Rakiplerinize En Özel Sırlarınızı Vermemenin Yolları

Hangi sektörde olursanız olun, rekabet her zaman işinizin bir parçası olacaktır. Rekabetin büyük çoğunluğu koordine ve saygılı bir şekilde yapılırken, şirketler yine de kendi tescilli bilgilerini korumak adına ekstrem önlemler alabiliyor. Büyük bir ihtimalle doğru da yapıyorlar: İşverenlerin özverili çabalarına rağmen çalışanlar bazen istemeden ve kazara “gemiyi batırabilecek” sırları dillendirebiliyor.

Bu olay girişimcilerin ve küçük ölçekli işletme sahiplerinin başına da geliyor.

Pekiyi şirketler bu bilgilerin sızmasını nasıl önleyebilir? Her şeyden önce şirketlerin çalışanlarına neyi söylememeleri gerektiğine dair spesifik talimatlar vermeleri gerekiyor; özellikle de ofis dışındayken. Bu gibi sırlar genelde aşağıdaki durumlarda ağızdan kaçıveriyor diyelim:

Yolda yürürken. Evet yanlış duymadınız, yolda yürümek kadar basit bir hadise sırasında. Herhangi bir anda yürüyorsunuz, kendi işinize bakıyorsunuz ve bir şey sizi bir anda durduruyor: Beşinci Cadde’nin ortasında kesinlikle bahsedilmemesi gereken, hassas şirket bilgilerini aktaran bir ses.

Çoğu zaman bu durum zararsızdır; biri ya bir tanıdığı ya da iş arkadaşıyla laflıyordur, ancak kimin kulak misafiri olduğunu asla bilemez. O yüzden bu gibi durumlarda akıllı olmakta fayda var. Altın kural: Eğer toplum içindeyseniz, çenenizi kapalı tutun.

İş toplantıları. Potansiyel bir yeni müşteri için bir toplantıya katılıp, başkası tarafından bırakılan dosyalar veya oraya buraya saçılmış dökümanlarla karşılaştınız mı hiç? Bazen bu dosyalar tam da bir rakibin işine yarayabilecek sunum ve belgeler içerebilir. Bingo! Şimdi artık rakibinizin bu yeni müşteriyi elde etmek için izleyeceği yaklaşımı biliyor ve 1-0 öne geçmiş oluyorsunuz. Tek yapmanız gereken, saldırı planınızı oluşturmak. Bilgi, güçtür ve rakibiniz de size an itibariyle yüklü dozda güç vermiş oldu.

Burada verdiğimiz mesaj oldukça açık ve net: Toplantıya ne getirdiyseniz, yanınızda götürmeyi unutmayın. Nokta.

Uçaklar. Her birimiz bir konferansa ya da sektörel bir etkinliğe katılmak için uçağa binmişizdir. Bazen uçaktayken bilgisayarımızı açıp o önemli Powerpoint sunumunu tamamladığımız da oluyor, değil mi? Ancak bu gibi durumlarda farkında olmadığımız şey, aslında bir rakibin de büyük bir ihtimalle aynı konferansa veya etkinliğe gidiyor olabileceği. Siz de bu sunumu ulu orta açarak rakibinize potansiyel olarak avantaj vermiş oluyorsunuz. Bu gibi durumlarda bilgisayar ekranınızı açmadan önce çevrenize bir göz atmakta fayda var.

Bilgisayarlar ve cep telefonları. Fotoğraf çekiyor ve sosyal medyada yayınlıyorsunuz. Kulağa ne kadar masum geliyor, değil mi? Halbuki eğer fotoğrafa yakından bakarsanız, arka planda bir çalışanın bilgisayar ekranını görebilirsiniz. Belki de o sırada ekranda CEO’nun göndermiş olduğu bir mail vardır. Siz de tüm sosyal medyanın potansiyel bir kurumsal sırra ulaşmasına izin vermiş oldunuz.

Hepimiz 7/24 bağlıyız, bu bir gerçek. Ancak sosyal medyada bir post yayınlamadan önce işiniz ile ilgili herhangi bir şeyi içerip içermediğini kontrol etmenizde yarar var.

Kimseye sırlarınızı açıklamak zorunda kalmadan da rakiplerinize ayak uydurmanın pek çok farklı yolu var.

  • Rakibinizin haftalık e-mail bültenine üye olun.
  • Online haber bildirimleri kurun. Özellikle araştırmasını yaptığınız şirketteki kilit kişileri de bu haber filtrelerine eklemeyi ihmal etmeyin.
  • Rakibinizin basın bültenlerini yakından takip edin.
  • Rakibinizin sitesini düzenli olarak ziyaret edin.
  • Eğer bir rakip harika bir iş çıkardıysa, tebrik notu yollayın. Bu yaklaşım iki anahtar noktaya parmak basıyor: Öncelikle rakibinizin neler yaptığını takip ettiğinizi göstermiş olursunuz. İkinci olarak ise iyi niyetinizi belli edersiniz. Her şeyi geçtik, iyi karma olur.
Etiketler