Geleceğin Küresel Ekonomisinde Afrika’nın Yeri

Finans ve teknolojinin kesişimi konusunda tanınan isimlerden olan Chris Skinner, geleceğin düşük maliyetli ve kolaylıklar sunan finansal sisteminin standartlarını Afrika’nın belirleyeceğini düşünüyor.  Afrika’yı 1995 yılındaki Çin’e benzetirken; önünde dönüşüme açık bir 25 yıl olduğunu ve bu sürede kıtanın değişme potansiyeli olduğunu belirtiyor. SAMI (Strategic Analysis and Management Insights) kuruluşu üyelerinden bazıları, Afrika’da gelecek vizyonu programı yürütmüşler ve Chris Skinner’ın bu düşüncelerimi doğrular bazı görüşlerle dönmüşler. Aşağıda bu görüşlerin paylaşıldığı yazıyı sizlerle paylaşmak istedik:

“İçinde bulunduğumuz yüzyıl, Afrika’nın kendi bulduğu bir dönem olabilir.

Kuzeylilerin pek çoğu, Afrika’yı kolay kolay değişmeyecek işlevsellik yoksunu yer olarak görür. Aşırı yolsuzluk, altyapı ve eğitimdeki düşük seviye ve önü alınamayan kabileler arası anlaşmazlıklar bu kanıyı oluşturuyor. Öte yandan kıtanın zenginlikleri konusunda farkındalık da var. Uluslar ve uluslararası şirketler, bu zenginliklere erişmek için kıtaya giriş yapmakta. Ama bu zenginliği çıkartmanın ödemesi, kıtada kalmıyor. Harvard Business Review’ın bir makalesinde, kıtanın işlevsellik yoksunluğunun altı çizilirken bir yandan da ekonomik sıcak bölgelerin ve büyümenin kıtada yayıldığı belirtiliyor.

Makalede: “Anlaşmazlık ve yoksulluğun hüküm sürdüğü, insanların kaçmak için hayatlarını tehlikeye attığı ve kaybettiği bir kıta görüyoruz. Buna rağmen Afrika, en hızlı büyüyen ilk 20 ülkenin 11’ine ev sahipliği yapıyor. Kıta, çok büyük kaynaklara sahip ve dünyanın tarım için elverişli işlenmemiş topraklarının neredeyse yarısını barındırıyor.”  deniyor.

Yine makalede yaratılan zenginliğin, sadece birkaç kişiye aktığı belirtiliyor ve sadece 2014 yılındaki 69 milyar $ yasa dışı çıkış olduğu söyleniyor. Ayrıca bereketli kaynakların salt kendi başlarına yaygın zenginlik yaratmadığına dikkat çekiliyor. Zenginlik yaratmak; liderlik, iyi yönetişim, sorumluluk, hukuka dayalı sistem ve yatırımcılar için cazip koşullar gibi bazı soyut kaynaklar gerektirir. Bunlara adil ücret ödemesi, vergi ödeme konularında sosyal sorumluluk taşınması da eklenebilir. Son gelişmeler, bu tip soyut kaynaklardaki artışın hızlandığına işaret ediyor.

Yaratıcı ve girişimci ruh, Afrika’da gelişiyor. Forbes’ta yazan Mfonobong Nsehe, Afrika’nın yenilikçilerin, küresel çapta ilgi ve ticari elverişlilik taşıyan yeni ürün ve hizmetler yarattığını söylüyor. Örnek olarak aşağıdakileri veriyor:

MubserMısırdaki Menoufia Üniversitesinde Khaled Shady tarafından yaratılan ürün, görme engelli kişilerin tanıdık olmayan alanlarda güvenli ve rahat hareket etmesine yardımcı olan bir giyilebilir teknoloji

Mellowcabs: Geri dönüştürülmüş malzemelerden yapılan bu elektrikli 3 tekerlekli araçlar, Güney Afrikalı girişimci Neil du Preez tarafından geliştirildi.

Saphon Energy: Tunuslu kurucular olan Hassaine Labaied ve Anis Aouini’nin Saphonian rüzgar tribünü geliştirdiği şirketin adı. Saphonian tribünleri, pervanesiz, dönme hareketi yapmıyor ve rüzgar enerjisini yüksek verimlilikle hidrolik basınca dönüştürebiliyor.

