
Çin’in siber uzay düzenleyici kurumu Cuma günü, çevrimiçi ortamdaki dijital insan gelişimini denetlemeye yönelik taslak yönetmelikler yayımladı. Bu düzenlemeler kapsamında açık etiketleme zorunluluğu getirilirken çocukları yanıltabilecek veya bağımlılığa yol açabilecek hizmetler yasaklanıyor.
Çin Siber Uzay İdaresi’nin önerilen kuralları; tüm sanal insan içeriklerinde belirgin “dijital insan” etiketinin kullanılmasını zorunlu kılacak ve dijital insanların 18 yaş altındakilere “sanal yakın ilişki” sunmasını yasaklayacak. Kurallar, 6 Mayıs’a kadar kamuoyunun görüşüne açık tutulacak.
Taslak yönetmelik aynı zamanda; rıza alınmadan başkalarının kişisel bilgilerinin kullanılarak dijital insan oluşturulmasını ve sanal insanların kimlik doğrulama sistemlerini atlatmak amacıyla kullanılmasını da yasaklıyor. Bu düzenleme, Pekin’in yapay zekâ alanındaki gelişmeler karşısında kontrolü sürdürme çabalarını yansıtıyor.
Taslak kurallara göre dijital insanların; ulusal güvenliği tehdit eden, devlet iktidarının devrilmesini kışkırtan, ayrılıkçılığı destekleyen veya ulusal birliği zedeleyen içerikler yayması da yasak kapsamında.
Belgede, hizmet sağlayıcıların cinsel çağrışım içeren, korku veya vahşet barındıran ya da etnik veya bölgesel ayrımcılığı kışkırtan içerikleri engellemesi tavsiye ediliyor. Sağlayıcıların ayrıca, intihar veya kendine zarar verme eğilimi gösteren kullanıcılara müdahale ederek profesyonel destek sağlamak için gerekli önlemleri alması teşvik ediliyor.
Çin, geçen ay açıklanan yeni beş yıllık politika planıyla yapay zekâyı ekonominin tüm kesimlerinde agresif biçimde benimseme hedefini ortaya koydu.
Siber uzay düzenleyici kurumunun web sitesinde yayımlanan bir analize göre yeni kurallar, dijital insan sektöründeki yönetişim boşluğunu doldurmayı ve sektörün sağlıklı gelişimi için net kırmızı çizgiler çizmeyi amaçlıyor.
Analizde şu ifadelere yer verildi: “Dijital sanal insanların yönetişimi artık yalnızca sektör normlarına ilişkin bir mesele değil; siber uzayın güvenliğini, kamu yararını ve dijital ekonominin yüksek kaliteli gelişimini ilgilendiren stratejik bir bilimsel sorun hâline gelmiştir.”