Küçük İşletme Sahiplerinin Kaçınması Gereken 5 Hata

Undefined Creative ajansının kurucusu ve kreatif direktörü Maria Rapetskaya, girişimcilik serüvenini anlatmaya şu sözlerle başlıyor: “2005 yılından beri yaratıcı bir girişimciyim. İlk tasarım şirketimi erkek arkadaşımla ortaklaşa kurmuştuk. Çoğunlukla serbest bir işletme yönetimi deneyimdi ve 5 yıl hayatta kalmayı başardı. İşletme açısından marjinal olarak oldukça başarılıydı. Bir öğrenim deneyimi açısından baktığım zaman ise işletme yönetimi üzerine yaptığım doktora gibiydi.”

Maria’nın bu girişimcilik yolculuğu sırasında yaptığı hataları ve bu hatalardan çıkardığı dersleri sizlerle paylaşmak istedik:

  1. Ortaklık konusunda acele etmeyin.

İlk ortağım ile yollarımızı ayırdıktan sonra aslında en başından beri profesyonel bir işe girişmememiz gerektiğini anladım. Birinin sırf en yakın arkadaşınız ya da sevgiliniz olması, bir işletmeyi birlikte yürütebileceğiniz en doğru kişi olduğu anlamına gelmez. Seçeceğiniz en ideal ortak, sizin yetkinlik ve becerilerinizin kutupsal olarak zıttını taşıyan bir kişi olmalı, böylece eksiklerinizi sizinle eşit güçte bir çalışanla tamamlamış olursunuz.

  1. Hevesiniz kırılmasın.

Şirket yönetmek, bir amaç değildir – uzun ve meşakatli bir yoldur. Size de bu sürecin keyfini çıkarmak kalır. Tek hedefiniz para değilse ve entegre bir çıkış stratejiniz varsa, büyük olasılıkla uzun soluklu bir girişimcilik kariyeriniz olacaktır. Bu süreç içerisinde çıkışlar kadar inişler de olacağı gibi, bu durum büyük ihtimalle her hafta, hatta belki de her gün tekrarlanacaktır. Mesela bir yandan dört dörtlük müşteriler ile anlaşmalar bağlarken, bir yandan en sevdiğiniz müşterilerden vazgeçmek zorunda kalabilirsiniz. Tüm bunlar, bir işletme sahibi olmanın birer parçası. Bu gibi durumların hevesinizi kırmasına ve sizi demotive etmesine izin vermemelisiniz.

  1. Bu işe neden başladığınızı unutmayın.

Başlama sebebiniz, hayallerinizin peşinden gitmek ya da hayatınızda zaman yönetimi sağlamak olabilir; ancak sebebi ne olursa olsun, ilk başta bu işe neden giriştiğinizi asla unutmayın. Sürece kapılıp işletmenizin hangi amacınıza hizmet ettiğini unutmak oldukça kolay. Bazı zamanlarda geçici fedakarlıklar gerçek anlamda gerekli olabiliyor, ancak asıl önemli olan, kalıcı olarak hedefinizden şaşmaya başladığınızın farkına varmaktır.

  1. Her şeyi kendiniz yapmaya çalışmayın.

Maria, şirketini 500 dolarlık bir bütçeyle başlattı. Bu, işletmenin maliyetlerini bile tamamiyle karşılamıyordu. O yüzden de en başından beri her şeyi kendisi halletme alışkanlığı edindi. Her ne kadar bu sorumluluklarla tecrübe de beraberinde gelse de, aslında şirketini büyütmeye harcayabileceği enerjisinin çoğunu bu işler alıyordu.

Bu nedenle her işi kendiniz yapmaktan vazgeçin ve sorumluluklarınızı delege etme alışkanlığı edinin. Finansal kaynaklarınızı korumak tabii ki de çok önemli, ancak görevlerinizin, büyük hedeflerinizin önüne geçmesine izin vermemelisiniz.

  1. Evrimleşmekten vazgeçmeyin.

Ne stratejiniz, ne pazarlama planınız, ne de hedef pazarınız asla sabit değildir. Dünya her geçen gün hızlanarak değişiyor ve evrimleşiyor. Sektörünüz de doğal olarak bu değişimden belirli bir noktada etkilenecektir. Küçük ölçekli bir işletme olarak maalesef siz bu durumda dezavantaj sahibisiniz, çünkü kaynaklarınız, sektörün geri kalanına göre çok daha sınırlı. Ancak paha biçilemez bir de avantajınız var: Yönünüzü değiştirdikten sonra büyük bir şirkete kıyasla çok daha kolay ve hızlı bir şekilde adapte olabilirsiniz.

Tüm bunların yanı sıra aklınızda bulundurmanız gereken bir şey daha var: Kendi hatalarınızı yapmaktan asla çekinmeyin!

Etiketler