Elbruz Yılmaz ile Pazar Sohbeti

Hepinize iyi pazarlar. Bugün 3TS Capital’in Türkiye ofisinde, yatırımlardan sorumlu yönetici olarak çalışan Elbruz Yılmaz ile birlikteyiz.

Elbruz merhaba, nasılsın?
Selam Ozan, teşekkürler.

3TS Capital’in İstanbul ofisinde 2 yıldır yatırımlardan sorumlu yönetici olarak çalışıyorsun. Bize biraz 3TS Capital ve sorumluluk alanlarınla ilgili bilgi verebilir misin?
3TS’in 17 yıllık bir geçmişi var. Şu an 4. fonumuz üzerinden yeni yatırımlar yapıyoruz. 2014 Eylül ayında yeni fonumuzdan yatırım yapmaya başladık. Fonumuzun ölçeği 108 milyon Euro ve genelde Series B yani büyüme finansmanı ihtiyacı duyan teknoloji firmalarına yatırım yapmayı hedefliyoruz. Ortalama ölçeğimiz 4 ile 6 milyon Euro arasında ama gerekirse daha ölçekli yatırımlar da yapabiliyoruz. Örneğin Piano Media’ya 9 milyon Euro’luk bir yatırım yaptık. 3TS’de ağırlıklı olarak Orta ve Doğu Avrupa ve Türkiye’de yatırımlar yapmaya çalışıyoruz. Ekibe katıldığım günden beri Türkiye’de çeşitli yatırım fırsatlarını kovaladık, değerlendirdik. 2014 Şubat ayında Solvoyo yatırımımız gerçekleşti. Daha önce 2011 yılında eÇift.com yatırımımız olmuştu. Temel olarak Türkiye’deki portföy firmalarımızın gelişiminden, yeni yatırımlardan sorumluyum. Son zamanlarda bölgesel yatırımlarda daha fazla aktif rol almaya başladım, örneğin ITH ve MammothDB gibi. Genelde bu coğrafyadaki tüm yatırımlarımız Türkiye pazarını bir şekilde hedefliyorlar. Dolayısıyla iş geliştirme ihtiyaçlarına da yardımcı olmaya çalışıyorum.

3TS Capital Orta ve Doğu Avrupa’ya odaklanmış bir yatırım firması. Ağırlıklı ilgilendiğiniz sektörler hangileri? 3TS Capital’in kurulduğundan beri yatırım yaptığı, yönetimine katıldığı firmalardan hangileri önemli başarı hikayeleri yarattığı? Paylaşabileceğin kimi örnekler var mı?
3TS’in geçmiş dönemde yatırım yaptığı firmalar arasında bazı öne çıkanlar var diyebilirim. Özellikle LogMeIn firması ilk yatırımcısı olduğumuz ve daha sonra art arda yapılan yatırımlarla Amerika’da halka açılan bir teknoloji firması olarak 3TS için güzel bir başarı oldu. LogMeIn’e ek olarak geçtiğimiz sene iki “exit” gerçekleştirdik. Bunlardan birisi Cisco’nun satın aldığı SolveDirect ve diğeri de Francisco Partners’ın satın aldığı Avangate firması idi. “Teknoloji agnostic” olduğumuzu söyleyebilirim. Bilişim teknolojileri günümüzde oldukça geniş bir alana dokunuyor. Biz de ağırlıklı olarak bilişim sektörüne ilgi duyuyoruz diyebilirim. Son zamanlarda online seyahat, ödeme sistemleri, kurumsal yazılımlar (enterprise software), büyük veri (big data) ve pazarlama teknoloji firmaları ilgimizi çekiyor diyebilirim. Bölgedeki “deal flow” da bu alanlarda oldukça sağlıklı. Önümüzdeki dönemde yine bilişim alanında yatırımlarımız olacak.

Türkiye’yi nasıl görüyorsunuz? Türkiye’de yatırım yaptınız mı?
Türkiye bizim için çok önemli bir pazar. Bölgenin en büyük ekonomisi. Teknoloji ve teknoloji ürünleri / hizmetleri tüketimi açısından büyüme potansiyeli teşkil ediyor. Bizim de odağımız Türkiye’de lider olan veya bölgesel bir oyuncu olmayı hedefleyen ya da global bir firma olmayı hedefleyen bilişim teknoloji firmalarına büyüme ihtiyaçları ile ilgili finansman ve yönetim desteğini sunabilmek. Türkiye’de mevcut iki yatırımımız bulunuyor, eÇift (2011) ve Solvoyo (2014). Bu sene içerisinde bir ya da birkaç yatırımımız olmasını arzuluyoruz, umuyoruz. Geçtiğimiz iki sene içerisinde ciddi teklif aşamasına geldiğimiz birden fazla yatırım görüşmelerimiz oldu fakat yatırımımız gerçekleşmedi. Denemeye devam edeceğiz. Türkiye’de iyi girişimciler ve iyi teknoloji firmaları mevcut. Her ne kadar Türkiye dışında büyüme hedefi olan teknoloji firmalarının sayıları henüz çoğunlukta olmasa da bu durumun değiştiğini ve teknoloji firmalarının da daha dışa dönük düşünmeye başladıklarını düşünüyorum. Türkiye pazarının yeterince büyük olduğu görüşüne maalesef tam olarak katılmıyorum. Özellikle teknoloji firmalarının yurtdışı pazarlarda gelişebilmeleri için yeterli yetenek ve mühendislik becerisine sahip olduğu kanısındayım. Fakat genelde kısa kaldıkları nokta ya vizyon ya da stratejik planlama oluyor.