Cardiopad: Kamerunlu araştırmacı Arthur Zang tarafından geliştirilen ürün, ECG gibi kalp testlerini kablosuz olarak uzaktaki doktorlara iletebilen basit bir dokunmatik tablet.

Kadi Energy: Ganalı şirket, Paul-Miki Akpablie tarafından kuruldu. Güneş enerjisi ile şarj edilen uzun ömürlü, taşınabilir enerji bataryası ile, elektrik enerjisinden yoksun alanlara bunu götürebilmeyi amaçlıyor.

Afrikalı girişimciler sadece mühendislik, tasarım bilgisi ve yaratıcılıkla gündem yaratmıyorlar; aynı zamanda liderlik ve sosyal inovasyona ilişkin örnekler de ortaya koyuyorlar. Örneğin:

Global Minimum Inc: Sierra Leonede David Moinina Sengeh tarafından kurulan Global Minimum Inc. adlı şirket, ülkenin çocuklarını inovasyon laboratuvarlarına katılımını amaçlıyor.

She Leads AfricaKurucuları arasında Lagos’tan Yasmin Belo-Osagie’nin bulunduğu şirket, işinde üstün başarı yakalama ve böylelikle ve istihdam imkanı yaratma potansiyeline sahip olan kadınları belirliyor.

Tunisian Centre for Social Enterprise: Beyin göçüne karşı bir hareket olarak kuruldu ve iş yaratma konusuna odaklanmış genç ve yetenekli insanlara erişiyor.

Saisai WirelessTopluma bedava internet getirebilmek amacıyla 22 yaşındaki Zimbabweli Takunda Chingonzo tarafından kuruldu. Kendisi internetin, bir işletmenin giderlerini azaltmada ve toplumda inovasyonu güçlendiren anahtar konu olarak görüyor.

Peki bu girişimcilik ve yaratıcılık ruhu Afrika için ne getirebilir? Industrial Research Institute, dünya genelinde geleceğe yönelik gelişim ve inovasyon senaryoları çalıştı. Ortaya çıkan dört senaryodan biri Afrika’ya odaklanıyor.

Bu senaryoda; artan çevre duyarlılığı, gelişmiş dünyada doğal çevre haklarının ulusal yasaların koruması altına girmesine dayanıyor. Bu durum madencilik, tarım ve üretimde yeni projeleri aksatıyor. “Sıfır israf” ve “baştan sona yaşam döngüsü” temelli ekonomik modeller, 3D printing ve de-printing ile birleşince, hiper rekabetçi ve tedarikçinin değiştirildiği bir ekonomi yaratıyor. Bu ortamda big data ve etnografik müşteri analitiği, toplumun çok hızlı değişen arzu ve zevkine göre çok hızlı yeniden uyumlamayı mümkün kılıyor.

Gelişmiş ülkelerdeki doğal kaynakların kullanımı gittikçe kısıtlanırken, Afrika’nın görece bakir kalmış kaynak zenginliği kritik bir kaynak haline geliyor. Bu kaynaklar, Afrika ülkeleri tarafından yeniden ulusallaştırılıyor. Afrika batıyı, yeni ekonominin gelişmesinde geride bırakıyor. Massively Open Online Courseware (MOOC) ile Afrikalı öğrenciler, neredeyse sıfır maliyetle dünyanın en iyi eğitimcilerine erişim sağlıyor ve bilim alanında gelişiyorlar. Yüksek eğitimli yeni nesil Afrikalılar, Ghana’nın başkenti Accra’da organize oluyorlar. Yetkin iş gücü, doğal kaynaklardan gelen para ve üretim varlıkları yüksek şirketler, Silicon Valley’in bir benzerini 2038 yılına kadar oluşturuyor. Afrikalı şirketler; düşük giderleri, genç mühendis ve bilim adamlarından gelen yüksek inovasyon kabiliyeti ile rekabete girişiyor. Afrika’da üretilen inovasyonu, gittikçe fakirleşen gelişmiş ülkelere satıyorlar. İnovasyonun merkezi Afrika’ya kayıyor.

Özetle Afrika’nın doğal kaynak zenginliğine değil, insan kaynağı zenginliğine odaklanılmalı. Bunu yaptığınızda görecekleriniz sizi şaşırtabilir.

Etiketler