Fotoğraf Editlemek İçin Siri Mi? Adobe ile Çok Uzak Bir Konsept Değil

Ses kontrolü, dijital fotoğraf editleme dünyasına UI’ın (kullanıcı arayüzü) yapamayacağı şekillerde inovasyon getirebilir.

Sorun sadece Photoshop’ta değil. iOS’un fotoğraf editleme programı bile kullanıcı arayüzü açısından tam bir fiyasko. Sliderlar, hiçbir anlamı olmayan ikonlar. Sadece parlaklık ayarlarını ve kontrast oranını ayarlamak bile bir işkenceye dönüşebiliyor.

Adobe Research ise vaat edici bir çözümün erken aşamalarını demo ediyor. Bu çözüme Fotoğraf Editleme İçin İnteraktif Bir Ajan ismi verilmiş. Doğru butonu bulmak yerine kullanıcının bir fotoğrafa ne yapmak istediğini söylemesi yeterli ve teorik olarak bu gerçekleşmeli.

Adobe’un demosu bir kullanıcı isteği ile başlıyor: “Bu fotoğrafı yeniden boyutlandırmak istiyorum.” Program dikdörtgen bir kesik yapmaya hazırlanıyor. Kullanıcı, “Kare olsun.” diyor. Video bundan ötesini göstermiyor, onun yerine çoğunlukla bir ses emri ile yapılan bir aksiyonu geri alabilme özelliği üzerine yoğunlaşıyor. Bu açıdan bu program, Adobe’un en güncel teknoloji demoları arasında olan ses klonlama teknolojisi gibi etkileyici değil. Google, Apple ve Microsoft tarafından yürütülen ses tanıma çalışmaları da çok daha iyi.

Buna rağmen bu fikrin oldukça yenilikçi bir tarafı var. Birinin tabletine küfrederek “Kare yap şunu!” diye bağırmasını hayal etmek bile projenin gerçek potansiyelini anlamak için yeterli. Doğal dilin Photoshop gibi programlar için iki büyük faydası var. Birincisi, kullanıcıların “Dikdörtgen Markiz Aracı” gibi terminolojileri bilmesine gerek kalmadan istedikleri her türlü emri verme fırsatı sunuyor. Bu da sistemin yüzey fonksiyonlarını ikon-bazlı bir yazılıma göre daha içgüdüsel ve kullanışlı bir hale getiriyor.

İkinci faydası daha da güzel: Konuşma, bir kullanıcı ile daha kompleks bir yazılım arasında adeta bir köprü oluşturuyor. Bu körpü amatör kullanıcının “Suratları daha aydınlık yap” ya da “O tuhaf el gölgesini kaldırabilir misin?” diyebilmesini ve adım adım profesyonel bir Photoshop kullanıcısının isteyebileceği düzeltmelerin otonom bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlayabilir. Eğer nihai ürün yanlış olursa da kullanıcının sadece “Yeniden dene” demesi yeterli. Bu durumda Adobe sadece gizli kontrolleri daha erişilebilir kılmakla kalmıyor, aynı zamanda UI üzerinden editlemeyi saf dışı bırakmış oluyor. En basit haliyle yazılım, kullanıcının yerine çalışıyor.

Instagram halihazırda bu yaklaşımın bir versiyonunu uygulamakta; bunu ses ile değil, önceden ayarlanmış filtreler ile yapmakta. Bu filtreler sadece tarz için orada değiller. Filtreler aynı zamanda kötü aydınlatılmış ya da tuhaf renkli fotoğrafları kurtarmak için oradalar. Bir kuple yapay zeka ile birleştirilmiş ses algılamaya gelince: Bu konsept herkesi birer fotoğraf teknisyeni yapabilir.

Etiketler