Yönettiğiniz Marka Bir İnsan Olsaydı Nasıl Bir İnsan Olurdu?

Eskiden koyu camın arkasından marka yöneticisi olarak izlediğim focus grup çalışmalarında moderatörün katılımcılara yönelttiği soruların arasında zaman zaman; “X markası bir insan olsa nasıl bir insan olurdu? Kaç yaşında sizce? Arabası var mı? Varsa hangi marka? Evli mi? Kadın mı erkek mi?” gibileri yer alırdı. Bu sorularla markaların katılımcıların zihnindeki algısını anlamaya çalışırdık.

Bilmiyorum şu an bu çalışmalarda moderatörler zihinde canlandırılan bu insanın değerlerini focus grup katılımcılarına soruyor mu ama şu bir gerçek ki milyonlarca insan, müşteri hayatlarına dokunan markaların değerlerini, ilkelerini, farklı konu başlıklarındaki yaklaşımlarını, duruşlarını çok önemsiyor.

Birçok kategorideki ürünün ve hizmetin emtia (commodity) haline geldiği bir çağda, sunulan ürün ve hizmetlerin fiziksel faydaları üzerinden iletişim yapmak artık birçok marka için ayrıştırıcı değil. Ek olarak dünya büyük bir türbülansın içinde. Dünyanın farklı coğrafyaları farklı konularda huzursuzluklarla boğuşuyor. Milyonlarca insan başka bir yaşamın hayalini kuruyor… Samimi ile olmayan arasındaki farkı anlamak için uzmanlığa gerek duymuyor. Kendi kararını zorlanmadan veriyor. Diğer taraftan şirketlerin rekabet ettiği alanlardan biri de ihtiyaç duyduğu yetenekleri kendilerine çekmek ve şirkette tutmak. Çalışanlar da  müşteriler gibi şirketlerin değerlerini, ilkelerini önemsiyor. Muhtemelen onlardan da fazla…

Bunları bize niye anlatıyorsun diyebilirsiniz.

Decathlon Türkiye’nin dün sosyal medya hesaplarından paylaştığı aşağıdaki mesaj bir şirketin değerlerini kamuoyu ile cesurca ve samimi bir şekilde nasıl paylaşabileceğinin iyi bir örneği olarak Türkiye pazarlama tarihinde yerini alacak.

“Onur Ayı kapsamında, Decathlon Türkiye Linkedin ve Instagram Kariyer hesaplarımızdan, çalışma ortamımızın çeşitliliği ve kapsayıcılığı ile ilgili yapmış olduğumuz paylaşıma gelen tepki ve yorumlar bizi çok şaşırttı ve üzdü.

Ayrımcılığın her çeşidine karşıyız.
Decathlon Türkiye olarak; din, dil, ırk, cinsiyet, cinsel kimlik ve yönelim fark etmeksizin, herkesin kendini ifade edebileceği ve kendi olabileceği bir ortama sahibiz ve bununla gurur duyuyoruz. Başka türlüsünü de zaten düşünemiyoruz.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde de yer aldığı üzere, “Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar’’.
Hiçbir şirket, birey, hatta hiçbir kuvvet, bu hakkı kişilerin elinden alamaz.

Ayrımcılığın farklı şekillerde dünyayı nasıl bir kaosa sürüklediğini gördüğümüz bu günlerde, herkesi daha duyarlı ve kapsayıcı olmaya davet ediyoruz.

Biz tüm renkleri içerisinde barındıran ve çeşitliliğe kucak açmış, insana insan olduğu için değer veren duruşumuzun her zaman gururla arkasındayız.

Sporun birleştirici gücüne inanıyoruz!”

Decathlon Türkiye’ye paylaştıkları bu değerli ve tüm cümlelerine katıldığımız açıklamaları için şahsım ve DigitalTalks ekibi adına teşekkürlerimi sunuyorum.

Etiketler