Son yıllarda Türkiye’ye olan ilginiz diğer gelişmekte olan piyasalara kıyasla azaldı mı? Azaldıysa bundaki temel sebepler nedir?
Türkiye’ye olan ilgimiz her zaman üst seviyede. Geçen sene yurtdışında 6 yatırım yaptık. Türkiye’de 1 yatırımımız oldu. Dengeli ve dağıtılmış bir risk portföyü yönetmeye çalışıyoruz. Yatırım yaptığımız ülkelerin hepsi gelişmekte olan ekonomiler dolayısıyla yatırım fırsatlarını oldukça derin inceliyor ve birbirlerine kıyaslı olarak değerlendirebiliyoruz. Türkiye’de yatırımcı olmak, girişimci olmak kadar zor. Girişimcilerin değerleme beklentileri, azınlık haklarıyla ilgili aşinalıkları ve büyüme hedefleri daha iyi ve gerçekçi olabilir. Yatırım ölçeğimizden dolayı “buyout” talepleriyle çok sık karşılaşıyoruz. Euro ve TL arasındaki kur dengesine baktığımızda, ki TL’nin dezavantajlı olduğu aşikar, ortalama yatırım ölçeğimize paralel olarak azınlık hissedar kalabileceğimiz teknoloji firması havuzu henüz çok büyük değil. Bulunduğumuz coğrafyada yatırım yaparken makro ekonomik durumu, FX pozisyonlarını göz önünde bulundurmamız gerekiyor zira lokal pazarın dışına çıkamayan bir teknoloji firmasının exit olasılığı daha düşük oluyor. Bu sebeplerden dolayı Türkiye’de adet olarak daha az yatırım yaptık ama dediğim gibi denemeye devam ediyoruz ve umuyorum ki bu sene birkaç yatırımımız daha gerçekleşecek.

Türkiye’de girişimcilik ekosistemini nasıl buluyorsun? Temel problemlerimiz nedir? Bu çerçevede Türkiye’yi benzer ülkelerle kıyasladığın zaman başardığımız iyi şeyler var mı?
Futbolu severim. Dolayısıyla bir futbol analojisi ile cevap vermeye çalışayım. Türkiye’nin girişimcilik ekosistemini şu anki milli futbol takımının durumuna benzetiyorum. Yetenekliyiz ama uygulamada ve sahada yeteneklerimize oranla beklentinin altında performans gösteriyoruz. Her sene daha iyiye gidiyoruz bu arada. Amerika’dan döneli yaklaşık 7 sene oldu ve epey yol aldığımızı düşünüyorum. Yatırımcı sayısı eskiye göre daha iyi ve hala yeterli değil. Girişimci ekipler artık daha dengeli ve daha “tam” ama vizyon ve büyüme hevesi, iştahı ve becerisi konusunda hala gelişme alanları mevcut. Yatırım yaptığımız diğer ülkelere kıyasla Türkiye’nin daha büyük bir pazar olması iyi bir avantaj. Girişimcilerin burada karşılaştıkları sorunlara karşı pratik çözüm geliştirme yetenekleri farkettiğim bir başka becerimiz. Diğer pazarlarda ise pazarların küçük olmalarından dolayı, girişimciler daha ilk günden itibaren uluslararası pazarları hedeflemeye ve yönetici ekibe yabancı ekip arkadaşlarını dahil etmeye başlıyorlar. Sanırım Türkiye’de girişimci arkadaşlarımız Türkiye’de birşeyler yapalım derken burada gereğinden fazla vakit harcıyorlar. Oysa teknoloji ürün ve hizmetlerini diğer gelişmiş pazarlarda satmak çoğu zaman daha kolay, daha karlı ve daha faydalı zira oradaki rekabet sizi daha iyi olmaya itiyor.

Elbruz paylaştığın değerli bilgiler ve yorumların için çok teşekkürler. Eklemek istediğin şeyler var mı?
Ben teşekkür ederim, hem keyifli sohbet hem de fırsat için. Umarım yakın zamanda yeni yatırım haberlerimiz hakkında tekrar görüşebiliriz.

Tabi ki mutlaka seninle tekrar görüşmek ve DigitalTalks okuyucuları ile güzel gelişmeleri paylaşmak isterim. O zaman en yakın zamanda tekrar haberleşmek üzere, iyi pazarlar 🙂

Etiketler