum ve silikondan elde edilen prototip, parçalar halinde test edilmeye başlandı. Redmond motorun, cihaza 2 dakikalık hava sıkıştırabileceğinin başarıyla test edildiğini açıkladı ve cihaz tasarımının da etkili bir şekilde dalgıcın ağzında durabilecek şekilde ayarlanmış olduğunu belirtti.

Redmond’un henüz yapmadığı şey ise cihazı iki dakika boyunca su altında kalacak bir dalgıç üzerinde test etmek. Ancak yeterli sayıda deneme ile Redmond, yüzücüleri su altında tehlikeye sokmayacak, tamamıyla fonksiyonel bir araç geliştirebileceğinden oldukça emin.

Redmond geçtiğimiz dönemde üniversite öğrencileri arasında düzenlenen, global tasarım yarışması olan uluslararası James Dyson Ödülleri’nde ikincilik ödülünü kazanmıştı. (Birinciyi mutlaka merak ediyorsunuzdur.) Bu ödül, ona projesini geliştirmesi için fazladan 5,000 pound sağladı. İlk söylentilere göre ürünün  fiyatı 280 pound civarında olacak ve gereken tüm güvenlik ekipmanları da dahil, yaklaşık 1 ile 3 kilo arasında bir ağırlığı olacak.

Dalış için 2 dakikalık havanın çok da abartılacak bir gelişme olmadığını düşünenlere ise Redmond, bu sürenin su altında çok büyük bir fark yaratabileceğini hatırlatıyor. Standart bir yüzücü, nefesini yaklaşık 40 saniye kadar tutabilir. Redmond,”İki dakika belki çok değil ama 40 saniyeden kesinlikle daha uzun.” diyor.

Etiketler