Yapay Zeka İlk Defa Kendi Başına Herhangi Bir Dili Öğrenebilecek

Makine bazlı çeviri inanılmaz, ancak dünyamızda yüz milyonlarca insan bu avantajlardan yararlanamıyor; çünkü, dilleri çeviri sayfalarının menüsünde bulunmuyor. Şimdi, İspanya’daki Universidad del País Vasco (UPV) ve Carniege Mellon University’den (CMU) gelen iki yeni yapay zeka sistemi Star Trek’teki gibi gerçek evrensel çevirmenlerin önünü açarak bunu değiştirmeyi umuyor.

Bu yeni sistemin potansiyelini anlamak için, mevcut makine çevirisinin nasıl çalıştığını bilmek faydalı olacaktır. Mevcut standart, Google Çeviri, dünyada en çok konuşulan 10 dil de dahil olmak üzere (bunlar sırasıyla, Mandarin, İspanyolca, İngilizce, Hintçe, Bengalce, Portekizce, Rusça, Japonca, Almanca ve Cava dilidir) Güney Afrika dilinden Zuluca’ya kadar 103 dili kapsıyor. Google’ın sistemi, daha önce insanlar tarafından tercüme edilmiş kitaplar ve makaleler gibi paralel metinleri karşılaştıran insan gözetimli sinir ağlarını kullanır. Google Çeviri, bu paralel metinlerin çok büyük bir bölümünü karşılaştırarak, verilen iki dil arasındaki denklikleri öğrenir ve böylece aralarında kolayca çeviri yapabilme olanağına kavuşur. Bazen, çeviriler komiktir veya orijinal anlamı yakalayamaz; ancak, çeviri sayfaları genel olarak kullanışlıdır ve gittikçe daha iyi hale geliyorlar.

Google’ın yaklaşımı iyi ve işe yarıyor. Ne yazık ki, bu yaklaşım evrensel olarak işlevsel değil. Bunun nedeni, denetlenen eğitimin çok uzun bir süre ve denetleyici gerektirmesi; aynı zamanda, bu yöntemin gerektirdiği halihazırda çevrilmiş paralel metinlerin sayısı dünyadaki tüm diller için yeterli değil. Şunu düşünün: Ethnologue katoloğuna göre, dünyada 6.909 yaşayan dil var. bu dillerin 414’ü dünya üzerinde konuşulan dillerin %94’ünü kapsıyor. Google Çeviri bu dillerin 103’ünü kapsıyor ve 6.806 dili dışarıda bırakıyor. Toplamda, en az sekiz yüz milyon insan otomatik çevirinin avantajlarından yararlanamıyor.

Kelimeleri ve cümleleri herhangi iki dil arasında çevirebilen iki yeni sistem, insanların çevirdiği paralel metinleri karşılaştırarak öğrenmiyor. Ayrıca, denetime ihtiyaç da duymuyorlar. Bunun yerine, denetlenmeyen makine öğrenimini kullanıyorlar ve farklı dillerdeki rastgele metinleri karşılaştırırlar. Bu nasıl çalışıyor? Diller benzer bir şekilde gruplandırıldığından, sistemler denklik kelimelerinin hangileri olduğunu tahmin eder, bu bilgilerle çeviri sözlükleri oluşturur. Buradan, cümle yapısını bulurlar, tahminlerinin sonucunu farklı diller arasında yapılan sürekli çevirilerle değerlendirirler.

UPV araştırmacısı Mikel Artetxe’nin betimlediği gibi, “Bir kişiye çok sayıda birbiriyle örtüşmeyen Çince ve Arapça kitap verin ve kişinin Çince’yi Arapça’ya çevirmek zorunda olduğunu düşünün. Bu gerçekten de imkansız görünüyor değil mi?” Bu Microsoft’un yapay zeka uzmanı ve bu iki projenin ilham kaynağı olan Di He’ye o kadar imkansız görünmüş ki, Di He, “bilgisayarın insan gözetimine bile ihtiyaç duymadan çeviri yapmayı öğrenebildiğini” öğrendiğinde çok şaşırmış.

Bir uyarı: bu sistemler mevcut paralel metinlerle öğrenen sistemler kadar doğru değil, ancak, bir bilgisayarın tüm bunları herhangi bir insan rehberliği olmadan tahmin edebilmesi, Di He’nin belirttiği gibi, hiçbir şeyle kıyaslanamaz. Çok yakında, herkesle kendi ana dillerinde konuşmamızı sağlayacak evrensel bir çevirmenin yalnızca bilim-kurgu filmlerinde görülen bir ayrıntı olmaktan çıkacağı görünüyor.

Etiketler